1. YAZARLAR

  2. Oktay Mermer

  3. Örnek devlet adamı Rahmetli TÜRKEŞ
Oktay Mermer

Oktay Mermer

Yazarın Tüm Yazıları >

Örnek devlet adamı Rahmetli TÜRKEŞ

A+A-

 

Anayasa’nın zorunlu kıldığı seçim hükümeti için Başbakan Ahmet Davutoğlu tarafından MHP kontenjanı için yapılan bakanlık teklifine “evet” diyerek siyasette ve partisinde deprem yaratan MHP Genel Başkan Yardımcısı ve Başbakan Yardımcılığı’na getirilen Tuğrul Türkeş, Başbakan Davutoğlu’nun seçim hükümeti için yaptığı bakanlık teklifini kabul edince partisinden büyük tepki gördü.

Türkeş, AK Parti ve HDP’li üyelerin yer aldığı bir hükümette bir MHP’li olarak bakanlık yapmayı kabul etmesini; Türkiye’nin içinde bulunduğu koşullara, devlet adamı anlayışına ve ülkücü hareketin lideri, babası Alparslan Türkeş’in verdiği devlet terbiyesine bağlıyor.

Gazeteci Sayın Emin PAZARCI geçen bir kanalda yayına bağlandı şunları dedi.

Yanında kimsenin olmadığı, hayatını tek göz bir hastane odasında iki inzibat erinin gözetiminde devam ettirdiği ve sadece ailesi ile görüşebildiği yıllarda Türkeş'le birlikteydim. 
Yollarımız Ankara'daki Askeri Mevki Hastanesi'nde kesişti. Türkeş, MHP ve Ülkücü Kuruluşlar Davası'nın idamla yargılanan 1 numaralı sanığıydı. Ben de askerlik görevimi yapıyordum.
Pijamalarımızla koridorda gecenin geç saatlerine kadar volta atıp sohbet ediyorduk...
Tepkiliydi...
Kenan Evren ve Milli Güvenlik Konseyi Üyelerinin kendisine husumet beslediklerini, hatta öldürmek istediklerini düşünüyor, haksızlığa uğradığına inanıyordu.
Bu arada, bazı eski yol arkadaşları ile mücadele ediyordu. 
Çünkü, hastaneden Milliyetçi Çalışma Partisi'nin (MÇP) kuruluş çalışmalarını yürütürken engellerle karşılaşıyordu. Şimdi isimlerini yazıp polemiğe yol açmak istemiyorum, ama bazı isimler bu organizasyona şiddetle karşı çıkıyordu.
Sıkıntılıydı...
Alparslan Türkeş serbest kaldı ve hareketin başına geçip bıraktığı yerden mücadelesine devam etti. İlginçtir, tutuklu olduğu dönemde kendisine karşı bayrak açan isimleri de yanına aldı. Hiç birisi için kin tutmadı, düşmanlık beslemedi. Hatta onları partinin yetkili organlarına getirdi. "Beni öldürmek istiyor" dediği Kenan Evren'e karşı da aynı tavrı gösterdi. O'na bile kin tutmadı, düşmanlık göstermedi.
Evren'in Devlet Başkanı olduğu dönemde Çankaya Köşkü'nde Cumhuriyet Bayramı için bir resepsiyon veriliyordu. Darbenin mağdurlarından Süleyman Demirel ve Alparslan Türkeş de davetliler arasındaydı.
Önce Demirel'le Evren el sıkıştı. Bu büyük bir olaydı ve peş peşe flaşlar patladı.
Bu sırada gazeteciler Evren'e "Türkeş de salonda" dediler. Evren ise sadece "öyle mi" tepkisini verdi.
Salonun bir köşesinde tek başına duran Türkeş'in yanına gittim.
"Demirel ve Evren el sıkıştılar" dedim. Evren'in, kendisinin de salonda bulunduğundan haberdar olduğunu söyledim.
Türkeş "öyle mi" deyip, Evren'in bulunduğu tarafa doğru yürümeye başladı:
- Oğlum,  Devletin başındaki isimdir.
Yanına gitmemek olmaz.
Gitti, daha düne kadar kendisini yok etmeye çalışmakla suçladığı Evren'in elini sıktı.

İşte Türkeş böyle bir insandı. Davasına inanan, değerlerinden taviz vermeyen, mücadeleci, ancak aynı zamanda uzlaşmacı bir insandı.  Kin ve nefret duygularıyla değil, aklıyla hareket eden bir dava adamıydı.

Sayın Tuğrul TÜRKEŞ;

Sayın Başbakan,  Başbakan Yardımcılığı teklifinde bulundu. MGK’da yer almak benim açımdan çok önemli. Türkiye uçurumun kenarına gelmiş, anarşi, terör azmış. Bir tekme de ben mi vursaydım? Ben Türk milliyetçisiyim. Bunu seyredecek değilim. Sonuna kadar mücadele ederim.

Ben Türkeş’in oğluyum. Ben kim olduğumun bilincindeyim. PKK ile köklü bir mücadeleye girişildiği bir dönemde destek olmak görevdir. O gün Atatürk’ün şartları da öyleydi. Bugün de böyle.

Sözün özeti: “Söz konusu olan vatansa, gerisi teferruattır.”

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT