Ahmet Çapanoğlu

Ahmet Çapanoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

İNFAK ETMEK

A+A-

Geceyi ayakta tutmak gerekir. İşte ömür geldi geçiyor, kaç geceyi ayakta tutup geceye selam verdik. Kaç geceyi Rahman’a dua ile karşıladık.

Kaç sabahı huzuru ilahide olduğumuzu hatırlayarak uyanık olup mutlulukla karşıladık.

Yanarım bunca geçen zaman içerisinde sabahı diri olarak karşılamadığım, gaflet uykusunda kaldığım anlara.

Neler kaçırdığımızın farkında olmadan geçirdiğimiz bir ömür.

Uyku; belli bir zaman öncesine kadar uzmanlar tarafından deliksiz yapılan uyku tavsiye edilirken, bugün gecenin herhangi bir vaktinde bölünen uykunun daha faydalı olduğu anlatılmaktadır. Yüzyıllar öncesinden tavsiye edilen gece uykusunun bölünmesi. Her anında bir kerametin gizli olduğu ve sırlarla kaplı olan geceye hükmetmek, teheccüde kalkıp şeytanın üzerimize örttüğü gaflet uykusunun bölünmesinin fazileti oluyor.

Geceye hükmetmek, ruhunla, bedeninle dimdik ve uyanık kalıp Rabbine teslim olmak, Rabbinle söyleşmek, O’nun huzurunda olduğunu bilerek iki rekât namaz kıl, iki damla gözyaşı dökmek.

Üç aylar; Recep, Şaban ve sonunda Ramazan. Kulun Rabbine 365 gün sadık kalması gerekliliğini kimse inkâr edemez ama bu üç aylarda özelliklede ramazan ayında insanın gecesinin gündüzüne karışması gerekir. Tamamen ibadet ekseni içerisinde yaşayıp affa ve mağfirete kavuşacağımız, belki de bugünlere bir daha erişemeyeceğimiz için geceyi uyanık kılmak, gecelere hükmetmek gerekir.  

Sevgilinin huzuruna, kimsenin görmediği, kimsenin duymadığı anda çıkmak,  o huzurda bulunmak ve kendini salmamak için diri olmak gerekir. Bölelim uykumuzu, bölelim ki gecenin o saatinde kimsenin görmediği anda, bizi riyadan koruyan Rabbimizle baş başa kalalım.

Gecenin on birle üçü arasında insan vücudunun salgıladığı biyolojik enerji, coşkuyla zirveye ulaşmaktadır. İşte bu biyolojik durumu bilmeden gecenin kör saati tabir ettiğimiz o an, ama vücudun en sağlıklı ve biyolojik olarak doruklara ulaştığı anda huzura davetiyeniz varda hiç kimse farkında değil.

Cenab-ı Hak, Ali İmran 92’de, “sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe (harcamadıkça, sarf etmedikçe) gerçek iyiliğe asla erişemezsiniz. Her ne harcarsanız Allah(cc) onu hakkıyla bilir” buyuruyor. Bu ayeti celile ışığında infak, harcama derken yalnızca yaptığınız yardımların mı kast edildiğini zannediyorsunuz? Dikkat edin, ayeti Celile’de cenabı Allah(cc) “sevdiğiniz şeylerden” buyuruyor. Yani, insanın en çok sevdikleri arasında başı çekenlerden mal ve servetinin yanında uyku da gelmektedir. Zengin olsun, fakir olsun her ikisinin de ortak zenginlikleri olan en büyük servetleri uyku değil midir? İşte bu uykudan infak, yani uyanmak, hem vücut sağlığını hem de Rabbinin verdiği bu en büyük servet karşılığında O’na feda etmen, harcaman gerekmektedir. Sevgiliye en büyük servetinden bağışlamak gerekmez mi?

Kemale ulaşmak için şükrünün edası gerekir. İşte uykuda infak, Rabbin için, en sevdiğin için, O’nun sana lütfettiği en büyük nimet olan uykudan vazgeçmek. Uykudan infak edip Rabbin için uyandığın, kimselerin görmeden, riya oluşmadan yaptığın şükründür.

Seni herkesin unutup anmadığı zamanda bile seni anan, seni nimetlendiren Allah’ını(cc)  hatırlama zamanı. Sen, O’nu herkesin unutup gaflet uykusunda oldukları zaman an, O’nu tespih et, O’nu Hatırla!...

Vakit geçmeden sevdiğin için bir gece olsun uyuma.

Aşkla uykudan vazgeçilecek bir Feda gecen olsun,

Dualarda buluşmak dileğiyle

Selam ve dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT