Chef Hakan Güzel
Kışın kokusu neden narenciye?
Bazı mevsimler takvimle değil, kokuyla gelir…
Bazı mevsimler takvim yapraklarından önce gelir.
Pencereyi açtığınızda yüzünüze çarpan soğuk hava size kışın geldiğini söyleyebilir. Ama bazen buna bile gerek yoktur.
Bir mandalina soyulur.
Kabuğundan yayılan o keskin, ferah ve tatlı koku mutfağın içine doluverir.
İşte kış, biraz da o kokudur.
Sobanın yanında soyulan mandalina… Okul dönüşü çantadan çıkan portakal… Kekin içine rendelenen limon kabuğu…
Narenciye sadece bir meyve değildir. Bazen bir mevsimin, bazen de çocukluğun kokusudur.

PEKİ, O KABUKLARI NEDEN ÇÖPE ATIYORUZ?
Mandalinayı yeriz, portakalı sıkarız, limonu kullanırız ve çoğu zaman geriye kalan kabukları hiç düşünmeden çöpe atarız.
Oysa mutfağımızda küçük bir alışkanlık değişikliğiyle bu kabukları yeniden değerlendirmek mümkün.
Örneğin portakal ve mandalina kabuklarını iyice yıkayıp kurutarak mutfakta kullanabilirsiniz.
Kabukları ince ince doğrayıp kuruttuktan sonra rondodan geçirerek aromalı bir narenciye tozu elde edebilirsiniz.
Bu tozu kek ve kurabiyelerde kullanabilirsiniz.
Bir tutamını sıcak çikolataya ekleyebilirsiniz.
Yoğurda, sütlü tatlılara veya kahvenize aroma katabilirsiniz.
Hatta tuzla karıştırıp narenciyeli aromalı bir tuz bile hazırlayabilirsiniz.
Böylece çöpe gidecek bir kabuk, mutfağınızda bambaşka bir lezzete dönüşür.

BİR KAVANOZUN İÇİNE KIŞI KOYABİLİRSİNİZ
Bir başka yöntem ise çok daha basit.
Temizlenmiş portakal veya mandalina kabuklarını küçük parçalar hâlinde doğrayıp bir kavanoza koyun. Üzerine şeker ekleyerek beklettiğinizde zamanla mis gibi kokan aromalı bir karışım elde edebilirsiniz.
Bunu tatlılarda, keklerde veya içeceklerde değerlendirebilirsiniz.
Limon kabuklarını da çöpe atmak yerine rendeleyip küçük porsiyonlar hâlinde dondurabilirsiniz.
Böylece ihtiyaç olduğunda elinizin altında hazır limon kabuğu bulunur.
Küçük bir hazırlık, büyük bir kolaylık…

SADECE TATLI DÜŞÜNMEYİN
Narenciyeyi yalnızca kek ve tatlılarla sınırlamak da büyük bir kayıp.
Bir salatanın üzerine biraz portakal kabuğu rendesi…
Balığın yanında birkaç damla limon…
Zeytinyağına biraz limon veya portakal aroması…
Hatta portakal dilimleriyle hazırlanan bir salata…
Narenciyenin asitliği ve aroması, birçok yemeğe tazelik kazandırabilir.
Özellikle kış aylarında sofraya biraz renk ve ferahlık katmanın en kolay yollarından biridir.

AMA KÜÇÜK BİR UYARI…
Kabuklarını kullanacağınız meyveleri iyice yıkamak önemli.
Ayrıca kabuğun sadece renkli dış bölümünü kullanmaya çalışın. Altındaki beyaz kısım, özellikle bazı narenciyelerde daha acı olabilir.
Yani rende yaparken derine inmeyin.
Amaç kabuğun kendisini değil, kokusunu ve aromasını yakalamak.

BİR KABUK, BİRKAÇ FARKLI LEZZET
Belki de mutfakta en güzel şeylerden biri budur.
Aynı malzeme, farklı bir bakışla bambaşka bir şeye dönüşebilir.
Bugün çöpe attığımız bir portakal kabuğu yarın kekimize aroma verebilir.
Mandalina kabuğu kahvemize koku katabilir.
Limon kabuğu salatamızı değiştirebilir.
Ve bütün bunlar bize aslında çok eski bir mutfak alışkanlığını hatırlatır:
İsraf etmemek.
Eskiden büyüklerimiz mutfakta hiçbir şeyi kolay kolay çöpe atmazdı. Bugün dünyanın dört bir yanında “sürdürülebilir mutfak” ve “sıfır atık” diye konuştuğumuz yaklaşımın temelinde de aslında aynı düşünce var.
Belki de bazen geleceğin mutfağını ararken geçmişimizin mutfağına yeniden bakmamız gerekiyor.
Çünkü büyüklerimiz bazı şeyleri kitaplardan öğrenmedi.
İmkânları sınırlıydı ama mutfağın değerini biliyorlardı.
Şimdi bir mandalina soyarken bir an durun.
Kokusunu hissedin.
Belki sadece kış gelmiyordur.
Belki çocukluğunuzdan küçük bir hatıra da yeniden mutfağınıza uğruyordur.
Çünkü bazı kokular yalnızca burnumuza değil, hafızamıza da dokunur.
Ve belki de bir dahaki sefere portakalınızı yerken kabuğunu çöpe atmak yerine şöyle düşünürsünüz:
“Bunun mutfakta daha işi bitmedi.”
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.