Sefa Özdemir
Türkiye, hafızasını kaybetmenin arifesinde!
‘Hafıza-i beşer, nisyan ile malumdur’ derler…
Yani insan hafızası unutmaya meyillidir, unutur…
Ancak tarih unutmaz…
Tarihi de gerçekleri söyleyen medya yazar. Gerek yazılı, gerek görsel, gerek işitsel medya bu konuda muhteşem bir tarih arşivi niteliğindedir.
Özellikle yerel medya, şehirlerin hafızalarının kayıt altına alınmasında önemli bir rol üstlenmekte ve mükemmel bir arşiv niteliği taşımaktadır.
Dünde yaşanmışları öğrenmek isteyenlerin en önemli yazılı kaynağı hiç şüphesiz ki fî tarihindeki gazeteye bakmaktır. O gazete ki, en sağlam kaynaktır. Çünkü günü gününe tarihi not eder.
Kıymetli meslektaşlarım;
Kitabın ortasından yaptığım bu girişin sebebi de esasen, böylesi büyük bir hafızayı yazan kalem erlerini taltif etmeye çalışmaktır.
Dini bayramlar, resmi bayramlar, resmi tatil günleri toplumun kahir ekseriyetinin dinlendiği, birlik ve beraberlik ruhunu doyasıya yaşadığı, belki zaman ayıramadığı ailesi, sevdikleri, sevenleri ve akrabaları ile zaman geçirebilmek için fırsat olarak gördükleri müstesna zaman dilimleridir.
Ancak bizim mesleğimizin de makus bir talihi var ki; Çalışmak!
“Gazetecinin mesaisi olmaz” denir… Kim demiş bilmiyorum ama bu anonim söz çok yerinde ve isabetli bir söz olmuş.
Toplumun işten güçten el etek çektiği zaman dilimleri biz medya çalışanları için daha çok efor harcayıp, daha çok çalıştığı zamanlar olmaktadır.
Çünkü şartlar ne olursa olsun, gün hangi gün olursa olsun fark etmeksizin hayat devam eder. Hayat devam ettiği sürece, insana doğrudan etki eden birçok gelişme yaşanır. Geniş kitlelerin yaşanan her türlü gelişmeden haberdar olması için yani en temel insan haklarından biri olan haber alma hakkının teslim edilmesi için biz medya çalışanlarının da dursuz, duraksız, amansız bir şekilde çalışması gerekir.
Belki de bayramlar gibi böylesi özel zaman dilimlerinde çalışıyor olmak meslektaşlarımızın içinde bir sızı olarak hep var olagelmiştir.
Ama ne edersiniz ki, bu da bizim mesleğimizin cilvesidir. Biz çalışmazsak tarihi notsuz, toplum habersiz kalır.
Belki yeri gelir örseleniriz, yeri gelir öteleniriz, yeri gelir hedefe konuluruz…
Yeri gelir yazıp söylediklerimiz birilerinin canını acıtır, içine dert olur. Ama haktan ve hakikatten yana olan tavrımızdan ödün vermediğimiz sürece gerçekleri haykırdığımız müddetçe bizim içimiz rahat, gönlümüz ferah ve alnımız ak olur.
Ya olmazsak?
Toplumla o kadar iç içeyiz ve toplumun o kadar önemli bir parçasıyız ki, parça değil bütünün en önemli sacayağıyız diyebiliriz.
Bu önemli misyon aslında varlığımızın kıymetinin bilinmemesini de beraberinde getirebiliyor. Ama olmadığımız bir alternatif düşünüldüğünde ne kadar kıymetli olduğumuz anlaşılabiliyor.
Gelişen ve değişen dünya düzeni bizi de doğrudan etkiliyor. Sorumluluklarımız aynı olmakla birlikte işimizin işleyiş şekli değişiyor. Bu değişikliğin temelinde de teknoloji bulunuyor. Elbette ki tüm medya kurumlarımız kıt kaynaklarını en iyi şekilde değerlendirerek kendini günün koşullarına göre yeniliyor. Medya mensuplarımız da aynı şekilde bilgi ve beceri alanlarını genişletiyor.
Teknolojinin toplumun en tabanına yayıldığı bir ortamda dijitalleşmenin getirdiği yozlaşma sorunu da burada baş gösteriyor. Özellikle sosyal mecralarda paylaşılan her bilgi sorgusuz sualsiz mutlak doğruymuş gibi kabul görebiliyor. Bir deli kuyuya taş atıyor, kırk akıllı onu çıkarmak için uğraşıyor…
Bu ortamda yerel medya her geçen gün kan kaybediyor. Yerel kan kaybederken, yaygın medya ne yapıyor dersiniz? Her yerde umarsızca, değer kaygısı gütmeksizin boy gösteriyor.
Peki ne yapılması gerekiyor?
Bu aşamada da şehrimizin yöneticilerine, yerel yönetimlere, merkezi hükümetin temsilcilerine ve sivil toplum örgütlerine büyük görev düşüyor.
Bizi yani, yerel medyayı yalnız ve sahipsiz bırakmayın. Aksi halde yerel demokrasi de kültür de şehirlerin hafızaları da kaybolmak ve yok olup gitmek gibi büyük tehlikeyle mücadele etme noktasında zayıf düşebilir.
Bu düşüncelerle Kurban Bayramı’nızı kutluyor, sevdiklerinizle birlikte nice mutlu bayramlar diliyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.