Erol Sunat

Erol Sunat

Hoş Geldin Yüz Yüze Eğitim!

Hoş Geldin Yüz Yüze Eğitim!

 

Öğrenciler ve öğretmenler iple çekti okulların açılmasını. Okullar bugüne kadar hiç olmadığı kadar boş kalmışlardı.

Hem boş, hem ıssız…

Okullarımızı hiç bu kadar hüzünlü ve boynu bükük görmemiştik!

Ve tabi öğretmenlerimiz ve öğrencilerimizde…

Mesleğimiz öğretmenlik olunca duygulanmamak elde değil! Bizlerde o sıralarda okuduk, o sıralardan geçtik, o sınıflarda acı-tatlı birçok hatıralarımız oldu.

Sonra bizi yetiştiren öğretmenlerimizin izinde onlar gibi olmaya karar verip, öğretmen olduk, sonra öğrencilerimiz bizim takip etti, onlardan da öğretmen olanlar oldu.

Biz yüz yüze eğitimle yetiştik, öğrencilerimizi de o şekilde yetiştirdik.

Yüz yüze eğitimin ilk kuralı, öğrencinin öğretmenini, öğretmenin öğrencisini görmesi ve tanımasıdır.

Okulun ve sınıfın havası, o atmosfer bambaşka bir şey.

Okul ve sınıfla kazanılan aidiyet bir başkadır! Sınıf arkadaşlığı, sıra arkadaşlığı, okul arkadaşlığı bir ömür boyu süren ve sürdürülen bir beraberliktir.

On line eğitim onun için tutmadı!

Sanal eğitim, yüz yüze eğitim karşısında dağıldı, parçalandı, ufalandı!

Öğrencilerimiz ve öğretmenlerimiz böyle bir ayrılığı, böyle bir ayrı kalmayı ilk defa yaşadılar.

Bu ayrılığın ne denli katlanılamaz olduğunu öğrencilerimize sorun!

Gözleri dolu dolu olan öğretmenlerimize sorun.

 

*****

En nihayetinde yüz yüze geldik! Öğrenci öğretmenini, öğretmen öğretmenini gördü çok şükür!

Hasret bitti!

Bitti lakin, dertler ve sıkıntılarda bitti mi? İşte o konuda soru pek çok!

Hatta öyle ki, zevahiri ne “-ecek” ne de “-acak” kurtarabilecek gibi de görünmüyor!

Oysa, eksiklerimizi tamamlamak adına bir hayli zamanımız vardı.

Bu zamanı değerlendirebildik mi?

Okullarımızı fiziki kapasite olarak yenileyebildik mi?

Gün gelir, yüz yüze eğitime dönersek diye bir hazırlığımız oldu mu?

Keşke diye başlayan onlarca cümlemiz var!

Mesela; Ek derslik yaptık mı? Sıralarımızı çoğalttık mı? Her sıraya bir öğrenci oturacak şekilde sınıflarımızı düzenledik mi? İleride ne olur ne olmaz diye, tablet ve bilgisayar konusunda yeterli hazırlıkları tamamlayabildik mi?

Okul tuvaletlerinde hijyeni esas alan çalışmalarımız bitirilebildi mi? Maske alamayan, bulamayan öğrenciler için stoklarımızda yeterli maske var mı?

Öğretmenlerimizin yüzde kaçı aşılarını oldular? Olamadılarsa, yüz yüze eğitime gelinceye kadar onları aşılayacak dünya kadar zamanımız yok muydu?

Kim verecek bu kadar sorunun cevabını?

 

*****

Ders zili çaldı, “Şimdi okullu olduk / Sınıfları doldurduk/ Sevinçliyiz hepimiz/ Yaşasın okulumuz” demek hepimiz için yetti mi?

Öğretmenlerini çok özleyen öğrencilerimiz, “Öğretmenim canım benim” diyen şarkılar söyleyince, neşe içinde sıralarına oturunca, mevzu, kapandı mı, bitti mi?

Pandemi denen dönem varyantlarıyla birlikte ortalığı kasıp kavurmaya hâlâ devam ediyor.

Biz ise aşı zorunluluğu yerine PCR testi haftada iki mi olsun, üç mü olsun konusuna takıldık kaldık.

Resmi rakamlara göre her gün 250’den fazla insanımız bu hayattan kopuyor.

Sınıflarımız ise eskisini aratmayacak bir şekilde lebalep dolu…

Sanırsınız ki, Pandemi diye bir dönem yok, hatta hiç yaşanmadı, tehlike geçti, hava sakin, her şey normale döndü!  

Geçtiğimiz eğitim yıllarını yüz yüze eğitim olmadan geçiren biz değil miyiz?

Bu acı ve hüzünlü dönemden öğretmenlerimiz ve öğrencilerimiz için ne ders çıkardık?

Sınıflarımızda mesafe konusu yalan oldu…

Ha artık yan yana oturulmasında sakınca görülmeyen otobüs koltuğu, ha en az iki öğrencinin oturmasında mahzur görülmeyen öğrenci sırası…

Okulun sırası yetersizse, özellikle ilkokulun birinci ve ikinci sınıfında olan öğrencilerini nasıl alacak sınıf?

Üçer kişi oturarak!

Sınıflar kaç kişi?

50-60 kişi!

Hoş geldin yüz yüze eğitim!

 

*****

On line eğitimde çırpındı öğretmenler…Öğrenciler dersleri dinleyemedi…İnternet çekmedi…

Çocukların elinde öğretmeni takip edecek tablet yoktu, bilgisayar yoktu, akıllı telefon yoktu…

Ardı arkası kesilmeyen bir yığın açıklama yapıldı.

Yapılan yeterli olmadığı gibi, öğrencilerde hayal kırıklığı yarattı.

Tevatürler, rivayetler, dedikodular, bini bir para olan laflar, hikayeler söylendi durdu.

Ne öğretmenler bu işten bir şey anladı…Ne de garibim öğrenciler!

Yüz yüze eğitime alışıktı çünkü bizim eğitimimiz. Öğrenci öğretmenini, öğretmen öğrencisini görmeliydi.

Ne oldu?

Araya Pandemi girdi! Virüs girdi…Mutasyonlar girdi!

Yetmedi varyantlar girdi!

Korkular girdi...Tereddütler girdi! Bilgi kirliliği endişe tepeleri oluşturdu.

Eğitim dönemleri yalan oldu.

Anlatılması oldukça zor bir panik yaşandı…

 

*****

Yüz yüze eğitime yeniden başladığımız bu günler de, Türkiye’nin coğrafi şartları, internetin nerede çekip çekmediği, öğrencilerin elindeki tablet sayısı, bilgisayar sayısı, dersleri takip edebilecek kapasitede olan telefon sayısının ne olduğu bilinmeden on line eğitime geçildiği de tartışılmaya başladı…

Öğrenciler derslerinden oldular, okullarından oldular, öğretmenlerini tablet ve telefon ekranlarından sağlıklı bir şekilde takip edemediler. 

Her şey karman çorman derler ya, karıştı gitti.

Ne öğretmen duyurabildi sesini, ne de öğrenci bu eğitimden bir şey anladı…

Öğrenciler eğitimden kaldı, Milli Eğitim de sınıfta!

 

 

 

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Erol Sunat Arşivi
SON YAZILAR