1. YAZARLAR

  2. İsmail Detseli

  3. Neden Asımın nesli?
İsmail Detseli

İsmail Detseli

Yazarın Tüm Yazıları >

Neden Asımın nesli?

A+A-

Büyük ve milli şairimiz Mehmet Akif Ersoy’un şiirlerinde bahsettiği Asım kimdir? Biz neden “Asım’ın Nesli”yiz? Merak eden araştıran bir millet değiliz. “Bu Asım kim?” desek sanırım bu soruya insanımızın yüzde 10’u cevap veremez. Şu dizeleri çok iyi biliriz:

Asım’ın nesli diyordum ya nesilmiş gerçek.
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.
Şüheda gövdesi, bir baksana, dağlar, taşlar...
O, rükû olmasa, dünyada eğilmez başlar.
Yaralanmış temiz alnından, uzanmış yatıyor.
Bir Hilal uğruna ya Rab ne güneşler batıyor!

Akif in işaret ettiği Asım’ı tanımak için, İslam dininin yayılmasında Resul-i Zişan efendimizin ve onun ashabının çektikleri zahmetleri Bedir’i Hendek’i okuyarak öğrenebilirdik.

Asım, Ashab-ı Kiram’dan Peygamberimiz’in arkadaşı Medineli, künyesi Ebu Süleyman. Muhterem sahabi Hz. Ömer’in kayınbiraderidir Hz. Ömer’in eşi Cemile b. Sabit’tir. Asım’ın bütün hayatı Allah yolunda İslam’a hizmetle geçmiş çok güzel ok atan ve savaşlarda Müslümanlara çok fayda sağlayan bir zattır. Hicretten önce Müslüman olmuştur.

Uhud savaşında müşriklerin sancaktarı Müsafi bin Talha’yı ve onun kardeşi Haris b. Talha’yı ok ile öldürmüş bu iki azılı müşrik olan kişilerin anası Sülafe Binti Sa’d, Hz. Asımın kafatasından şarap içmeye yemin ederek Asımın başını kesip kendisine getirene yüz deve mükâfat vaat etmiştir.

Uhud savaşından sonra savaşta yakınları öldürülen müşrikler Müslümanlardan intikam almak için bazı sinsice planlar hazırladılar. Aralarından bir heyet çıkarıp Medine’ye gönderdiler. Resülullah’a “Bizim kabilelerimiz İslam’ı kabul ettiler yalnız Kuran’ı öğrenmeye ihtiyaç var bunun için bize birkaç öğretmen gönderir misin?” dediler. Peygamberimiz de Asım’ın başlarında olduğu on kişilik bir heyeti bu elçilerle birlikte yolladı. Yolda Hüzeyl kabilesi topraklarında bir subaşında konakladılar. Bu sırada yanlarında bulunan kabilelerdeki heyetten biri, bir bahane ile onların yanından ayrıldı. Hemen yakındaki Lıhyanoğuları’na varıp durumu haber verdi. Çok geçmeden de bu kafilenin çevresi sarıldı. Gelenler 200'den fazla silâhlı eşkıyaydı. Bu Lıhyanoğulları mensubu kişiler, esir ticâreti ile geçimlerini sağlarlardı. Bu sebeple, öğretmenlere teslim olun ve canınızı bari kurtarın teklifinde bulundu eşkıyalar. Asıl niyetleri onları diri olarak ele geçirip Mekke’de köle olarak satmaktı.

Sahabe heyeti müşriklerin tekliflerini hemen reddettiler. Âsım bin Sâbit “Ben hiçbir zaman müşriklere el sürmemeye ve müşriklerden hiçbirini de kendime dokundurmamaya karar vermiştim. Onların sözlerine kanarak kâfirlere teslim olmam” deyip ellerini açarak şöyle bir dua etti: Allahım! Peygamberini durumumuzdan haberdar et, cesedimi de müşriklerden uzak kıl… Allahüzülcelal Hz. Âsım'ın duâsını kabûl buyurdu. Âsım bin Sâbit müşriklere haykırdı. Biz ölmekten korkmayız dedi ve sadağındaki yedi oku çıkarıp attığı her ok ile bir müşriki öldürdü ardından mızrakla saldırdı çoklarını da onunla öldürdü. O ve diğer sahabiler kahramanca savaştılar. İki yüz kişiye karşı on inanmış ölesiye çarpıştılar. Köle ticaretçisi müşrikler Sülafe binti Sa'd’a satmak için Âsım bin Sabit'in başını kesmek istediler. Fakat Allahü teala Hz. Âsım bin Sabit'in yaptığı duayı kabul ettiği için mübarek cesede el süremediler. Allah (CC) bir arı sürüsü gönderdi. Bulut gibi Asım’ın cesedi üzerini adeta örttüler. Hiç bir müşrik ona yaklaşamadı.  Ve bırakın akşam olunca arılar onun üzerinden dağılır, biz de başını keser alır amacımıza ulaşırız dediler. Akşam olunca şanı yüce olan Rabbimiz hiç bulut yok iken bir yağmur gönderdi görülmemiş bir yağmur yağdı ardından sel geldi ve Asım bin Sabit'in cesedini alıp bilinmeyene götürdü ceset bulunamadı. Ne kadar aradılar ama yoktu bunun için müşrikler Asım bin Sâbit'in hiçbir yerini kesmeye muvaffak olamadılar.

Yüce Allah İnananları böyle koruyor.

Dostlar Asım’ın nesli olmak da budur. Cesaretli cihad ruhuna sahip, şehadete sevdalı bir nesil olmaktır. Çanakkale’nin ruhu Bedir’in ruhundan farklı değildir. Her ikisi de ölüm kalım savaşıydı. Hak-Batıl savaşıydı. Türk ve İslam ordularının iki yüz yıldır katıldığı bilhassa Çanakkale ve Kurtuluş savaşları Allah’ın dini yeryüzünde hakim olsun diye yapılan bir kavganın mücadelesiydi. Vaazlarıyla milli mücadeleyi diri tutmuş bir şairin Asım sembolü işte o Asım ve O’nun neslinden bayrağı gururla taşıyacak olanlardır. Allah’ın bir avuç mü’mini meleklerle desteklemiş olmasının mucizesi imandan başka neyle açıklanabilir?!

Selam ve dua ile…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT