Denizli’den Konya’ya
Derler ya her yokuşun bir inişi, her gidişin bir dönüşü var. Bu sefer de benim için böyle oldu ve bir hafta önce seyahat ettiğim Denizli Yatağan beldesinden, dönü için başka bir yolu (Burdur-Isparta-Eğridir-Beyşehir üzerinden) kullanıyorum. Maksadım eskilere göre bu hattaki değişmeleri görmek.
Yakınımın düğünü münasebetiyle 4 gün kaldığım Yatağan’da hayli keyifli zamanlarım oldu. Sabahları horoz sesi ile uyanmanın, bölge düğün adetleri ve yemek kültürünü öğrenmenin, yeşillikler arasında sabah yürümelerinin tadını çıkarmaya çalıştım. Nikâh için Denizli’ye geçtiğimizde defalarca görmüş biri olarak şehrin, ne kadar da değiştiğini ve geliştiğini yeniden müşahede ettim.
Yatağan Beldesinin birçok özelliği var. Tarihin yüklediği bir vazife olan kılıç yapma (Yatağan Palası) yanında günümüzde bıçak ve benzeri aletlerde (çakı, tahra, balta, makas, kırklık, saban demiri) ustalıkları ve ülkem ve dünyaya verilen siparişleri ile ünlü olmasıdır. Bu arada gazetemde yurtdışı seyahatlerimi yayınlıyorum, Yatağan Yutiçi için yayınladığım ilk seyahatim olacak.
Yaklaşık 400 km’lik yol için Yatağan’dan ayrılıyorum. Bu hatta ilk hedefim 10 yıl evvel de gördüğüm ve muhalif siyaseten üzerinde hayli söz dalaşı yaptığı Salda Gölünü görmek olacak. Yeşillikler arasından yarım saat sonra Salda ya varıyorum. Geliş yolunda Salda’nın ilk görüldüğü tepeden bakıldığında muhteşem bir renkli sular ve manzara karşıma çıkıyor. Düzenli yollar, bakımlı plajlar, yönlendirme levhaları ve oteller ile gölü merak eden yerli yabancı turistlerin bolluğu dikkat çekiyor. Yapılan güzel düzenlemeleri görmeden, yapılan her şeye karşı çıkan bu muhalif güruh neden bunu yapar anlamak zor değil. Anlaşılan onların derdi siyaset yapmak değil, yapılan güzelliklere karşı çıkmak.
Seyir yerinden göle bakan parka arabamı park edip, dikenler ve çalılar arasından Göle yürüyorum. Göl yatağının dış tarafı iyi ancak aşağısı balçık. Buna rağmen çıplak ayakla tuzlu suya giriyorum. Çamur ve su ile ıslanan pantolonum kuruyunca bembeyaz tuzlarla renkli bir hal alıyor. Yakından seyrettiğim Turkuaz renkli suya ve siyah toprağa ellerimle dokunuyorum ve şükrediyorum.
Salda çıkışı lavanta bahçeleri arasından gelişmiş tarım alanlarını geçiyor, Burdur iline ulaşıyorum. Burdur benim hayatımda özel bir yeri olan İl. 1980 İhtilali 2 ay sonrası 4 ay kısa dönem askerliğimi burada yapmıştım. Oldukça soğuk bir kış yaşadım ve 1 hafta da hasta yattım. Buna rağmen şerefli bir görev olarak baktım. Bizi üzen mescit olmadığı için namaz kılınacak tek yer olan Havuzbaşında namaz kılma yasağının gelmesidir. Çok ağrımıza gitse de topçu taburumuzu yeşillendirmenin gururunu yaşadım, batarya komutanı beni çok tekdir etmişti. Buna rağmen çok iyi dostlar ve dostluklar da kazandım. Bu dostların bazıları ahirete göçse de, kalanlarla muhabbetimiz devam ediyor.
Burdur’u da hayli gelişmiş buldum. Çok miktarda lüks ve yeni binaları çevreye yayılmış durumda. Öte yandan Burdur Gölünün su rezervinde azalmalar olmuş, bunun büyük bir çevre felaketine sebep olacağı herkes tarafından bilinmeli ve tedbirler erkenden alınmalıdır. Askerlik yaptığım 58. Topçu Tugayının önünden derin duygularla geçiyorum, durmadan Isparta istikametine yol alıyorum.
Isparta’ya kestirme dağ yolundan gül bahçeleri arasından geçerek giriyorum. Bu orta büyüklükteki şehirde bu kadar inşaatın olması garibime gitti. Demek ki ihtiyaç var ve insanımız yeni ve lüks evlerde yaşamayı istiyor. Bu da inşaat sektörünü canlı tutuyor. Burada durak yapmadan Eğridir’e geliyorum.
Eğridir de göl kenarında arabamı park ediyor, hem gölü seyretmek, hem de tarihi mekânları bir daha görmek istiyorum. Önce Hızırbey Camiinde namazımı kılıyor, merkeze ve Adaya doğru kısa bir tur atıyorum. Göle bakan bir kafede tıbbi çayımı içiyorum. Eğridir Gölü bu sene yağışlarla eski canlılığını kazanmış görülse de, seneye ne olur bilinmez, tedbiri elden bırakmamamız gerekiyor. Bu arada bölgenin meşhur İslamköy Ekmeği ile gölün taze balıklarından satın alıp yoluma devam ediyorum. Akşam olmadan Konya’ya salimen ulaşıyorum.
Çok değil 5-6 sene evvel geçtiğim bu yolda ki gelişmeleri fark eden biri olarak, günümüzde görmeyenlere önce vicdanın, sonra gönlünün, sonunda beyin gözlerinin açılsın duasıyla.
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.