İngilizce gıda ve tarımın komikliği…

Konya’nın o kadar çok sorunu var ki…

Hangi birini sayalım…

Trafik keşmekeşesinden tutun sosyal bir anarşi olan fahşannın kaldırımlardan parklara, randevu evlerinden köşe başlarına kadar nasıl bir patlamayla yayılma istidadı göstermesine rağmen ahlâk masasında oturanların, elleri ile kollarının nasıl bağlandığını mı anlatsak…

Yoksa Konya Şeker’deki Recep Konuk faktörü ve çoğalan borçlarla birlikte “Katar”, “Katar” nerelere doğru evrildiğine varıncaya kadar “pancar kotası” ve şeker (glikoz) ile gıda sektöründe küresel rekabetin geldiği en son noktayı mı ele alsak…

Konya Gıda ve Tarım Üniversitesi’nin yüksek eğitim ve öğretimde; Türkçe dururken yabancı bir dil olan “İngilizce”yi neden ve niçin seçtiğiyle ilgili Karamanoğlu Mehmet Bey gibi kükreyip, 21. Yüzyılda yeniden bir Türkçe ferman mı yayınlasak… Veyahut da Sayın Cumhurbaşkanı gibi Türkçe kelimelere ve adlara karşı duyarlı hareket ederek futbolun ön planda tutulduğu milyon dolarlık stadyumlara ad verilirken “Arena” yerine hangi ismin konulacağıyla ilgili kafa mı yorsak…

Yoksa, Fazıl Hüsnü Dağlarca gibi “Türkçem, benim ses bayrağım” diye avazım çıktığı kadar haykırsam mı: “Seslenir seni bana "ova"m, "dağ"ım/ Nere gitsem bulur beni arınmış/  Bir çağ ki akar ötelere/ Bir ak.. ki yüce atalar, bir al.. ki ulu oğullar/  Türkçem, benim ses bayrağım...”

 

***

Türk Dili mütehassıslarından Yavuz Bülent Bâkiler gibi elime kalemi alıp acaba bir manifesto yazısı mı yazsam:

Ben Türkçe düşünen, Türkçe konuşan, Türkçe yazan bir kimseyim. Uyduruk-kaydırık kelimelere veya Öztürkçe tarzına, kendimi bildim bileli hiç, ama hiç heveslenmedim. Bana göre Türkçe başka, Öztürkçe başka bir dildir. Türkçe milletimizin dilidir. Öztürkçe, bir avuç azınlığın kekelemesi. Ben, Türkçeye sevdalı, bir adamım.

Necip Fazıl Kısakürek bir dörtlüğünde diyor ki: Ruhsal, parasal, soyut, boyut, yaşam, eğilim. Ya bunlar Türkçe değil, yahut ben Türk değilim. Oysa halis Türk benim, bunlar işgalcilerim. Allah Türk'ü korusun, yalnız bunu dilerim. Dil, elbette canlı bir varlıktır. Dile, elbette, zamanla birtakım kelimeler girer ve birtakım kelimeler çıkar. Ben bunu elbette kabul ediyorum. Ama dilimizde bin yıldan beri bulunan, kullanılan, dal-budak salan, deyimlerle, vecizelerle, atasözleriyle güzelleşen kelimeleri çıkarıp atmayı en büyük ihanetlerden biri sayıyorum. Mesela İstanbul'un şu veya bu semtinde toprağı ve göğü sımsıkı kucaklayan 500 yıllık, 1000 yıllık bir çınarı keserek yerine cılız bir kavak veya akasya dikmek nasıl bir gaflet ve ihanetse, bin yıldan beri kullanageldiğimiz bir kelimeyi çıkarıp atmak da o kadar gaflet ve ihanettir.”

 

***

Acaba diyorum, teknolojik alet ve araçlarla birlikte hiç sınır falan tanımadan evlerimizin içine kadar giren kitle iletişim araçlarıyla birlikte hânelerimizdeki bireylerin dillerini şeytan çarpmış gibi çarpan ve âdeta istila eden yabancı kelime ve terimlere karşı “Büyük bir Uyanış” başlatan Prof. Dr. Oktay Sinanoğlu gibi içten içe yanan bir volkan gibi patlayarak FETÖ gibi her yanımızı saran bu yabancı işgalcilere karşı yeni bir “Cihad-ı Ekber” mi başlatsak…

Promosyon yerine “Özendirme”yi kullansam; “Tenzilat, ucuzluk , indirim” varken vitrindeki cama niye “Damping” yazayım ki…

“Duyuru tahtası” ve “ilân tahtası” dururken neden “Bilbord” yazacağım diye kendimi zorlayayım ki… “Destekleyici” varken niçin kendime veya bir başkasına yabancı bir “sponsor” aramaya koyulayım ki…

“Bölüm” veya “kısım” dururken neden yeni bir “departman” arayışı içinde olayım ki…

Erk ve gücüm varken bir “kondisyon” arayışına neden ve niçin gireyim?..

 “Yaşam Koçu” diye bir uyduruk kelime var. “Çalıştırıcı” gibi güzel bir Türkçe kelime dururken neden kendilerine yabancı bir “Koç” aramaya çıkıyorlar ki… Edepsiz Cavdet gibi adamlar, utanıp arlanmasalar;  “ırkımızı ıslah etmek için Avrupa'dan damızlık erkek getirtelim” diyecek kadar alçalacaklar.

AZİZİM DİYOR Kİ…

Küresel Kraliyet’in gizli örgütleri, Amerika’daki psikolojik savaş okullarında harıl harıl çalışıp Türkiye’de, Türkçe’yi nasıl tasfiye ederiz planını devreye sokarak yabancı dille eğitim kurbanı olan öğrencilere; İngilizce tıbbın gülünçlüğünü anlatamadan İngilizce gıda ve tarımın komikliğini acaba nasıl anlatsak…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.