Muhammet Yavaş

Muhammet Yavaş

Mumu eriten bağrına bastığı bir ip değil miydi?

Hayat, bazen en basit anlarda en derin dersleri verir. Bir mumu eriten bağ, bir ip… Bazen o incecik ip, içimizdeki en kırılgan noktaya basar ve farkında olmadan bizi yakar. İşte benim bugün fark ettiğim şey de bu: İnsan, kimi severse sevsin, kimi tanırsa tanısın, güvenmek her zaman kolay değildir...

Uzun yıllardır abi dediğim, kendisini çok sevdiğim yastığı başıma koyduğumda bile aklıma gelen ilk tanıştığımız zamanlarda bana söylediği kıymetli abimin şu sözü aklıma geldi.

"Muhammet, bana hâlâ güvenmiyorsun… Hâlâ kendini bana tam olarak açmıyorsun."

Bu sözler, yüzeyde belki sıradan bir gözlem gibi görünüyordu ama derinlerde beni sarsan bir gerçeğe dokundu. İnsan, kimine güvenip kendini açtığında, çoğu zaman o güveni sınamak, hatta bazen onu kırmak zorunda kalıyor. Kıymetli abim bana bunu nazik ama net bir şekilde söylemişti; kırıcı değil, yol göstericiydi.

Bugün anladım ki haklıydı. İkili ilişkilerde, ister dostluk ister sevgi olsun, ne yazık ki çoğu zaman çay bardaklarımız yarıda kalıyor. Konuşmalarımız, paylaşımlarımız, içimizi açtığımız anlar… Her biri bazen yarım kalıyor, bazen de hiç başlamadan bitiyor. Çünkü güven, kolay kırılan bir cam gibi bir kez çatladığında, tekrar bir araya gelmesi çok zor oluyor.

Keşke, abimin bana söylediği o sözleri kendime bir motto yapabilseydim: “Güveni ölç, ama özenle paylaş.” Belki de hayatın en değerli derslerinden biri budur. Kimseye boş yere açılmamalı, ama açtığında da geri çekilmemeli. Çünkü insanlar, kimi zaman yarı yolda bırakır kimi zaman arkadan bıçaklar… Ama tüm bunlara rağmen güvenmekten vazgeçmemek, insanın kendine ve sevdiklerine verdiği en değerli hediyedir.

İkili ilişkilerde, güveni doğru yerlere koyabilmek, bazen iki bardak çayın tadını tamamlamak kadar önemlidir. İçten bir sohbetin bitmemesi, yarıda kalmaması, dostluğun ve sevginin en gerçek hâlidir. Ve işte tam da burada mumu eriten bağa dönüyorum: İnce ip, küçük kırılmalar… Bazen fark etmeden yandığımızda, aslında ders alıyoruz, büyüyoruz.

Belki de hayatın sırrı, güveni ölçüp doğru ellerde bulmakta değil, onu paylaşırken kendimizi ve karşımızdakini dikkatle, ama samimiyetle açabilmektir. Mumu eriten bağın farkına varmak, insanı hem kırar hem de olgunlaştırır. Ve belki de en önemlisi, güvenin kıymetini anlamamızı sağlar.

Bugün anladım ki, kime güveneceğimizi seçmek kadar, kendimizi açmayı bilmek de bir sanat.

Ve bu sanatı öğrenmek, yarıda kalan çay bardaklarını tamamlamaktan geçer.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Muhammet Yavaş Arşivi

Kalp bazen yük olur...

03 Mart 2026 Salı 20:54

Konya merkeze kar gelsin artık…

21 Ocak 2026 Çarşamba 12:06

Miraç’ın hatırlattıkları…

15 Ocak 2026 Perşembe 17:28