Süper Lig’de bir kulüp başkanı olan yakın dostumuz, kulübünün Konyaspor ile oynayacağı maç için ilimize gelmişti. Her gelişinde yaptığımız gibi başta Hz. Mevlana Hazretleri olmak üzere, maç sabahı Konya’mızda bulunan birçok mübarek zatın türbesini ziyaret edip dua ediyorduk.
Sadreddin Konevi Türbesi’nin önüne yanaşıp arabalardan indik. Şadırvan, lavabolar ve türbe etrafının temizliği ile ilgilenen ve ziyaretçilerin gönlünden ne koparsa verdikleri cami derneği görevlisi, bizi fark edip kalabalık bir grup ile geldiğimizi de görünce hızla gelip kapalı olan türbe kapısını açarak içeriye buyur etti.
Dualar edilip, Fatihalar okunduktan sonra ayrılırken arkadaşımız görevlimize öyle bir rakam takdim etti ki arabaya binince, “Yahu biz her zaman geliyoruz, sen belki yılda bir ya gelirsin ya gelmezsin. Allah hayrını kabul etsin ama piyasayı çok yükselttin.” diye takılmadan edemedim.

Bir hafta on gün sonra sık sık yaptığım gibi Sadrettin Konevi Türbesi’ne yine ziyarete uğradım. Yanımda da önceki ziyarette olduğu gibi rahmetli Avni ağabey de var. Lavaboların oralarda duran bizim görevli arkadaş, biz arabadan iner inmez bizi gördüğü an bir çırpıda, hızlı adımlarla yanımıza doğru gelirken…
O anda nüktedan tavrıyla Avni ağabey,
— O yok, o yok diye bağırıverdi!
Görevli arkadaşımız da hazırcevap, altta kalır mı?
— Canınız sağ olsun ağabey, az veren candan, çok veren maldan. Allah hepinizden razı olsun, demesiyle yüzümüzde sıcak bir tebessüm oluşmuş ve içimiz çoktan ısınmıştı.
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.