Prof. Dr. Fikret Akınerdem
Şeker pancarı üretiminde alınan yeni kararlar üzerine
Kurban Bayramı Ertesi İstanbul’da gezerken, Eminönü’nde karşıma İş Bankası Müzesi yazan tarihi bir bina çıktı, içeri girdim. Oldukça güzel tefriş edilmiş bu Müzeyi iyi ki de görmek için girmişim. Mümkün olursa bu müze hakkında bir makale kaleme almak isterim.
Müzede çok sayıda resim ve resimlerin ne olduğu hakkında bilgiler var. Bunlardan Beyaz Altın başlığı adı altında olan levhada şu metin vardı. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde o zamanki ifadeleriyle “üç beyazlar” denilen dokuma (pamuk), un ve şekere ulaşılması gereken eksikliklerin başında geliyordu. Şeker meselesini 1925 te gündeme alan banka tam bu meyanda şeker sektörüne girdi. Türkiye İş Bankası Uşak, Alpullu, Eskişehir ve Turhal şeker fabrikalarını kuran Türkiye Şeker Fabrikaları Anonim Şirketinin % 33.3 hissesine sahip kurucu ortağıydı’ notu var.
1926 da kurulan Alpullu ve Uşak Şeker Fabrikalarının aradan tam 100 sene geçmiş ve hâlâ biz şeker pancarı, şeker ve politikaları üzerinde tartışmalar yapıyoruz. Bu yüz senelik süreyi yeniden yorumlayacak değilim ancak, Şeker Sektöründe farklı zamanlarda değişik kanunlar, kararnameler ve yönetmelikler çıkarıldı ancak sektörü yasal olarak sağlam bir zemine oturtamadığımız görülüyor.
En son ‘Sözleşmeli Üretim ve Ceza Düzenlemesi’ hakkında alınan kararlar tartışmayı da beraberinde getirdi. Türkiye'de şeker pancarı üretimi arz-talep dengesini korumak ve verimliliği artırmak amacıyla devlet kontrolünde, kota esasına göre yürütülmektedir. Bu düzenlemelerin özeti şunlardır:
Sözleşmeli Üretim Zorunluluğu: Yapılan yasal düzenlemelerle, şeker fabrikaları ile sözleşme yapılmadan şeker pancarı ekimi yasaklanmıştır.
Bakanlık Denetimi: Sözleşmesiz üretimlerin takibi ve kontrolü Tarım ve Orman Bakanlığınca yapılır. .
Alım Fiyatları: Şeker pancarı alım fiyatları her yıl fabrikalar, üreticiler ve temsilcileri arasında yapılan mutabakata göre belirlenmektedir.
Kota Sistemi: Şeker pancarı hasat edildikten hemen sonra işlenmesi gereken ve hızla bozulan bir ürün olduğundan, arz fazlasını önlemek adına kota uygulanmaktadır. Kota üretimi kısıtlama değil, ihtiyaç kadar üretimin adıdır.
Aslında bu alınan kararların tamamı neredeyse uygulanıyor, ancak, kaçak ya da kota dışı ekimler de yapılıyordu. Bir ara C kota ile şeker ihracatının önü açılıyordu. Buna rağmen C kota istismar edildi ve bazı özel fabrikalar bu istismarı doğru bir sistemle fabrikalarında işlemeye aldı. Özel fabrikaların ekim alanlarının daralması, sahip oldukları kotayı kendi üretim alanlarından karşılayamaması ile başka fabrika üretim alanlarda üretilen pancarları satın alarak fabrikalarında işlemeyi seçtiler.
Yeni sistemde, şeker pancarı üretim maliyetleri konusunda Devlet ve Koop fabrikaları rekabet edemez, dolayısıyla şeker üretim maliyetlerinde bu iki grup arasında fiyatlandırma farkları oluşur. Böylece oluşan fiyat farkları Koop ve Devlet fabrikalarını zora sokar. Devlet fabrikaları desteklemeler ile üstesinden gelirse de Koop fabrikaları iflasa kadar gidebilir.
Yapılması gereken, bazı zarar eden ve hammadde bulamayan Devlet fabrikaları (Çarşamba gibi) kapatılsın, pancar üretimine son veren bu fabrikalar bazı sanayii işletmelerine çevrilsin.
Buraların pancar sahaları da daha çok yem hammaddeleri üretimlerine açılsın.
Şeker pancarı üretim alanları yeni haritalarla daha çok yağmurlu alanlara kaydırılsın.
Şeker Pancar üretimi sözleşmeli modelle devam etsin ancak şeker kotası Türkiye kotası olsun. Üretilen pancar, tüm fabrikaların çalışması için fabrika kotalarına göre eşit oranlarda dağıtılsın. Ülke kotasını geçmemek şartı ile fabrikalar yeni harita alanlarında üretim yapma imkânı bulsun. Böylece hammadde üretimi ve fabrikaların çalışmaları garanti altına alınmış olacaktır.
Bu sistem daha adil ve daha kaliteli, maliyeti düşük hammadde üretimini verir.
Aksi durumda “benim oğlum bina okur, döner döner yine okur” olur.
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.