Öğrencilerimizin büyük bir heyecanla hazırlandığı üniversite sınavı geride kaldı. Aylarca, hatta yıllarca verilen emeğin ardından şimdi sonuçları bekleme zamanı. Ancak bu süreçte unutmamamız gereken çok önemli bir gerçek var: Bir sınav, bir çocuğun değerini, karakterini ya da gelecekteki başarısını tek başına belirleyemez.
Anne babalar olarak çocuklarımızın başarılı olmasını isteriz. Onlar için en iyisini hayal eder, emek verir, fedakârlık yaparız. Fakat bazen tüm hazırlıklara rağmen sınav günü beklenmedik durumlar yaşanabilir. Bir heyecan atağı, mide bulantısı, baş ağrısı, dikkat dağınıklığı ya da o gün yaşanan herhangi bir olumsuzluk, öğrencinin performansını etkileyebilir. Bu nedenle sınav sonucunu yalnızca çalışmanın karşılığı olarak görmek, gençlerimizin yaşadığı duygusal yükü göz ardı etmek olur.
Asıl önemli olan, çocuklarımızın her koşulda yanlarında olduğumuzu hissetmeleridir. Onların duymaya ihtiyaç duyduğu şey; “Kaç net yaptın?”, “Neden daha iyi olmadı?” soruları değil, “Ne olursa olsun seni seviyoruz ve senin yanındayız.” mesajıdır. Çünkü gençler başarısızlık korkusunu en çok sevgiyi ve desteği kaybetme endişesiyle birlikte yaşarlar.
Hayat, tek bir sınavdan çok daha büyüktür. Bugün istediği sonucu alamayan birçok genç, yarın farklı yollarla başarıya ulaşabilir. Önemli olan onların umutlarını korumak, kendilerine olan güvenlerini zedelememektir.
Bu nedenle sınav sonrasında çocuklarımızın puanlarına değil, duygularına odaklanalım. Sonuç ne olursa olsun onlara şunu hissettirelim: “Başarınla gurur duyduğumuz kadar, verdiğin emekle de gurur duyuyoruz.”
Çünkü çocuklarımızın ihtiyaç duyduğu en büyük başarı, koşulsuz sevildiklerini bilmeleridir. Bu sevgi ve güven duygusu, hayatları boyunca taşıyacakları en değerli sermaye olacaktır.
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.