Chef Hakan Güzel
OKUL ÇANTASI HAZIR, PEKİ BESLENME ÇANTASI?
Okullar açıldı…
Evlerde yeniden sabah telaşı başladı.
Ütülenmiş okul formaları, hazırlanmış çantalar, kaybolmasın diye etiketlenen defterler, “Servis geldi!” sesleri ve kapının önünde son kez kontrol edilen o meşhur liste…
Kalem var mı?
Defter tamam mı?
Su şişesi nerede?
Peki ya beslenme çantası?
İşte tam burada durup biraz düşünmek gerekiyor.
Çünkü çocuklarımızın okul çantasına koyduğumuz yiyecekler, yalnızca birkaç saat sonra tüketilecek bir öğün değil. Aynı zamanda onların damak zevkinin, yemek alışkanlıklarının ve gıda kültürünün şekillendiği küçük birer mutfak deneyimi.

BESLENME ÇANTASI SADECE KARIN DOYURMAK DEĞİLDİR
Bir çocuğun beslenme çantasını hazırlarken bazen tek kriterimiz “Bunu yer mi?” oluyor.
Haklıyız.
Çünkü sabahın köründe hazırladığımız o sandviç eve geri dönerse bütün emek boşa gitmiş gibi hissediyoruz.
Fakat burada başka bir soru daha sormalıyız:
“Çocuğum bugün neyi doğru tüketmeli?”
Beslenme çantasında tek tip yiyecekler yerine farklı besin gruplarına yer vermek, çeşitliliği artırmak önemli.
Tam tahıllı ekmekle hazırlanmış bir sandviçin yanında peynir veya yumurta gibi protein kaynakları, mevsim meyvesi, uygun bir süt ürünü ve mutlaka su düşünülebilir.
Elbette her çocuğun yaşı, günlük hareketliliği ve bireysel beslenme ihtiyacı aynı değil.
Dolayısıyla beslenme çantasını “her çocuk için geçerli tek bir menü” şeklinde düşünmek yerine, çocuğun ihtiyaçlarına göre planlamak gerekiyor.

KAHVALTIYI BİR BARDAK ÇAYA BIRAKMAYALIM
Türk evlerinin klasik sabah manzarasıdır.
“Geç kaldık!”
“Çantam nerede?”
“Servis geldi!”
Ve o sırada masada yarım kalmış bir kahvaltı…
Oysa okul çağındaki bir çocuğun güne düzenli bir kahvaltıyla başlaması, günlük beslenme düzeninin önemli parçalarından biri.
Kahvaltı deyince de aklımıza yalnızca reçel-ekmek gelmemeli.
Yumurta, peynir, yoğurt, tam tahıllı ekmek ve mevsim sebze-meyveleri gibi farklı seçenekler değerlendirilebilir.
Buradaki amaç sofrayı donatmak değil.
Dengeli bir başlangıç yapmak.

MEYVE SUYU MU, MEYVENİN KENDİSİ Mİ?
Raflarda rengârenk kutular…
Çocukların ilgisini çeken ambalajlar…
Ama mutfakta bazen en güzel ambalaj, doğanın kendisidir.
Bir elma, bir armut, bir mandalina…
Mevsiminde tüketilen meyvenin kendisi, beslenme çantasında değerlendirilebilecek güzel seçeneklerden biridir.
Şekerli içeceklerin günlük alışkanlığa dönüşmesi yerine suyun temel içecek olarak benimsenmesi de önemli.
Çünkü bazen sağlıklı beslenme için mutfağa yeni bir şey eklemekten önce, gereksiz olanı çıkarmak yeterlidir.

“SAĞLIKLI” DİYE ÇOCUĞUN ÖNÜNE HER ŞEYİ KOYAMAYIZ
Burada ebeveynlerin sık yaptığı bir hataya da değinmek gerekiyor.
Çocuğun sevmediği bir yiyeceği “Ama çok sağlıklı!” diyerek her gün beslenme çantasına koymak…
Sonuç?
Akşam eve geri dönen bir beslenme çantası.
Çocuklarda yeni tatlara alışmak zaman alabilir. Bir yiyeceği farklı şekillerde hazırlamak, alternatiflerini denemek ve çocuğu yemek konusunda baskı altında bırakmamak daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir.
Çünkü yemek sevgisi zorla değil, deneyimle oluşur.
Bugün sevmediği bir sebzeyi yarın farklı bir sunumla sevebilir.
Mutfak biraz da bunun sanatıdır.
BESLENME ÇANTASINDA HİJYENİN YERİ AYRI
Bir şef için mutfakta lezzet kadar önemli başka bir kelime vardır:
Gıda güvenliği.
Evde hazırlanan yiyeceğin okula nasıl taşındığı da en az ne hazırlandığı kadar önemli.
Özellikle süt ürünleri, yumurta, et ve tavuk içeren yiyeceklerde uygun saklama koşullarına dikkat edilmeli.
Beslenme çantasının temizliği ihmal edilmemeli, yiyecekler uygun kaplarda taşınmalı ve çabuk bozulabilecek ürünler için sıcaklık koşulları mutlaka göz önünde bulundurulmalı.
Çünkü sağlıklı görünen bir yiyecek, yanlış koşullarda saklandığında güvenli olmayabilir.
KANTİNİ YASAKLAMAK YERİNE BİLİNÇ KAZANDIRALIM
Çocuk okulda.
Kantin orada.
Arkadaşları bir şeyler alıyor.
Dolayısıyla “Asla yeme, asla alma.” demek her zaman gerçekçi olmayabilir.
Asıl mesele, çocuğun neden bazı yiyecekleri daha sık, bazılarını ise daha seyrek tüketmesi gerektiğini anlayabilmesi.
Çünkü anne ve baba yanında olmadığında da doğru tercihi yapabilen çocuk, gerçekten beslenme bilinci kazanmış demektir.

