MİLLET UNUTMAZ YAZAR BİR KENARA!

Bugün hemen birçok şey durma noktasında.  Yollar boş, caddeler boş, sokaklar boş, meydanlar boş. Korona sektörlerin çoğunu vurdu geçti. Kepenkler kapandı. Ancak her şeye rağmen hayat devam ediyor. Virüse yakalananlar, hayatını kaybedenler, virüsten kurtulanlar!

Kurtulacağız, kurtaracağız, yanınızdayız diyenler çok! Unuturlarsa, söz verenler verdikleri sözlerinden dönerse, millet unutmaz yazar bir kenara!

Bu darda kalınan günlerde, bu zor günlerde bölüşmeyenleri, paylaşmayanları, koruması gerekenleri korumayanları, millet unutmaz yazar bir kenara!

Siz siz olun bir kenara yazılanlardan olmayın!

Bugünlerde destek olunması gereken yerlere, destek verilmesi gereken yerlere destek verilmediyse, yarın destek sorgulanır, kime, kimlere neden, niçin destek verildiği ve kimlere hak ettikleri halde verilmediği sorgu-sual edilir, millet unutmaz, yazar bir kenara!

Durma noktası, kritik bir nokta!

Bu nokta, unutulmaz, affa uğramaz, hoş görülmez!

Alma mazlumun ahını, çıkar aheste, aheste denmiştir.

Biz Türk Milleti olarak, kadir-kıymet bilen bir milletiz.

Yapılan iyiliği de unutmayız, iyilik yapıyormuş gibi davrananları da!

Hele ki kötülüğü hiç!

Zaten bize kötülük yapan, kötülük yapmayı düşünen her kim varsa,

Bu günler bittiğinde, geçip gittiğinde, yeniden güneş doğduğunda, Önümüze altın-akçe yığsa da kıymeti harbiyesi olmaz!

Kapımızı çalanı da biliriz, kapınızı çalacaktık, hep çalmayı düşündük diyeni de…

Elini bize uzatanları da biliriz, tut elimi diye bizi çekip çıkaranları da…Elini uzatmadığı halde, elimi uzattım diyenleri de…Çünkü, millet unutmaz yazar bir kenara!

 

KORONA, ANDIĞIMIZ YERDEN IRAK OLSUN!

İnsanlık bugüne kadar birbirine çok eziyet etti!

Hemen dibimizde olan Orta Doğu Coğrafyası, 

Tarihin her döneminde kan ve ateşin eksik olmadığı,

Kan ve gözyaşının birlikte aktığı, inim inim inleyen bir coğrafya oldu.

O coğrafya öncelikle savaş denen virüsün pençesinden hiç kurtulmadı.

Dünyamız, açgözlü, tok sözlü, egoist,

Mağrur, gurur ve kibir abidesi,

Kendinden başka kimseyi düşünmeyen,

Kendi menfaati için kimsenin gözyaşına bakmayan,

Aldırmayan ülkelerin yaşadığı, içinden çıkamadığı,

Engel olamadığı bir paniğe ve çaresizliğe sahne oluyor!

Andığımız yerlerden ırak olsun! Korona, çağımızın vebası gibi bir şey!

Bütün ülkeler ve dünyamız kendi derdine düştü!

Güzel Türkçemizde, “Önce can, sonra canan” diye bir deyim var.

Bugünlere tam da denk düşen bir deyim!

Ancak durma noktası değil! Durma noktası insanın tabiatına ve yaradılışına da ters bir kavram, ancak edebiyat böyle bir şey, noktaları durdurmayı sanat eylemiş!

 

“-ECEK” VE “–ACAK” DÖNEMİ KAPANDI!

İçinde bulunduğumuz dönem, Koronaya karşı çare ararken, çare bulununcaya kadar ayakta kalmaya, hayata tutunmaya da azami gayret ve azim gösterilmesi gereken bir dönem.

