Bazı yorgunlukların adı yoktur.
Kimseye anlatamazsınız.
Çünkü ortada büyük bir sorun yoktur belki.
Ev yerindedir.
Çocuklar iyidir.
İşler yürüyordur.
Gülüyorsunuzdur.
Ama içinizde bir yer…
Sessizce yorulmuştur.
Bazen insan ağlamaktan değil,
her şeye güçlü görünmekten yorulur.
Herkese “iyiyim” demekten,
her şeyi yetiştirmeye çalışmaktan,
kimse üzülmesin diye kendi üzüntüsünü içine atmaktan…
Sonra bir gün küçücük bir şey olur.
Bir söz dokunur.
Bir şarkı çalar.
Eski bir fotoğraf çıkar karşısına.
Ve insan, hiç beklemediği bir anda dolar.
Aslında o gün ağlamıyordur.
Biriktirdiklerine ağlıyordur.
Ne kadar çok şeyi içimize attığımızı fark etmiyoruz.
Söyleyemediğimiz cümleleri…
Ertelediğimiz hayalleri…
Kırıldığımız hâlde sustuğumuz insanları…
“Şimdi sırası değil” deyip kendimize ayırmadığımız zamanları…
Hep biraz sonra…
Biraz sonra dinlenirim.
Biraz sonra kendimle ilgilenirim.
Biraz sonra konuşuruz.
Biraz sonra…
Derken hayat geçiyor.
Ve insan bir gün dönüp kendine bakıyor:
“Ben en son ne zaman gerçekten iyi hissettim?”
Belki de kendimize en büyük haksızlığımız,
kendimizi hep en sona bırakmak.
Oysa insanın kendisine de yetişmesi gerekiyor.
Bir gün telefonu sessize alıp sadece kendini dinlemek…
Bir kahveyi acele etmeden içmek…
Bir pencerenin önünde birkaç dakika durmak…
Kimseye açıklama yapmak zorunda kalmadan biraz susmak…
Bunlar bencillik değil.
Bunlar, ruhun nefes alma biçimi.
Ve belki bugün birilerinin sana söylemesi gereken cümle şudur:
Her şeyi taşımak zorunda değilsin.
Bazen bırakabilirsin.
Bazen “yapamıyorum” diyebilirsin.
Bazen yardım isteyebilirsin.
Bazen güçlü olmak yerine sadece insan olabilirsin.
Çünkü sen de yorulabilirsin.
Senin de kalbin kırılabilir.
Senin de durmaya hakkın var.
Ve unutma…
Kimse görmese de Allah, içinde taşıdıklarını biliyor.
Belki de bu yüzden bazı geceler kimseye anlatamadığımız hâlde içimiz biraz olsun hafifliyor.
Çünkü insan, en sonunda şunu öğreniyor:
Her yükü insanlara anlatmak gerekmiyor.
Bazı yükler vardır…
Sadece Rabbine bırakılır.
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.