TÜRK POLİSİ BİZİM GÖZBEBEĞİMİZDİR!

Bendeniz Polis ekmeği ile büyüdüm.  Polis çocuğu olmakla her daim iftihar ettim. Polislik mesleğinin ülkemizde şerefli ve haysiyetli mesleklerin en başlarında geldiğinden zerrece şüphem olmadı.

Vatandaşımızın haklı takdirini ve güvenini kazanan Polislerin babamız, kardeşimiz, ağabeyimiz olması bizler için tarifi olmayan bir duyguydu.

Bu duygu dünde öyleydi, bugün de öyle, yarın öyle olacak!

Sevgili Polis kardeşlerim!

Oldukça zor, oldukça güç ve meşakkatli ancak, bir o kadar da şerefli ve haysiyetli bir mesleğin mensuplarısınız!

Ve sizler Türk Polisleri, bizim gözbebeğimizsiniz.

Polis,  huzur ve güvenin teminatıdır.

Polise savrulan yumruk…

Polise sıkılan kurşun…

Polisi hedef alan her fiil.

Direkt olarak devletimize, devletimizin varlığına ve birliğine yapılmış sayılır.

Fransız İmparatoru Napolyon Bonaparte’nin  Polis Nazırı Kont de Fouche, yaklaşık iki yüz yıl evvel bakın ne söylemiş. “Herkesi affederim, kâtilleri, fahişeleri, hırsızları ve hattâ imparatoruma suikasta kalkışanı bile, fakat polise silâh çekeni aslâ; çünkü, polise sıkılan kurşun hedefini bulduğu anda ortada devlet diye bir şey yoktur.”

Kont de Fouche’nin bu sözü Türk ve dünya Polisi için bir düstur olarak kabul edilmiştir.

Polisimizin hiçbir zaman kanun ve nizamlara uyan, devletini ve milletini seven insanlarla bir problemi olmamıştır.

Polis, kanunsuzların, asayişi bozanların, hırsızların, uğursuzların, sahtekarların, bölücülerin, teröristlerin, vatan ve millet düşmanlarının korkulu rüyası olmuştur.

Bu mücadele uğruna söz veren ve adanmış bir ömre sahiptir Türk Polisi.

 

POLİS AĞABEYLERİMİ  DİNLEYE DİNLEYE BÜYÜDÜM!

Rahmetli babam Vedat Sunat, istisnasız bütün Polisler gibi fedakâr bir insandı.

Tatili olmayan, mesaisi olmayan, gecesi-gündüzü olmayan, ülkemizin, en şerefli mesleklerinden birinin mensubuydu.

Üniformasını arkadaşları gibi şerefle taşıdı.

Emniyet Müdürlüğü yaptığı dönemde, emrinde çalışan genç Emniyet Amirleriyle aynı yaştaydım.

“ O bizim babamız gibi derlerdi. Mesai içinde Müdürüm deriz, mesai bittiğinde abi diye hitap etmemizden hoşlanır.”

Rahmetli babamın bizler için, emrinde çalışan maiyeti için ve boynu bükük vatandaş için yapamayacağı fedakârlık yoktu.

Bu davranışı onun adeta hayat felsefesiydi.

Bana gelince; çocukluk yılları karakollarda geçen polis çocuklarından biriyim sadece.

Ancak, iyi bir avantajım vardı.

Polis ağabeylerimi dinleye dinleye büyüdüm.

 

BİR EVDEN BİR POLİS YETER!

Kayseri-Bünyan Ortaokulu son sınıftayım yıl 1965...

Elimde Polis Koleji giriş formu, okuldan sevinerek geldim. Ve sevincimi annemle paylaştım.

Polis çocuklarını tercihen alıyorlardı. Alıyorlardı ama babam ne diyecekti?

Akşam ezanları okunurken, Bünyan Emniyet Komiseri olan babam geldi.

Yüzü yine karmakarışıktı.

