Prof. Dr. Fikret Akınerdem
Gençlere mahsus Cuma Namazı
Geçem hafta ilk ve ortaöğretim ilk dönemi (sömestr) sona erdi. Türkçeye Fransızcadan geçen sömestr kelimesi, Fransızcada akademik veya idari yılın her bir yarı dönemine verilen isimdir. Fransızcaya da Latince semestris kelimesinden geçmiştir.
Sömestir veya Sömestr tatili veya yarıyıl tatili, eğitim-öğretim yılının birinci döneminin ardından okullarda verilen araya denir. Çoğunlukla şubat ayına denk geldiği için şubat tatili ve 15 günlük bir tatil olduğu için özellikle çocuklar tarafından 15 tatil olarak da isimlendirilir. Öğrenciler, öğretmenler ve okulların idari personeli bu dönemi dinlenerek ve eğitim yılının ikinci dönemine hazırlık yaparak geçirirler. İlk dönemin sonunda, 15 tatil başlamadan önce öğrenciler yarıyıl karnelerini alırlar.
Bizim gençlik yıllarının yarıyıl tatilleri arasındaki farkı bırakın, 20 sene önceki tatiller arasında bile çok fark var. Bizler ilkokulu köyümüzde, ortaokul ve ilçe veya şehirlerde, evlerimizden uzakta okurken günümüz gençliği daha çok ailelerinin yanında ya da lüks tatillerle geçiriyor. Bizim dönemlerde üç ay kadar evlerimizden, ana-babamızdan ayrı kalır, ailemize kavuşma zamanı olduğu için tatilleri dört gözle beklerdik. Eğitimlerimizi gurbette tek odalı bir evde tek başımıza veya köyden birileriyle yarı aç yarı tok geçirirken, bu tatiller bir manada sıcak odaya, lezzetli yemeklere kavuşmak demek oluyordu. Zamane gençleri yaşadıklarımızı anlayamıyor, hatıralarımızı anlatırken masalmış gibi geliyor.
Bu tatilde İstanbul’da yaşayan torunlarımdan biri bizi ziyaret geldi. 3 aydır göremediğimiz bu kıymetli misafirden talebimiz hayatı daha iyi anlaması ve geçmişi daha iyi idrak etmesi için bizimle daha çok vakit geçirmesi gerekirken böyle olmuyor, önceden sosyal medyadan tanıştığı yaşıtlarıyla kafelerde parklarda buluşmayı tercih ediyorlar. Neler yaptınız sorusunun karşılığı da “hiç”, üzerine gittiğin zaman da “aman dede, fazla uzattın” oluyor. Yapacak bir şey yok susup kalıyoruz.
Yarıyıl tatili münasebetiyle sokaklarda, caddelerde, kafe ve parklarda grup halinde genç talebelerin yoğunluğu görülüyor. Bunu Cuma namazında da fark ettim. Geçen Cuma için merkezi bir camiye geçtim. Sevinçle karşıladığım olaylardan biri namaz için gelen cemaatin büyük kısmı gençlerden oluşmasıydı. Çok da mutlu oldumsa da sonrasında hüznü ve çaresizliği yaşadım diyebilirim.
Cumanın İlk sünnetini kılıyor, iç ezan sonrası Cuma Hutbesi için minbere çıkan imamı bekliyoruz. Sağım solum, önüm arkamda çoğunluk yine gençlerde. Bu hale bir kere daha sevinirken, gençlerin çoğunluğu koro halinde yerlere yayılıyor, bazıları sırtlarını duvara dayıyor, neredeyse tamamı ellerine cep telefonlarını alıyor, baygın bir halde telefonlarına yumuluyorlar.
İmamın sade ve duru sesiyle başlayan hutbeyi dinleyen yok. Minberden İmam “İnsanlar arasındaki iletişimin özü sevgi ve saygıya dayanır, dostluklar sevgiyle kurulur, saygıyla devam ettirilir” diye özellikle gençleri uyarıyordu. Akran zorbalığı, uyuşturucuya ve şiddete giden yolları anlatarak kötü alışkanlıklara giden yollardan bahsediyordu. Hutbe tam da zamanımızın hastalığı ve bu hastalıklardan korunmanın yollarından açıklamalar vardı.
Hutbe bitiyor, Farz namazı için ayağa kalkıyoruz. Namaz başlamadan yanımda namaza duran 15 li yaşlar da görülen 2 gence gülümseyerek ‘gençler hutbe ne ile alakalıydı” sualini yönlendiriyorum. Aldığım cevap ne yazık ki ‘dinlemedim, bilmiyorum’ oluyor. İncitmemeye de o kadar dikkat ederek ‘delikanlı hutbe dinlemek farzdır, namazda nasıl ki konuşulmaz ise, hutbede de konuşulmaz’ diye uyarıyorum. Genç adam da mahcup bir halde boynunu büküyor. Utancı olanın kalbi de ölmezmiş.
Gençlerin çoğunun durumu okulda, sokakta, eğitimde, bilimde ne ise ‘ibadette de aynı’ diyebiliriz. Sosyal medya gençliğin azmini ve enerjisini alıyor, ruhunu katlediyor, adeta köleleştiriyor. Yapılacak tek şey 18 yaşına kadar her türlü eğlence ve kötü içerikli ağların kapatılması olsa gerek. Bu karar sadece ülkem gençliği için değil tüm dünya gençliği ve huzurlu dünyanın geleceği için mühimdir. Mesele ibadete ilgisizliği yanında, haftada 1 defa da olsa ibadet için gelen insanların konuya eğilmesi gerekirken, sosyal medyanın içinde erimesi, nerede, ne için bulunduğunu bilmemesidir.
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.