Bir olmak, beraber olmak, birlikte hareket etmek, düşeni kaldırmak, ağlayanların gözyaşını silmek, ihtiyacı olana yardım etmek, yardımına koşmak bugün çok daha önemli.

Olmazsa olmaz denen gün, işte bugün!

Bugün sözün bittiği yerdeyiz!

Çünkü söz, derdi, gamı, kasaveti, sıkıntıyı çekecek durumda değil!

Ne dese, ne söylese acze düşmeye mahkum!

Dün, birçok mevzuyu sözle geçiştirenlerin kaçacak, göçecek yeri kalmadı!

“-ecek” ve “–acak” dönemi kapandı!

Bundan böyle, “-ecek” ve “–acak” diyeni, diyenleri , demeye hazırlananları ne insanlık, ne insanlar, ne de tarih affetmeyecek!

Korkuyu yeneceksek beraber yeneceğiz?

Açlığı, yokluğu, imkansızlığı yeneceksek birlikte yeneceğiz.

Sen-ben yok, biz varız deniyor ya…

İşte tam o noktada duruyoruz!

 

BUGÜNLER SINANMA GÜNLERİ!

Bugün cömert olma günü! Bugün, cimrilik günü değil! Hasislik günü değil!

Elimizle cebimiz arasındaki mesafenin bir kilometre olduğu gün hiç değil.

Bu günler sınanma günleri!

Bugün siyaset sınanıyor!

Bugün ekonomi sınanıyor!

Bugün zengin sınanıyor, zengin!

Bugün hoşgörü sınanıyor!

Bugün ihtiyaç sahiplerine, derdi olanlara, hasta ve muhtaç olanlara, koşulması gerekene koşmayanlar, duraksayanlar, düşünenler, kararsızlık geçirenler sınanıyor!

Bu sınanma üç-beş yüz yılda bir gelen, bazen bin yılda bir gelen bir sınanma!

Çünkü, karabulutlar, kabuslar çekip gittikten sonra, bir başka dünyaya, bir başka hayata gözlerini açacak insanlar!

İşte o gün yapılacak olan muhasebede, kazananlar ve kaybedenler olacak!

Güvenilen dağlara kar yağdıranlar, karlarıyla, dağlarıyla baş başa bırakılıp gidilecek!

Malıyla-mülküyle, çevresiyle, şöhretiyle övünenler yalnızlıklarıyla bir başlarına kalacaklar!

Koronadan sonra, yeni sayfalar açılacak.

Yeni milatlar dile getirilecek!

Vefa kantara çıkacak!

Dostluk, arkadaşlık, hısım-akrabalık, komşuluk, yöneticilik, ileri gelen olma, sözü geçen olma, insanlık denen mihenk taşına vurulacak!  

 

DURMA NOKTASI!

Korona hayatımızı,  ekonomimizi, ticaretimizi, esnafımızı velhasıl insan için gerekli, lüzumlu olan, gerekli olan çarkları durma noktasına getirdi.

Durma noktası denilen nokta, her şey durdu, buraya kadar, buraya kadarmış noktası değil.

İnsanlık tarihinde, salgınlar, işgaller, katliamlar, bazı kavimlerin çekirge sürüsü gibi dünyayı istila etmeleri hiç eksik olmadı!

Durma noktalarının bir adım ötesi hayatın durması diye adlandırıldı. Kıyametin koptuğu an olarak dillendirildi.  Lakin, kıyamet kopmadı, insanoğlu için, umut hiç ama hiç tükenmedi!

Kara gün kararıp kalmadı.

Bir süre sonra karanlık aydınlığa açılan kapı oldu.

Devran döndü, talih döndü, çekilen çekiler, eziyetler sona erdi.

Dünya yeni bir dirilişe uyandı!

Her diriliş, bir tükenişin,

Bundan sonra artık bizi hiçbir şey kurtaramaz çığlıklarının atıldığı,

O en ümitsiz anlarda bir mucize olarak ortaya çıktı.

Korona, kabusu umutlarımızı tüketmemeli, karamsarlığa itmemeli!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.