Prof. Dr. Fikret Akınerdem
Savaşta yeni cephe: Tarım! İthalat durma noktasında
Son birkaç yıldır çeşitli bölgelerde savaşlar kendini gösterdi, buna bağlı olarak da açlık konusu gündemde yer almaya başladı. Oysa G.C. Tacitus, ‘kötü bir barış, savaştan daha iyidir’ der.
Savaşlar, insanlar üzerinde uzun yıllar silinemeyecek olumsuz etkiler bırakan felaketlerdir. Savaşların birçok nedeni olabilir. Ancak bazen, basit bir nedenden dolayı da savaş çıkmaktadır. Çok sayıda insanın hayatını kaybetmesine neden olan savaşlar, pek çok kişinin de sakat kalmasının sebebidir de.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte savaşlarda kullanılan silahlarda büyük gelişme olmuş, özellikle kitle imha silahlarından olan nükleer (atom bombası), biyolojik ve kimyasal silahların savaşlarda kullanılması halinde büyük çapta ölümlerin, acıların yaşanacağını ortaya koymuştur. Tarih boyunca olduğu gibi, günümüzde de değişik yoğunlukta pek çok savaş, soykırıma neden olmaktadır.
Balkanlarda yaşanan savaş ve soykırım, Afrika’da Ruanda’da yakın geçmişte yaşanan ve 3 ayda bir milyon insanın katledildiği iç savaş, Karabağ’ın işgali ve 1992 Hocalı katliamı. Günümüzde, İsrail’le Filistin arasında Gazze ile Ukrayna-Rusya’da ve Irak ve Suriye’nin işgali ve yaşanan büyük kayıplar. En son ne kadar süreceği belli olmayan ABD-İsrail kaynaklı güçlerin, İran’da 155 genç kızları şehit etmesi.
Savaş ve açlık arasında doğrudan bir bağ bulunmaktadır. Doğal çevreye de zarar veren savaşlar, açlığa da sebep olan ekonomik ve sosyal sonuçları doğurur. Ülkelerin silahlanmaya ayırdıkları büyük paralar, o ülkedeki toplumun açlık felaketi ile karşı karşıya kalmasına da sebep olabilmektedir.
Savaş ve göç krizleri, salgın hastalıklar, doğal afetler ve çatışmaların yaşanmasıyla dünyada her gün yaklaşık 10 bin çocuk ailesini kaybetmektedir. Raporlara göre, belirtilen sebeplerden dolayı dünyada 140 milyondan daha fazla çocuk ailesini yitirmiş, bu çocukların can güvenliği bulunmamakla birlikte beslenme, barınma, psikolojik destek ve eğitim ihtiyaçları da her geçen gün artmıştır. Son 10 yılda yaşanan çatışmalarda 2 milyondan fazla çocuk hayatını yitirmiş, bu çocukların büyük bölümü ise yetim ve kimsesiz olup, hayata bir şekilde tutunan çocuklar ise açlıkla mücadele etmektedirler.
Piyasalardaki enerji krizinin üstüne tarım piyasaları da zora girdi. Gübre, tahıl ve şeker ticaretindeki aksamalar, enflasyona doğrudan etki etme riski taşıyor. İran’daki savaş artık yalnızca enerji piyasasını değil tarım sektörünü de vurmaya başladı. Hürmüz Boğazı’nda yaşanan tıkanma; gübreden tahıla, şekerden pirince, kritik ürünlerde sevkiyatı yavaşlatıyor, navlun ve sigorta maliyetlerini sıçratıyor. Tarım piyasaları, pandemi sonrası en ciddi arz testiyle karşı karşıya. Uzayan bir çatışma; üretim maliyetlerini artırarak verimi düşürebilir, fiyatlara kalıcı bir “savaş primi” ekler görülüyor.
Küresel tarım ticaretinin önemli geçiş noktalarından Hürmüz’de tanker ve kuru yük gemilerinin rota değiştirmesi, teslim sürelerini haftalarca uzatıyor. Buğday en çok etkilenen ürün olmaya devam ederken, mısır orta düzeyde risk altında. Soya fasulyesinin ise doğrudan ticaret aksamalarından ziyade gübre ve enerji piyasaları aracılığıyla dolaylı olarak etkilenmesi muhtemel.
Sevkiyatlarda gecikme yalnızca fiyatları değil, ekim planlarını ve stok yönetimini de etkiliyor. Yükselen petrol fiyatları biyoyakıt talebiyle tetiklenerek bitkisel yağ ve şeker piyasalarına ek talep veriyor; bu da gıda enflasyonunu tetikliyor. Görüldüğü gibi savaş belirli bölgelerde olsa da etkisi tüm dünyayı ilgilendiriyor, gıda krizini tetikliyor. Tüm dünya insanı bu savaşlara dur demeli, sebebi ne olursa olsun, insanlığın bekasına el atmalıdır. Anlamsız olduğu kadar dengesiz de olan bu savaşı durdurmak için BM kurulunu yeniden ele alarak yapılandırmalı, kapitalizmin taraflı sömürücü gücünü kırmalıdır.
Her gün TV’lerde görülen, bombalanan yerlerde yangınlar, göğe yükselen siyah dumanlar atmosfere salınan zehirli gazlar, tüm buna sessiz kalan insanlık ve de cılız sesiyle: AB, İslam ve tabela birliği BM.
Tüm dünya suyu, taşı, toprağı, gıdası ve tabii kaynaklarıyla 8.2 milyar insanın ortak malıdır. Senede üretilen 10 milyar ton gıdanın dağılımında bile eşitsizlikler olup 1 milyar insan açlıkla, 2 milyarı temiz suya ulaşamamaktadır. Bu nasıl bir adalet, tek yanlı sömürüye göz yuman nasıl bir dünya.
Tüm bunların hesabı sorulmalıdır.
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.