Prof. Dr. Fikret Akınerdem
Japon İşadamından tarım projesi
Geçenlerde dünyada dikkat çeken bir haber yayıldı. Haberde ‘yaklaşık 2 trilyon dolarlık bütçesi ile dünyanın en büyük fonlarından birini yöneten 72 yaşında ki Japon M. Miyazono, sürpriz bir kararla Japonya’nın yaşlanan nüfus ve azalan çiftçi sayısı nedeniyle 4.4 milyar Dolar yatırımla tarım sektörüne yönelerek çilek ve domates üretimine yatırım yapan bir şirkette görev aldı’ deniyordu.
Miyazono, Japonya’da çiftçi sayısının son 20 yılda hızla azaldığını, sürdürülebilir gelecek için tarım sektöründe verimliliğin artırılması için dönüşüm ihtiyaç olduğunu belirtirken, dönüşümün tek başına çiftçilerin yapmayacağını, böylece büyük şirketlerin sürece dâhil olması gerektiğini, hızla yaşlanan nüfusun yalnızca ekonomi değil gıda üretimi üzerinde ciddi baskılar yaptığını vurguladı.
Yine 2024 yılı itibarıyla ülkede zirai üretim yapan kişi sayısının yaklaşık 1.1 milyona düştüğünü, çiftçi ortalama yaşının ise 69,2’ye yükseldiğini, bu durum Japonya’nın gıda üretiminde giderek daha fazla ithalata bağımlı kalmasının riskini artırıyor dendi. Miyazono ‘nun itirazı özetle böyle.
Bazı ülkelerde her yıl çok sayıda insan açlıktan ölürken, bazı ülkelerde büyük bir savurganlık ve israf yaşanmakta, dünyada açlıkla mücadele eden insanların sayısı ise yaklaşık 800 milyona ulaştığı ifade edilmekte. Fakirlik, kuraklık, iç savaşların neden olduğu yetersiz beslenme ve açlık en fazla Afrika ve Asya da yaşanmaktadır. Küresel çapta yaşanan bu açlık sorununa rağmen her yıl 930 milyon ton üzerinde gıda ise israf edilmektedir. İsraf, ülkelerin ekonomilerini çökerten bir konu olarak görülür.
Dünya genelinde her 10 kişiden biri açlıkla savaşmak zorunda iken, gıda israfı ise giderek artmaktadır. Dünya genelinde açlık artarken, endişelerin artmasının başlıca iki sebebinden birisi artan kuraklık, diğeri bölgesel anlaşmazlıklardan doğan çatışma ve savaşlardır. Dünyada açlıktan en çok etkilenen kesimlerin yaklaşık %75’i savaşların tahrip ettiği ülkelerin halklarından meydana gelmektedir.
Çeşitli sebeplerle meydana gelen açlığı gören Miyazono ’nun ülkesi ve dünyada sürdürülebilir tarım ve gıda güvenliği için onca maddi menfaatini bırakıp, sürdürülebilir gıda güvenliği için yola çıkması şaşırtıcı değil mi? Miyazono ’nun ele aldığı konular dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi, Ülkemin de en önemli problemlerinden biri, hatta başında gelmektedir. O da biliyor ki gıda olmadan sağlık, sürdürülebilir hayat, güvenlik, eğitim, adalet ve hatta devlet olamaz, olsa da kalamaz.
Japon iş adamının önemli bir görüşü de ‘çiftçilerin tek başına bu dönüşümü yapmasının zor olduğunu ve şirketlerin de sürece dâhil olması gerektiğini vurgularken, ‘artan kuraklık, küresel iklim değişikliği gibi faktörlerin ülke politikalarında gündeme alınması gerektiği üzerinde ısrar etmesidir. Bu açıdan ülkeler ve fertler, sorunun çözümü için kolektif çaba içine girmeli ve her konuda tasarrufa dikkat ederek, kuvvetle israftan kaçınılmalıdır’ görüşünü serdetmesi de önemlidir.
Miyazono’nun tespitleri tüm ülkeler için geçerli olup tarımın uzmanlarca profesyonelce yapılmasını istemekte, bu manada adeta şahsımın ısrarla üzerinde durduğu ‘bir köy bir işletme’ ya da “üretimin toplulaştırılması” modeline atıfta bulunmaktadır. Hele de kuraklık tehdidi altında, parçalı ve küçük arazilere sahip işletmelerin çok olduğu Türkiye’de, tarımda sürdürülebilirliğin ancak bu sistemde kaçınılmaz olacağı açıkça görülmektedir.
Son günlerde kısmen rahatlatıcı yağışların tarımın sulama suyu problemlerini çözüleceğine ve gıda arzı politikaların 3-5 yıla sığdırılmasına inanılması safdillik olur. Yukarıda da vurgulandığı gibi sulama suyunun tasarruflu kullanılmasını üreticinin insafına bırakılması da kabul edilmemelidir.
Yakın gelecekte savaşların artacağı, belki de nükleer silahların kullanılacağının düşünülmesi, bizim gibi kalkınmakta ve gıda kaynakları sınırlı olan ülkeler için gelecek daha da sıkıntılı günler demektir. Miyazono’nun işaret ettiği gibi savaşa girmesek de savaşın bölgemizde olmasının kötü yansımalarını yakından hissedebilecek konumdayız. Olması gereken küçük ve parçalı arazilerin ekonomik işletmelerde su kontrollü ve ucuz enerji kaynaklı temelde düzenlenmesine ihtiyaç vardır. Bu modellemeni en büyük avantajı büyük işletmelerle üretim masraflarını azaltılmasıdır.
Aksi durumda “benim oğlum bina okur, döner-döner yine okur” olur.
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.