1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Erkan Türkmen

  3. Mevlana ve Vahdet-i Vücut-2
Prof. Dr. Erkan Türkmen

Prof. Dr. Erkan Türkmen

Yazarın Tüm Yazıları >

Mevlana ve Vahdet-i Vücut-2

A+A-

Üzüm ve Dört Arkadaş:

Bir adam, dört arkadaşı için bir derhem (para) verir. Bunun üzerine, İranlı olan arkadaşı: “Ben ‘angur’ isterim” , Arap olan : “Ben ‘unab’ isterim,” Türk olan : “Ben sizin istediklerinizden istemiyorum; ben ‘üzüm’ istiyorum “ ve Rum olan arkadaşı ise, bu sözleri duyar ve şöyle der : “Hayır! Ben ‘stafili’ isterim”. Bunun üzerine bir kavga başlar ve bu sırada çok dil bilen bir âlim oradan geçmektedir. Âlim; “Bana parayı verin ve bu meseleyi halledeyim” der. Parayı ona verirler. Âlim hemen gidip, çarşıdan üzüm alır ve yanlarına gelir. Bunu gören dört arkadaş hepsi bir ağızdan; “Eyvallah! Hepimiz zaten bunu istiyorduk” derler.  (Mesnevi, II/3681 v.d.)

 “Şekillerde kalırsan putperest olursun

  Şekilleri bırak manaya göz at

  Hacca giden hacıyla dost olursun

  Hindu, Türk ya ki Arap kim olursa olsun

 Onun rengine ve şekline bakmayasın

 Onun iradesine ve uyumuna bakasın

 Siyahî de olsa o sana uymuştur

 Sen onu beyaz olarak gör çünkü o sana uymuştur”.

                   (MI /  2894-2895- 2896)

 

4-Aynı konu ile ilgi şaşı çırağın hikâyesi:

“Bir usta şaşı çırağına “İçeriye git ve bana oradan o şişeyi al de gel” der. Çırak hemen içeriye gider fakat şaşı olduğu için tek şişeyi çift görür ve geri döner ustasına sorar “Burada iki şişe var. Hangisi istiyorsun?” Usta, “Oğlum tek şişe var, iki tane değil” diye haykırır. Çırak ısrarla, “Ama burada iki tane var” deyince ustası “Oğlum o ikici şişeyi kır” der. Çırak o şişeyi kırınca ortada başka şişe kalmaz ve kendi gözünde arıza olduğunu anlar”(M I 327-).

Köpük ve deniz

 

 a)Kim ki köpüğü görürse, onu anlatır durur

    Kim ki denizi görürse, hayran kalır

    Kim ki köpüğü görürse, hayaller kurur

    Kim ki denizi görürse, gönlü deniz olur

    Kim ki köpüğü görürse, saylarda kalır

    Kim ki denizi görürse, şuurunu kayıp eder.

    (M V 2908-9-10)

 

b) Allah’ın zahiri tecellilerini gören hayran olup hayaller kurur, hesap kitap yapar (bilim adamları gibi). Amma hakikat denizine ulaşanlar ise hayret makamından geçerek düşüncelerin ötesine geçerler. Akıl ve irade Allah’ın eline geçer.

 

Vahdet denizi

 

 

  
  
 

a)Ey insan, Allah korusun, sen saman çöpü değilsin incinin kıvancısın

   Sen deniz ve dalgalar arasında en yüce varlıksın

   Bu vahdet denizidir, burada eşitlik vardır; balık ta inci de aynı dalganın ürünüdür

  Ey olmasızlıklar ve ona eş olan hayaller o deniz ve temiz   dalgalardan uzak durun

  O vahdet denizinde eş olma ve şaşkınlığa yer yoktur

Ama aptal insana ne söyleyeyim ki?

Ey putperest! Mademki sen iki görenlerin ortağı oldun

Seninle müşrikler gibi konuşmalıyım

O vahdet (birlik) anlatılamaz ve durumlara da bağlı değildir

Bu sahada (alemde) ikilikten başka söze sığmaz

Şimdi ya aptallar gibi bu ikiliği yut; ya da ağzını kapat ve sus

Ya da bazen konuş, bazen sus; bazen de aptalca davul çal, vessalam.

(M VI 2030-)

 

b)Sen saman değil bilakis öteki alam ait değerli incisin. Orada birlik vardır çünkü Allah birdir ve Allah birliği sever. Bu yüzden ibadet hanelerde, kilisede, Mekke’de ve camilerde insanın biraya gelmelerini ister. Gelin Yunus’a kulak verelim:

Hak cihana doludur,
Kimseler Hakkı bilmez
O'nu sen senden iste,
O senden ayrı olmaz

                           Dünyaya inanırsın,

Rızka benimdir dersin,

Niçin yalan söylersin,

Hiç, senin dediğin olmaz

 

Dünyaya gelen geçer,
Bir bir şerbetin içer
Bu bir köprüdür geçer,
Cahiller onu bilmez

 