VE BİR ŞEFİN NOTU…
Mutfakta yıllar içerisinde öğrendiğim en önemli şeylerden biri şu:
İyi yemek yalnızca lezzetli yemek değildir.
Doğru malzeme…
Doğru hazırlama…
Doğru saklama…
Doğru porsiyon…
Ve en önemlisi, doğru alışkanlık.
Çocuklarımızın beslenme çantası da aslında evimizin küçük bir mutfağıdır.
Oraya koyduğumuz her yiyecek, çocuğumuza farkında olmadan bir şey öğretir.
Bir meyve; doğanın tadını…
Ev yapımı bir yiyecek; emeği…
Birlikte hazırlanan bir sandviç; mutfağı…
Dengeli bir beslenme çantası ise ölçüyü ve çeşitliliği.
O yüzden bu eğitim yılında sadece çocuklarımızın defterlerini, kitaplarını, kalemlerini hazırlamayalım.
Damaklarını da doğru bilgilerle eğitelim.
Çünkü okulda öğrenilen her bilgi sınav kâğıdına yazılmaz.
Bazı bilgiler sofrada öğrenilir.
Ve bazı alışkanlıklar, çocuklukta başlar…
Bir ömür devam eder.
SAKALLI POĞAÇA TARİFİ İÇİN MALZEMELER
Sakallı Poğaça Hamuru İçin:
1 su bardağı süt
1 su bardağı su
1 adet yumurta beyazı (sarısı üstüne)
1 paket instant maya
¼ su bardağı sıvı yağ
2 yemek kaşığı toz şeker
5-6 su bardağı un (aldığı kadar)
1 tatlı kaşığı tuz
Sakallı Poğaça Üzeri için:
1 adet yumurta sarısı
2 yemek kaşığı süt
Sakallı Poğaça İç harcı için:
200 gram krem peynir
½ su bardağı rendelenmiş kaşar peyniri
½ demet maydanoz (ya da dereotu)
Sakallı poğaça hamuru için; un ve tuz hariç tüm malzemeleri bir karıştırma kabına alın ve şeker eriyene kadar karıştırın.
Yavaş yavaş unu ekleyerek yoğurmaya başlayın. Hamur kıvam almaya başladığında un eklemeyi bırakın. Unlanmış mutfak tezgahı üzerine aldığınız hamuru, mayanın aktive olması için bastırarak özleşene kadar yoğurun.
Kulak memesi kıvamında ele yapışmayan bir hamur elde ettiğiniz zaman üzerine temiz bir mutfak beziyle ya da streç filmle kapatın. Hazırladığınız hamuru oda ısısında 30 dakika kadar dinlendirin.
Dinlenen hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alıp tezgah üzerinde yuvarlayın, kenar kısımlarını hafifçe uzatıp şekil verin.
Yağlı kağıt serili fırın tepsisi üzerine aralıklı olarak yerleştirin.
Yumurta sarısını sütle çırptıktan sonra hamurların üzerine sürün. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında yaklaşık 30 dakika kadar pişirin.
Fırından çıkan poğaçaları kısa bir süre dinlendirdikten sonra orta kısımlarından uzunlamasına kesin.
İç harcı hazırlamak için; labne peynirini küçük bir kapta karıştırın. Maydanozu incecik kıyın. Uzun ince parçalar halinde rendelenmiş kaşar peynirini bir tabağa alın. Poğaçaların içini yaklaşık 1 tatlı kaşığı kadar labne peyniriyle doldurun ve ağzını da hafifçe peynire bulayın.
Labneli iç harçla doldurduğunuz poğaçaları rendelenmiş kaşar peynirine ve kıyılmış maydanoza batırın
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.