Ahmet Çapanoğlu

Ahmet Çapanoğlu

Yazarın Tüm Yazıları >

Sakin Olun

A+A-

 

Her devirde ülkem üzerine farklı senaryolarla, farklı oyunlar denendi. Allah’a çok şükür ki, bu oyunların hepsi boşa çıkartıldı ve bu millet daha güçlü olarak ayağa kalktı. İnanın sağduyu ile gaza gelmeden, bölücülere prim vermeden yapacağımız duruşla öncekilerden daha güçlü olarak ayağa kalkacağız.

Yapmayın, etmeyin, sokaklara dökülmeyin. Kimseye bir yararı olmayan provokatif eylemlere alet olmayın. Halkı galeyana, halkı isyana ve bölünmeye götürmeye çalışanlara dur deyin.

Uyanık ol ey milletim. Seni sokağa çağıranlar, provokasyon peşindeler. Seni yürüten, slogan attıranlar, az sonra bir yere saldırtacaklar. Bir Kürt vatandaşını ya linç ettirtecekler ya da işyerini talan ettirecekler. Amaçları kardeşi kardeşe vurdurma uğraşıdır.

Doğuda çatışmalar olurken, yurdun güneyinde, Anadolu’nun iç bölgelerinde Marmara’da, bazı basın ve yayın kuruluşlarının, bazı binaların kapıları pencereleri kırılıyor,  Kürt kökenli diye işyerleri ateşe veriliyor. Birileri bu ateşi körüklüyor, ceremesi size kalıyor. Büyük oyunun farkında değil misiniz?

Ateşe atıyorlar sizi, uyanık olun. Bu ateş sizi yakacak, bizi yakacak, ocaklar söndürecek. Yanan işyerinin tamiri veya telafisi vardır. Ama sen yanarsan hayatın kararırsa, bunun telafisi yok. Seni sokağa dökmek isteyenlere kulak asma. Ayrışmaya dur deyin. İstenen oyuna gelmeyin. 12 Eylül öncesi sokaklara dökülüp cezaevlerine düşen gençlere kim yardım etmiş, hiç kimse. Kim acı çekmiş? Sen. Kim ağlamış? Anan. İşkence görmüşler ama onları sokağa dökenlerin umurunda olmamış. Bunları yaşayan, gören ve arkadaşı olanlar çok iyi bilirler. Durum 12 Eylülden beter. O zaman sağ-sol kavgası vardı. Ama ondan tehlikelisi, ayrışma kavgasına zemin hazırlıyorlar.

Girme o sürüye, sen insansın, aklını kullan. Senin yakman, yıkman bir şey değiştirmiyor. Bilakis tepkileri çoğaltıyor, ayrımcılığı körüklüyor. Neredeyse camilere bile girilerek, namazda insanların kimliğine göre muamele edilecek. Bir dostumun akrabaları, Urfa’dan mevsimlik işçi olarak her sene gittikleri Karadeniz de, yirmi gün çalışmaları sonrasında, bu ayrışmaya meydan veren söylemler ve sokağa çıkmaların baş göstermesiyle dövülerek oradan uzaklaşmaları sağlanmış, üstelik o güne kadar olan emeklerinin karşılığını bile alamamışlar. Bırakın sempatizan mı, militan mı yoksa masum birer işçimi bunu polis, asker yapsın. Kendinizi devletin yerine koymayın.

Bir başka ilde, doğu otobüsleri taşlanmaya, içindeki herkese terör örgütü mensubuymuş gibi muamele edilmeye başlanmış. Onlar yaptı, bende yaparım, hakkım demeyin. Zaten istedikleri de bu değil mi? Zalimlerin yaptıklarıyla zulmetmeye kalkarsanız, onlardan ne farkınız olur.

Bir başka yerde doğu plakalı araçlara uygulanan taşlı saldırılar.

Yapmayın, etmeyin her gördüğünüz insanı aynı kefeye koymayın. Bilemezsiniz o araçtaki Kürt dediğiniz kardeşiniz sizden daha milliyetçidir.

Sağduyu lütfen. Ülkesini seven, ülkesi için canını vermek isteyen kardeşim. Sahte yürüyüşlerle kandırılıyorsunuz farkında değilsiniz. Sonunda vah dememek için alet olmayın provokasyonlara. İçiniz yandı, tepki koydunuz, tarafınızı belirleyip kararlılığınızı gösterdiniz, haklısınız ama durun artık. Çünkü sizi tehlikeli oyunlarla önlenemez boyutlara ulaşacak olayların içine çekmeye çalışıyorlar. Amaç, acıdan sebeplenerek şiddeti körüklemek. Amaç, ateşe ateşle cevap verdirerek ateşin büyümesini sağlamak. Amaç bundan önce başarısız oldukları sokağa dökme girişimini acılarla size kabul ettirmek. Anla artık ateşin içine çekilmeye, ateşle oynamaya itildiğini.

Her an, her dakika yapılan protesto oyunu, kurbanları seçme, seçilenleri meydana sürme çalışmasıdır. Biri başa geçmiş, galeyana getirmiş, olaylar çıkmış, bakmışsın ki o ortada yok. O görevini yerine getirmiş, sen farkında değilsin olayın faili olduğundan. Anan ağlar senin için, diğeri keyifle çayını içerken eseriyle övünür ve seni seyreder.

Uyuma ne olur!

“At izinin it izine karıştığı devirdeyiz.” “Kuzu postuna bürünmüş çakalların boy gösterdiği” devirden geçiyoruz. Bu ülke bunları çok gördü, çok acılar çekti ve üstesinden de geldi. Yeter ki kendinizi ve ülkenizi yakmaya, kalkışmayın. Kendinizi yıkmaya ve hesap sormaya hak sahibi olarak görmeyin, ülkeyi ateşe atacak fevri davranışlardan kaçının.

 Siz sakin olun. Bunlarda geçecek. Yeter ki siz zorlaştırmayın, siz ayrıştırmayın.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT