Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Toprak uğruna

Avrupa’da krallıkla idare edilen ülkelerinden birinde 50’li yaşlarda idealist bir aktivist, yüzbaşı rütbesiyle emekli olmuştur. Vatan ve toprak dendiği zaman tüm vücudu titreyen bu adamın en büyük ideali krala ait bir verimsiz bir araziyi üretime kazandırmak için çalışmalar yapmak ister. Yüzbaşı için verimsiz arazi diye bir şey yoktur, hedef vardır. Hedefe ulaşmak için ısrarla akıl ve ilim ölçüsünde çalışmak gerekir. Öyle de olsa isteğini yerine getirerek hedefe ulaşmak pek de kolay değildir.

Adam daha önceden hiç işletilmemiş bu araziyi ‘nasıl olsa bir şey yapamaz’ diyen Krallık Konseyinden izin alır. Ancak arazi tarıma kazandırılsa da, sonunda yeni haliyle krala kalacaktır. Gelişmelere hayli sevinen Adam atına biner, tek bir kürekle istediği hedefe doğru yola çıkar.

Hedefe ulaşmak öyle çok kolay değildir. Yolda bunu engelleyecek her birinin arazi üzerinde hesabı olan derebeyler, hırsızlar ve katillerle karşılaşır. Adam inatçıdır, tüm olumsuz halleri göğüslemeye hazırdır, hırsla ve inançla çalışmaya başlar. Toprak ve vatan sevgisi öyle üst seviyededir ki, alışma yapacağı tarlada öncelikle küçük bir kulübe kondurur ve krala olan bağlılığını belirtmek için kulübeye Kralın Evi adını verir. Adamın tek hedefi, işi başardığı zaman Baron unvanını almaktır.

Arazi düzenlemesine önce hapishaneden kaçmış ve bahçıvan olan iki genç karı-koca kaçakla beraber bölgede dilencilik yapan siyahi melez bir çingene kızı yanına alır. İlk işi kimsenin bilmediği patatesi ülke genelinde tanıtmak için İngiltere’den yumru satın alır. Bir süre sonra ilave işgücüne ihtiyaç duyar ve bölgeden 10 kadar alman asıllı mülteci ailesinden destek alır ve işe daha faal yoğun girer.

Adamın ünü tüm ülkeye yayılmıştır. İlk patates tohumluklarını toprakla buluşturur, ilk filizlerin görüldüğü zaman da sevinçten çılgına dönerler. Adam patates üretimini başarmıştır. Başarı hikâyesi Krala kadar uzanır, kral adamı ödüllendirir ve ona baron ünvanlını verir.

Bu arada bölgede büyük bir arazisi olan başka bir derebeyi arazinin kendi derebeylik sınırları içinde olduğunu iddiasıyla ıslah edilen araziyi çeşitli entrikalarla ele geçirmek istemektedir. Adam çeşitli tehdit ve şantajlarla karşı karşıya kalsa da pes etmez ve arazi üzerinde çalışmasına devam eder. Üstelik mahiyetinde çalışan ailelerin kadınları ile birlikte kendi karısına da musallat olur. Bu çalışkan ve onurlu adam bunun altında kalmaz ve bir yolunu bulup bu derebeyi öldürür. Bu olaydan sonra, ülkeden kaçar mütevazı bir hayata başlar, zira Baron unvanını da yitirmiştir.

Olaylar böylece devam eder gider sonunda kendine çok pahalıya mal olsa da hedefine ulaşmış, hak da yerini bulmuştur. Krala yani devlete olan bağlılığı, vatan ve toprak sevgisi nedir bunu göstermiştir. Bir karış toprağın kıymetini bilirken burada üretim yapılması durumunda ancak buranın gerçek vatan olacağı fikrini herkes ve her kesime kabul ettirmiştir.

Bu bir Toprak Uğruna alınan özet bilgi olsa da filmin verdiği mesaj bir ülke adına olsa da tüm insanlık için önemli bir mesajdır. Bu film beni çok etkiledi. Vatan dendiği zaman zemheri ayazında kalmış gibi her yanımızın titremesi gerekirken, çoğu üreticilerimiz maalesef bunun farkında değil. Dünyevi hırslar çoğu zaman vatan ve toprak bağının önüne geçmekte, susuz bırakılan bölge, kötü işlenen tarla, sırf hava olsun diye gereksiz alınan alet-makineler; daha neler-neler, tahribat yarışını hızlandırmaktadır.

Bu film gerçek bir olaydan alınmıştır. Patates bitkisinin Avrupa’ya gelişini ele almaktadır. İnanç ve hırs başarıyı getirmiş, patates Avrupa’nın özellikle de İngiltere coğrafyasının en önemli ürünü olmuştur. İngilizlerin patatesleri hastalanan İrlandalıları aç bırakıp milyonlarca İrlandalının ölümüne sebep olması da meşhurdur.

Bir Macar atasözünde “Herkesin bir ölüm zamanı vardır, toprak ölümsüzdür” denir. O halde toprak öldürülmez ise vatan da baki kalır. Toprağın ölümü onun verimsizleştirilmesidir de. Bir Tür Atasözü de ‘Toprağı işleyen ekmeği dişler’ der. Aç kalmamak, ele güne muhtaç olmamak için toprağımızı doğru kullanalım, suyumuzu israf etmeyelim. Değil mi ki hayatımız en iyi dostumuz olan toprakta nihayete erecek, onunla kucaklaşacak, sarılıp yatacağız. Canlı iken toprakla iyi dost olalım ki, ölümümüzde bizi iyi karşılasın. Öyleyse toprağımızı öldürmeyelim, vatanımızı baki kılalım.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Prof. Dr. Fikret Akınerdem Arşivi

Tarım fuarları ne diyor?

15 Nisan 2026 Çarşamba 10:34

Kamu görevlileri ve tavırları

08 Nisan 2026 Çarşamba 11:11

Japon İşadamından tarım projesi

01 Nisan 2026 Çarşamba 10:04

Ramazan'da halkın içinde bir gün

18 Mart 2026 Çarşamba 18:43

Tarımda enerjinin önemi-1

24 Şubat 2026 Salı 11:31

Konya’dan Ankara’ya yağmur rejimi

17 Şubat 2026 Salı 14:39