Sadık Büyüksakarya
Tayyip Erdoğan kimleri sevmez?
14 Ağustos 2001.
Vesayete, zulme, diktatörlüğe ve dahi birçok hususta halka balyoz gibi inen diretmelere karşı taze bir umut olarak doğan AK Parti’nin doğum günü.
Reis-i Cumhur’un ‘Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ dediği ve milat kabul edilen o anlamlı takvim yaprağının en muhkem aralığı.
Hatta ve hatta ‘Aşkım, davam!’ nidâlarının karşılığı.
Çetin mücadelelerin ve halis niyet silsilesinin meyvesi olan AK Parti’nin anlam çıktısını en kibar ifadelerle öyle zannediyorum bu kıvamda aktarabilirdim.
Daha birçok şey de söylenilebilir.
Öncesi, yaşanılan an ve sonrası olmak üzere kıymetli olanı kalın puntolarla hafızalara ihtimamla kazımak suretiyle yoğun mesailer de harcanılabilir.
Lakin girizgâha özün özü münasip düşer kanaatine vardığımdan ötürü böyle bir başlangıcı uygun gördüm.
Peki neden bu başlık ve içerik?
Herhalde kafanızda böyle bir soru işareti belirdi.
O zaman bu soru işaretini ivedi bir şekilde gidermek üzere açıklama yapayım.
Bendeniz Tayyip Erdoğan’ı çok mücadeleci, sabırlı, ferasetli, iradeli ve dirayetli birisi olarak görüyorum.
Ve bu saydıklarım malûmunuz siyasette olmazsa olmaz diyebileceğimiz soyut ama etkili bileşen bütünlüğü.
Bu bütünlük lider de varlık gösterirken takım arkadaşlarındaki eksiklik nasıl bir problem ardışığına sebebiyet verir tahmin edebiliyor musunuz?
Evet, en önemlisini söyleyeyim; sevgi zedelenmesi.
Yani sevgi eksikliği.
Başlıkla müsemma ‘Tayyip Erdoğan Kimleri Sevmez’ listemizi sıralayalım o halde:
AK Partiliymiş gibi rol kesip benliği o ruha ve aksiyona bir hayli yabancı olan tırtıklı şahsiyetleri,
Koltuk sevdasından uzakmış gibi görünen lakin göbek bağı makam koltuğunun dibine gömülen soytarı zihniyetlileri,
Kapımız size her zaman açık dedikten sonra kapıyı kapatıp üstüne kale kilidi vuran arsız insan artıklarını,
Dava adamlığı adı altında davanın altını oyanları,
Teşkilatları teşkilat mensuplarına dar edip ardından küsmeyelim yine her zamanki gibi bir ve beraber olalım sahtekârlığını ısıtıp ısıtıp öne koyan il ve ilçe başkanlarını,
Aslî vazifesi milletin vekilliği olan lakin milletten bir hayli uzak kalan Ankara gülleri milletvekillerini,
Liste bülbülleri olarak addedilen yönetim ve yürütme kurulu üyelerini,
Mahallelerin uç beyi olarak görülen lakin beylikten haberi dahi olmayan sözde mahalle temsilcilerini,
Halef selef ilişkisini gözetmeyen hatta ve hatta heybedeki değer tepelemesini elinin tersiyle iten burnu havada yeni yetmeleri,
Teşkilatların çayını doldurup, temizliğini yapan, yemeğini pişirip, caddelerde bayrağını asan gönlü güzel insanları tu kaka gösterip kendilerini program etkinlik biblosu olarak tanıtan vizyonsuz tasmalıları,
Genel merkeze şirin görünüp iyilik elçiliğine soyunan ancak kendi mahallesine eli sopalı dava düşmanı olan edepsizleri,
Kim var denildiğinde sağına soluna bakmadan ben varım ve buradayım diyenlerin üstünde tepinip bir adım daha öne çıkabilmek için şerefini ayaklar altına alan savruk kerkenezleri,
Tayyip Erdoğan sevmez.
Yani herkes belli her şey ortada aslında.
Neyin ne olduğu, ne olacağı ve ne olması gerektiği kara kaplı defterin tertemiz sayfalarında saklı.
Sayın Erdoğan bekler, bekler ve bekler.
Sonrasında ise listenin sıralıları bir bir hesap vermeye başlar.
Art niyetleri, kem gözleri ve zehirli zihin dünyaları dumura uğrar.
Aslında içinde bulunduğumuz dönemde yazının gelişme kısmının yansıması değil mi?
Genelde de yerelde de evet.
Ankara’nın çok kuşu var.
Ve o kuşlar nereye uçacağını nerden gelip nereye varacağını çok iyi bilir.
Kimin kazançlı olup kimin kaybettiğini biraz zaman gösterecek.
Biz de bakıp göreceğiz.
Selâmetle…
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.