Zaten sinirli ve asabi olduğu zamanlarda annem de dahil ona hiçbir şey soramaz ve danışamazdık.

Akşam yemeği yendi. Annem kahvesini pişirdi. Babam birinci sigarasını ağaç ağızlığına taktı.

O sinirli hali üzerinden gitmiş, hatta kız kardeşimle şakalaşıyordu bile. Ayakta bir şey soracak gibi beklediğimi görünce;

- Söyleyeceğin bir şey var galiba dedi...

Annem araya girdi. Durumu özetledi.

Bende fırsattan istifade, hemen Polis Koleji formunu içeriden alıp geldim.

Arkadaşlarım ;

-Senin baban Komiser, senin Polis Koleji işi garanti diyorlardı.

Babam formu, dikkatle inceledi.

Evet diyeceğinden oldukça emin görünüyordum.

Anneme ve bana dönerek, formu yırttı attı;

-Bir evden bir Polis, yeter deyiverdi...

Sonra konuşmasını sürdürdü;

-Babam öğretmen dedi, senin de öğretmen olmanı istiyorum.

Babamın lafının üzerine laf söyleme şansımız yoktu. Annemin bile...

 

175 YILDIR, YANIMIZDA, YANI BAŞIMIZDA TÜRK POLİSİ!

Türk Polis teşkilatı 175 yıldan beri güzel Türkiye’min huzuru için, güvenliği için çalışıp, çabalıyor.

Yılmadan, bıkmadan, usanmadan. meslek aşkıyla ve ülkesine duyduğu sevgiyle.

Türk Polisi, gücünü yasalardan almanın yanında, en büyük desteği kendisine inanan ve güvenen milletinden alarak görevini bihakkın yerine getiriyor…

Bu öyle bir çalışma ki, 24 saat cansiparene çalıştığı günler o kadar çok ki, geriye dönüp baktığını gören de yok, bilen de…

Polisimizde en nihayetinde bir insan. Polisinde bir ailesi ve çocukları var. Dertleri var, sıkıntıları var.

İçinde bulundukları çalışma ortamının getirdiği zorlukları var. En önemlisi mesleğin getirdiği stres var.

Polisimizi anlamamız gerekiyor.

Güvenin ve huzurun teminatı Polislerimize destek vermemiz gerekiyor.

Onlar içimizden biri, onlar bizden biri. Canlarımız, sevdiklerimiz, ardından ağladıklarımız.

Ruhlarına Fatihalar gönderdiklerimiz, unutamadıklarımız. Babamız, amcamız, dayımız, ağabeyimiz, kardeşimiz hatta evladımız…

1994 yılının 14 Kasım’ında aramızdan ayrılan, rahmetli babam Vedat Sunat, bu şerefli mesleğin Polislikten başlamak suretiyle her kademesinde çalışarak, Emniyet Müdürlüğüne yükselmiş ve bu rütbeden emekli olmuştu.

Emekli olduğu yıllarda şöyle demişti; “Karakolun kapısından içeriye girdiğim andan itibaren hepinizi unuturdum!”

 

*****

Bugün Türk Polisinin, Bayramı, Bayram günü…

Başta İl Emniyet Müdürümüz Mustafa Aydın olmak üzere,

Türk Polis Teşkilatımızın ve Konya Emniyet Müdürlüğünde görevli bütün Polislerimizin 10 Nisan Polis Günlerini,

Polis Bayramlarını en içten dileklerimle kutluyorum.

Bu vatan için,

Bu bayrak için gözünü kırpmadan şehadete eren,

Vatanın fedakar evlatları, Şehit Polislerimize,

Hakkın rahmetine kavuşan Polis Ağabeylerimize, kardeşlerimize, 

Allah’tan rahmet diliyorum.

Mekanları cennet olsun.

Emekli olan Polis kardeşlerimize de bundan sonraki hayatlarında,

Sağlık ve afiyetler temenni ediyorum.

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum