Konya'dan ezher'e uzanan bir ilim köprüsü: Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi'nin Konyalı Damadı Ali Zeki Efendi

Tarih, bazen en büyük isimlerin gölgesinde kalan kıymetli şahsiyetleri sessizce unutturur. Oysa o isimler, bir devrin ruhunu anlamak için en az meşhurlar kadar önemlidir. Osmanlı Devleti'nin son Şeyhülislâmı Mustafa Sabri Efendi'nin Konyalı damadı Ali Zeki Efendi de bunlardan biridir. Bugün Mustafa Sabri Efendi'nin ilmî mücadelesi bilinse de, onun ailesi vasıtasıyla Konya ile kurduğu bağ yeterince bilinmemektedir.

Mustafa Sabri Efendi, Tokat'ın Kat köyünde Asarkaya (Karabacak) ailesine mensup olarak dünyaya geldi. İlk tahsilini Pazar nahiyesinde Peşli Hoca'nın yanında yaptı. Daha sonra Kayseri Medresesi'nde eğitimini tamamladı. 1889 yılında Rüûs imtihanını kazanarak Fatih Camii'nde ders okutmaya başladı. Beşiktaş Asariye Camii imamlığı görevinde bulundu; II. Abdülhamid devrinde huzur derslerine katıldı. II. Meşrutiyet'in ilanından sonra Tokat mebusu olarak Meclis-i Mebûsan'da görev aldı. Siyasi hayatında önce İttihat ve Terakki'yi destekledi; daha sonra Ahali Fırkası'na geçti ve ardından Hürriyet ve İtilâf Fırkası'nın kurucuları arasında yer aldı.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında Mısır'a hicret etmek zorunda kalan Mustafa Sabri Efendi, burada da ilmî mücadelesini sürdürdü. Mısır basınında bir tarihçinin, "Osmanlı Devleti Müslüman dünyasına hiçbir zaman yardım etmedi." şeklindeki iddiasına verdiği cevap, bugün dahi tarihî bir vesika niteliğindedir.

Sabri Efendi yazısında şu çarpıcı soruyu yöneltir: "Osmanlı sizin neyinizi sömürdü?"

Ardından da şu muhasebeyi yapar: "Osmanlılar bu topraklardan hangi serveti götürdüler? Hangi vergileri aldılar? Petrol henüz bulunmamıştı. Hurma, deve ve kumdan başka ne vardı?"

Fakat bu yazının asıl konusu, Mustafa Sabri Efendi'nin fikirlerinden ziyade, Konya ile kurduğu aile bağıdır.

Çok az kişinin bildiği üzere, Mustafa Sabri Efendi'nin damadı Konya'nın yetiştirdiği değerli ilim adamlarından Ali Zeki Efendi idi.

Konya'dan ilim yolculuğuna çıkan Ali Zeki Efendi, Ezher'deki tahsilini tamamlayarak âlimiyye derecesini aldı. Ardından Kahire'deki el-Ezher Ma'hed el-Kahire'ye öğretim görevlisi olarak tayin edildi. Dönemin en seçkin eğitim kurumlarından birinde uzun yıllar ders verdi ve çok sayıda talebe yetiştirdi.

Merhum Üstad Ali Ulvi Kurucu, hatıralarında Ali Zeki Efendi'yi; cübbesi ve sarığıyla dolaşan, son derece mütevazı, yumuşak huylu ve talebelerine bir baba şefkatiyle yaklaşan bir hoca olarak anlatmaktadır. Talebeler, maaş aldığı gün kendisini bekler ve borç isterlerdi. Çoğu zaman bu borçlar geri ödenmezdi. Ali Zeki Efendi ise kimseyi mahcup etmez, alacağını istemezdi. Nihayet eşi, maaşını birlikte almaya başlayınca öğrenciler de bu kolaylıktan mahrum kalmış olurlardı.

Ali Zeki Efendi sadece ders veren bir hoca değildi. Türkiye'den Ezher'e gelen birçok talebenin yetişmesine öncülük etti. Ömer Biçer ve Ali İhsan Okur gibi isimler onun gözetiminde eğitimlerini tamamladılar.

Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi'nin kızıyla evlenen Konyalı Ali Zeki Efendi'nin Suat, Selma ve Nimet isimlerinde üç kızı dünyaya geldi. Kahire'nin Menşiyetü's-Sadr semtinde yaşamını sürdüren Ali Zeki Efendi, 1958 yılı Ramazan ayında teravih namazının ardından vefat etti. Cenazesi Kahire'deki el-Gafir Kabristanı'na defnedildi. Aynı kabristanda kayınpederi Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi'nin de kabri bulunmaktadır.

Bugün tarih yazarken yalnızca devlet adamlarını ve siyasetçileri değil, ilim geleneğini sessizce omuzlayan şahsiyetleri de yeniden hatırlamak zorundayız. Kanaatimce, Konya'nın ilim tarihine dair yapılacak her çalışma, Ali Zeki Efendi'ye hak ettiği yeri vermelidir. Çünkü o, sadece Şeyhülislâm Mustafa Sabri Efendi'nin damadı değil; Konya'nın Ezher'e uzanan ilmî mirasının da mühim temsilcilerinden biridir.

Kaynaklar

1. M. Ertuğrul Düzdağ (haz.), Üstad Ali Ulvi Kurucu Hatıralar, Cilt I, İstanbul: Kaynak Yayınları, s. 352.

2. M. Ertuğrul Düzdağ (haz.), Üstad Ali Ulvi Kurucu Hatıralar, Cilt II, İstanbul: Kaynak Yayınları, ss. 85-87.

3. Nureddin Boyacılar, Bir Ömür Böyle Geçti: Hayatım ve Hatıralarım, İstanbul: Erkam Yayınları, s. 126.

whatsapp-image-2026-08-04-at-13-58-43.jpeg

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Ahmet Köylü Arşivi

Millete adanmış bir ömür: Oktay Saral

08 Haziran 2026 Pazartesi 10:27

Son nöbet: Medine müdafaası

08 Nisan 2026 Çarşamba 17:08

Acınası muhalefet

19 Ağustos 2025 Salı 17:47

Kadim derin devlet aklı

26 Temmuz 2025 Cumartesi 00:01