Gelin tanış olalım,
İşin kolayın tutalım
Sevelim sevilelim,
Dünya kimseye kalmaz

 

Yunus sözün anlar isen,
Mani'sini dinler isen
Sana iyi dirlik gerek,
Bunda kimseler kalmaz

 

ve:

Baştan ayağa değin, Haktır ki seni tutmuş

 Haktan ayrı ne vardır, Kalma guman içinde

         Bir isen birliğe gel, ikiyi bırak elden

                                                 Bütün mana bulasın, sıdk u iman içinde

5-Tekliğe diğer örnekler:

 

Bazıların yolları yanlış tan olsa dinler ve inançlar özde hep aynı Varlığı kast eder. Fih-i Mafih’de Mevlana namaz ve ibadet her peygambere göre ayrı olabilir ama manası (maneviyatı) aynıdır ve Mesnevide şu örnekleri verir:

 

                1)Şekle bakıldığında iki göz var ama görme nuru

             tekdir

            On lamba bir araya gelse, her biri görüntü

            bakımından ayrıdır

            Aydınlılarına bakınca ışık bakımında hepsi

            aynıdır.

            (M I 676-678)

 

          b) Dünya görüntülerinde çokluk görünse de

              özlerinde tekliğin hakim olduğunu görürüz.

              İki ayrı göz varsa da görevleri ortaktır.

              Lambalar da öyle.

 

               2-Ama ezdiğinde hepsi de bir olur

          Mana alemde sayılar ve çokluk yoktur

         Mana alemde ayrılık ve bireysellik yoktur.

                      (M I 680)            

                 b) Meyveler ayrı görünse de özleri birdir.

                     yani diğer kimyasal sıvılardan oluşur

                     ortaklığı sağlayan sudur.

 

          3)Mana alemde sayılar ve bölümler yoktur

            Parçalar ve bireysellikler yoktur

           Bu isyancı şekli gamla, kederle erit gitsin

Ki onun altında hazine gibi gizli olan vahdeti göre bilesin.

            (M I 681-683)

         b)Bu görsel âlimin aldatıcı şekil ve renk renk görüntülerin perdelerini kaldır ve ardındaki çokluğu olmayan gerçekleri gör. 

         

 

Nefis tekliğe geçmedikçe putperesttir. Yani şekillere ve zahiri çekiciliğe hayran olup tapmaya başlar.

         4-Putların annesi nefsimizin putudur zira asıl put

          Yılan ise nefsin putu ise ejderdir (daha büyük

          yılandır)”.

 

     Tohumlardan yağ elde ederiz ve bu yağın kaynağı yine sudur. Fakat yağ suyun zıddı gibidir.

Diken ve çiçekler de aynı kaynaktan oluşur ama bitki için önemli denge sağlar. O halde tezatlık gerçek değil geçicidir. Dünyadaki zıtlıklar da öyle.

 5- Bu ebedi ışın insana farz oldu, mum ışığı farz olmadı

Mum eğer ateşte tamamıyla yok olursa, mum ne ışığı kalır ne de eseri kalır.

(M V 678)

 

b)Mum yani insanın bedeni aşk ateşiyle yanıp yok olunca o kalıcı farz olan ruh ebedi olarak kalır.

 

6-Mecnun ve Leyli (Vahdet Örneği):

  a) Mecnun Leyli’yi çok düşününce hastalanır ve doktor ondan kan almak ister.  Mecnun feryadı koparır. Doktor, “Sen aslan, kaplan gibi yırtıcı hayvanlardan korkmazsın bu neşterden niye korkuyorsun?” Mecnun, “Ben neşterden, iğneden korkmam ki benim sabrım en sert kayadan daha sağlamdır. Ne var ki vücudum Leyli ile dolmuştur. Midye misali bedenim Leylinin incisiyle dolmuştur. Aklı olan kimse benim ve Leyli arasında hiçbir fark olmadığını bilir. Leyli kimdir? Benim ve ben kimim? Ben Leyli’yim. İki bedende bir ruh gibiyiz”

(M V 1999- ) 

b)Tasavvufta maddi aşkın manevi aşka dönüşme konusu da çok işlenmiştir. Âşık ile maşuk ruh olarak birleşirler ve “sen ben oldun, ben de sen oldum” teması ortaya çıkar. Ruh olarak insanlar bir tek kaynağın parça buçuklarıdır. Allah ile uyum sağlayan ruhlar birleşirler ve ayrılık ortadan kalkar.

a)Müminler görünüşte ayrı ayrı görünebilirler

   Vücutları ayrı olabilir ama ruhları birdir

    Ayrılık hayvan ruhlarında olur

   Ama tek ruhluk insanlarda olur.

   (M IV 408 ve M II 188)

b)Bu düşünce Mevlana Kuran’daki “Mümin müminin kardeşidir, bu yüzden aralarında barış yapın ve Allah size acısın diye takvada bulunun” (Hucurat 10)ayetten almıştır. İyi insanlar ve bilhassa müminlerin ruhu tek bir kaynağa bağlıdır.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT