Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Yabancıların gözünde ki Türkiye

En son yurtdışı seyahatimden dönerken, çocuklarım ve torunlarımı görmek üzere İstanbul’da birkaç gün kalmak istedim. İstanbul’da bulunduğum zamanlarda çocuklarımım kaldığı yerlere yakın olduğu için namazlarımı genelde Marmara Üniversitesi Camiinde kılmaya çalışıyorum.

Bu defa da öyle yapıyorum. Öğlen namazından biraz erken çıkıyorum, cami avlusunda bir kenarda oturan üç kişi dikkatimi çekiyor. Yabancı olduklarını tahmin ettiğim ikisi yaşlı, biri genç. Bunlardan yaşlı olan erkek cami girişine doğru yürüyor ve bu arada da karşılıklı bakışıyoruz. İngilizce “galiba yabancısınız, bir ihtiyacınız mı var” deyince yaşlı adam gülerek “evet, Amerikalıyız” diyor. Devamında, eşi ve oğlu ile beraber camiyi gezmek istediklerini, bunun için kiminle görüşmek istediklerini soruyor. Karşılığında “hiçbirşey yapmanıza gerek yok, isterseniz ben gezdirir, size rehberlik yaparım” diyorum.

75 yaşında karı-koca doktor ve 30’lu yaşlarda oğulları ile içeri giriyor, bu arada ben de kendilerini tanımak için çeşitli sorular da soruyorum. Türkiye’ye ve İstanbul’a ilk defa gelen doktor eşler ABD de Iowa Eyaletinde yaşıyor, 4 çocukları var, yanlarında ki delikanlı en küçük oğulları ve henüz bekâr. Diğer 3 çocuklarından kızları evli 1 çocuklu, diğer ikisi de bekâr olduğunu öğreniyorum. Bileceğiniz bizde olan evlenmeme ve çocuk sahibi olmama problemi ABD de de var.

Bu arada, Iowa Eyaletini gittiğimi, gezdiğim-gördüğüm yerleri bildirince seviniyorlar. Onlar da kaldıkları yer hakkında bilgiler veriyorlar. Kısacası muhabbeti derinleştirdikçe, güven de artıyor. Bu arada Hristiyan ve Katolik olduklarını da öğrenmiş bulunuyorum.

Camiye hep beraber adım atıyoruz. İçeri girmeden bayan başını örtüp örtmeyeceğini soruyor, cevabını da “yabancılara mecbur değil ancak saygı gereği örterseniz iyi olur” ifadesi karşısında, hemen montunun başlığını başına geçiriyor, oldu mu sorusuna da, evet cevabını alıyor. İçeri girdiğimizde İmam oldukça güzel ve etkili sesi ile Kuran-Kerim okunuyor. İşaretimle bir kenara çekiliyoruz, Kuran bitene kadar da dinliyoruz. Bu yabancılar gayet sakin olarak yerlerinde oturuyorlar.

Kuran okuması bitince, sesten ve ayetlerden etkilenmiş olacaklar ki, okunanın ne olduğu, anlaşıldığı hakkında çeşitli soruların karşılığı tefsirlerden ayetlerin ne dediğini öğrenebilecekleri şeklinde alınıyor misafirleri güleryüzlü, sevimli ve bakımlı genç imam ile tanıştırıyorum. Caminin hat yazıları, ortada ki tek kalıptan yapılmış mimari eserler, süslemeler hakkında bilgiler de alıyorlar. Caminin bakımı, temizliği ve sakinliği bu ABD li misafirlerin merakına da mucip oluyor.

Gelelim yazımızın başlığa matuf olan esas konusuna. Amerikalılarla cami ziyareti sürecinde konuşma ve bilgilendirmeler 20 dakika kadar sürüyor. Hep beraber dışarı çıkıyoruz. Bu arada bizimle beraber ellerinde birkaç poşet bulunan bir bayan da çıkıyor. Tavrı ve duruşu ile Türk olduğunu zannettiğim ve elinde çok fazla poşet taşıyan bayana, Türkçe yardım edebilirim derken, o önce Türkçe teşekkür ediyor, ancak Türk olmadığını söyleyerek, İngilizce diğer misafirlere hoş geldiniz diyor. Şaşırıyorum ve Romanya asıllı bir kadın olduğunu öğreniyorum. Konuşmalar benim dışımda devam ediyor.

Romanyalı kadın vatandaşı bir adamla evli ve İrlanda’da yaşıyor. Kocası ile yurtdışı tatilleri için uzun yıllardır Türkiye’yi tercih ediyorlar. Kadının Amerikalılara Türkiye’yi anlatmalarına hayran olmamak mümkün değil. Aynen şöyle diyor; her sene 1 aylık tatilimizi Türkiye’de geçiriyoruz, otelleri çok temiz, yemekleri çok güzel, denizlerine bayılıyoruz, insanları da yardımsever, samimi ve sıcak. İlk önce İstanbul’a geliyoruz, burada 1 hafta kalıp, sonrasında Antalya’ya geçiyoruz şeklinde açıklıyor.

Romen Kadına, camiden çıktığınıza göre Müslüman olmalısınız dediğimde, Müslüman değilim ama Kuran dinlemeyi çok seviyorum, bunun için de sıkça buraya (İlahiyat Fakültesi Camii) geliyorum. Namaz kılanları seyrediyor, Kuran dinliyorum, bu bana huzur veriyor açıklamasında bulunuyor.

Bir yabancı dilinden başka bir yabancıya ülkemizi ve değerlerini anlatmanın ne anlama geldiğini, kadim değerlerimizi reddettiği gibi İslam ve Müslümanları aşağılayan sekülerlere ders olmalı.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Prof. Dr. Fikret Akınerdem Arşivi

Prag’dan Bratislava‘ya-2

13 Mayıs 2026 Çarşamba 11:24

Prag’dan Bratislava’ya-1

06 Mayıs 2026 Çarşamba 10:58

Toprak uğruna

29 Nisan 2026 Çarşamba 11:05

Tarım fuarları ne diyor?

15 Nisan 2026 Çarşamba 10:34

Kamu görevlileri ve tavırları

08 Nisan 2026 Çarşamba 11:11

Japon İşadamından tarım projesi

01 Nisan 2026 Çarşamba 10:04

Ramazan'da halkın içinde bir gün

18 Mart 2026 Çarşamba 18:43