1. YAZARLAR

  2. Uğur Özteke

  3. “Akıncı abiler kapitalist, Devrimci abiler İslamcı”
Uğur Özteke

Uğur Özteke

Yazarın Tüm Yazıları >

“Akıncı abiler kapitalist, Devrimci abiler İslamcı”

A+A-

İzninizle bugün siyasetin dedikodusundan, şehrin stresinden uzak çok sevdiğim saydığım ve nerede ise her dediğini yapmaya çalıştığım bir abimiz ile bir dostumuz ile yaptığımız sohbetten bazı konuları sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Hani geçen haftalarda Beş Yol Akıncıları’ndan söz etmiştik ya. Allah onlardan razı olsun. Bu ekibin tanıdık tanımadık öyle güzel insanları ile öyle samimi ve içten sohbetlere şahitlik ettik ki. Bu vesile ile o abilerimize ve de dostlarımıza tekrar huzurlarınızda teşekkür ediyoruz.

Bugün de o yazımızdan sonra görüştüğümüz Uluırmak Akıncıları, Kalfalar Akıncıları, Ak Çeşme ve fuar bölgesinde duvar yazısı çalışması yapan dostların hatıralarını dinledik. Rahmetli Erbakan Hoca’nın, kulakları çınlayasıca Mehmet Keçeciler’in o zamanın gençleri olanlara yaptığı özel nasihatleri dinledik.

İşte hatıraların su gibi akıp gittiği sohbetlerin birinde bu abimiz dertlendi dertlendi ve derin bir iç çektikten sonra “Ahhh Uğur abi ahhh. O günlerin Akıncı ağır abileri bugünün kapitalisti, o günlerin hızlı devrimci abileri de senden benden daha hızlı İslamcı oldu”… diyordu.

Bu abimizin bu ağır! Cümlesine biz yorum yapabilecek kapasitede değiliz.

Onun için tek diyeceğimiz her şeyine rağmen o günler güzel günlermiş…

YEŞİL KONYA’DA GRİ YAŞAM

Bir eski kalıp cümleden yola çıkarak “Konya nereye koşuyor?” demeliyiz artık. Sahİ kadim şehrimiz nereye koşuyor?

Kimse kızıp darılmasın ama Yeşil Konya’dan gri bir şehir ortaya çıkmış durumda desem bana katılır mısınız?

Şöyle ki ne olur çevrenizdeki insanlara biraz daha dikkatlice bakın.

Tramvayda, otobüste, Şems Parkı’nın banklarında asık yüzler ve de mutsuz görünümlü insanlar, öfkeli kalabalıklar ve daha niceleri …

Belki biraz iddialı bir cümle olacak ama sanki şehrimiz yavaş yavaş karamsarlaşıyor mu?

Heyecansız yüzlerce yönetici şimdiden “Kim kesin Milletvekili olacak?” sorusuna cevap arıyorlar.

Oysa dün olduğu gibi bugün de “Konya için ne yapabiliriz?” sorusu sorulmalı ve bunlara cevaplar aranmalı öyle değil mi?

Ne festivali, ne eğlencesi, ne bir kültür sanat etkinliği, ne sineması, ne tiyatrosu kalmamış şehirde, gençlerimizin omuzlarında sanki dünyanın yükü, yorgunluk, küskünlük, umutsuzluk almış başını gidiyor. Avrupa’da Amerika’da bir tane üniversitesi olan şehirlerde hayat coşkuyla akarken 4 üniversitemiz var, beşinci ha bugün ha yarın öğrenci almaya hazır ama kalabalıkları coşturacak tek bir faaliyet bile yok.

Neymiş “Kim milletvekili olacak?”mış.

Allah aşkına bu iş bu kadar mı önemli?

Sanki kadim bir şehir iklimsel kuraklık gibi sosyal hayatta da solup kuruyor. Bırakın kitap okuma festivali yapmayı öyle elle tutulur gözle görülür ülke çapında ses getirecek doğru dürüst bir etkinlik bile yok şehrimizde.

Hz. Mevlana’yı anma haftasını saymazsak tabi.

Yollar açılıyor, meydanlar yapılıyor, güya insanlar birbirine hızla yaklaştırılıyor ama bir bakıyorsunuz, insanlar birbiriyle buluştuğu anda kavgaya tutuşuyor. Şehrin sokaklarında, caddelerinde, meydanlarında paylaşımlar azaldıkça şehirde yaşayan insanlarımız birbirine düşman haline geliyor.

Her şeyin değiştiği gerçeği her şeyin değişirken eskiyi aratır hale geldiği gerçeğinin üzerine örtülüyor. Mutlu, huzurlu, yeşil kentin insanları gri bir yalnızlık ve çaresizliğin pençesindeymişçesine telefonlarına, bilgisayarlara, evlerine dizi seyretmek için kapanıyorlar.

Ne kışın tadını çıkaran ve ne baharın ne yazın keyfini sürdüren insan toplulukları var.

Şehirler, sokaklar, caddeler, meydanlar öldüğünde ölür.

Sokakları, caddeleri, meydanları canlandıranlar ise düzenlenecek festivaller, etkinlikler. Coşkulu kalabalıklar yerine yalnızlığa bıraktığında geri dönüş için artık çok geçtir.

“Kim milletvekili olacak?” sorusundan çok “Bu şehir nasıl canlanır, eski sıcak, eğlenceli, coşkulu günlerine nasıl kavuşabilir?” sorusunu sormanın zamanı gelmedi mi? Yoksa artık koltuklar şehrimizin canlılığından, coşkusundan, üretiminden… daha mı değersiz?

Nerede yeşil, huzurlu, mutlu, ümitli Konya, nerede benim sevmediğim gri Konya?

Ankara için yarışanlar bunları da düşünsün derim. Gri de bir renk diyenlere, “Konya’mız yavaş yavaş ölüyor beyler, haberimiz var mı?” diye de sormak istiyorum.

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Bazen ya susmak yada suskunluktan daha kıymetli bir söz söylemek gerekir.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Cennete ulaşmaya çalışırken, Cehennemi yaşamayı ve yaşatmayı bıraktığımızda ADAM oluruz!

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

4 Yorum