Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Ramazan'da halkın içinde bir gün

Ramazan aylarında birkaç ilde uzun süreler bulundum. Altmış iki senedir de Ramazan orucunu tutarım. İlk orucum köyde olduğu için çok eğlenceli olur, akşam damlara çıkarak imamın minareye çıkıp, sesiyle ezana başladığı zaman tüm çocuklar tek bir ağızdan “ezan okunuyor” diye bağırırdı.

Sonraki 6 sene Kayseri de, üniversite yıllarım ve iş hayatımın 18 senesinde Ankara’da, yurt dışı hariç geri kalanın 36 senesini de Konya’da Ramazan orucumu ifa ettim. Bulunduğum beldeler genellikle iç Anadolu Bölgesine ait olduğu için, pek de farklı gelenekler yoktu diyebilirim.

Bu sene ki Ramazan orucuma sahura kalkışım sonrası (emekli olmam sebebiyle) yeni bir alışkanlık edinmeye başladım. Sahur bitiminde dışarı çıkıp, sabah namaz vaktine kadar yaklaşık 30-40 dakika evimin hemen yanında ki Ülkemin en iyi parklarından biri olan Şefik Can da yürüme yapıyorum. Bu yürüşün mesafesi yaklaşık 5 bin adıma kadar oluyor, sessiz, temiz ve bol oksijenli bir ortamda yürümenin tadını alıyorum. Namaz sonrası temiz bir akciğer oksijeniyle de 2 saat kadar uyuyorum.

Öğlen namazı sonrası aynı parkta tekrar 5 bin adım atıyorum. Bunun dışında ufak tefek alışverişler için kısa mesafeleri yürüyorum. Bu yürüyüş esnasında bazı enteresan olaylarla da karşılaşıyorum.

Şunu öncelikle belirteyim ki Konya’da Efsane Başkan Halil Ürün zamanında yapılan tatlı su şebekesi var. Zannederim böyle bir şebeke başka illerde yok. Olsa da Bursa, Kütahya, Kayseri gibi illerde olabilir, ancak çoğunda faal değil (Kayseri de öyleydi). Yürüyüşüm esnasında tatlı su çeşmelerini de kontrol ediyor, su dolduranların yanlışına anında müdahale ediyor, genelde de iyi tepki almıyorum.

Bir defasında 5 litrelik su bidonunu dolduran 80’li yaşlarda bir kadının bidonu elinde tutamadığından dolayı suyun yarısının dışarı aktığına şahit oldum. Hemen bidonu elinden alıp, 1 damla suyu dışarı taşırmadan suyunu doldurdum ve taşıyamayacağı için hemen karşıdaki evinin önüne kadar taşıdım. Gözleri yaşaran bir Anadolu kadınının hüznü ve mutluluğunu fark ettim. Zannederim gözleri de tam görmüyordu ve de yalnız yaşıyordu. Ayrılırken eski tabirle ‘Berhudar olun” demesi beni mest etti. Sorarım günümüzde “çok yaşa, mutlu olasın, güzel günler göresin” anlamında bu tabiri kaç kişi bilir. Günümüzde de güzel dilimiz yozlaştıran günümüz dil yobazlarına da aynısını soruyorum.

Üçüncü 5 bin adımlık yürüyüşüm üçüncü turunu ikindi namazı öncesi kısa bir uyku çektikten sonra yapıyorum. Bu sürede Şefik Can Parkı daha kalabalık oluyor. Mesaisi biten anneler çocuklarını oynatmaya, okulu biten öğrenciler yürümeye ve benim gibi boş olanlar yürümeye geliyorlar. Bir ara gözüme ayakta sigara için 15-16 yaşlarında 4 delikanlı ilişiyor. Gözlerine dikçe bakınca ne demek istediğimi anlamış olacaklar ki “buyur amca size de ikram edelim” demesinler mi?

Fırsatı kaçırır mıyım? “gençler, buyururum ama sigaranızı almam” diye karşılık verdim. Sonrası kendiliğinden geliyor zaten. Edeben önce sigaralarını sakladılar, sonra yüzlerini eğdiler. Buradan anlaşılan üzerlerine gitmemek lazım, suçlarını da kabullenmiş oldular. Ben de “anladığım kadarıyla öğrencisiniz, çok da beyefendi ve sempatik görünüşünüz var, elbiselerinizden de iyi aile çocukları olduğunuz anlaşılıyor”. Hepsi birden böyle bir iltifata gülerek karşılık verdiler. Fazlaca yormadan ve sigara içmelerinden dolayı da gücendirmeden aynı sınıfta ve özel bir okulda talebe olan bu gençlerin hedeflerini sordum. Maine Mühendisi, İnşaat Mühendisi, yazılımcı ve işletme tahsili yapacaklarını söylediler. Bu meslekleri istemelerinin sebebi ailelerinin işleri gereği bu mesleklere ihtiyaçları olmasından kaynaklanıyormuş. Bir iki nasihat sonrası ayrıldım.

Görüldüğü gibi ülkem gençlerinin çoğu böyle boş ve anlamsız işlerle uğraşmıyor. Düzgün, iyi tavırla ve güzel sözlerle hitap edildiği zamanda, karşı tarafından da anlamlı karşılıklar alınıyor. Elbette kendini öne çıkarmak, karmaşık davranışlarla ben de varım, diyebilen gençler de yok değil.

Evet, bir Ramazan Ayı daha son buluyor. Benim için de çok çabuk ve iyi geçti diyebilirim. Bu arada zor günler de yaşıyoruz. Zorba emperyalistler tavrını açıkça ortaya koydu. Dikkatli ve destekli bir toplum olmak zorundayız. Bu zor günlerde başta yakın çevrem olmak üzere, tüm dostlara, Ülkeme, dünyaya barış ve huzur gelsin dileklerimle, hayırlı bayramlar diliyorum. Nice sağlıklı ve huzurlu bayramlara.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Prof. Dr. Fikret Akınerdem Arşivi

Tarımda enerjinin önemi-1

24 Şubat 2026 Salı 11:31

Konya’dan Ankara’ya yağmur rejimi

17 Şubat 2026 Salı 14:39

Su, sınırsız kaynak değildir-1

10 Şubat 2026 Salı 11:31

Gençlere mahsus Cuma Namazı

27 Ocak 2026 Salı 14:51

Kırık Ok (Barışa giden yol)

06 Ocak 2026 Salı 12:43