Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Konya’dan Ankara’ya yağmur rejimi

Geçen hafta 2 günlüğüne Ankara’ya özel bir otomobil ile seyahat ettim. Benim bir alışkanlığım gereği bir yere seyahat etmeden önce o yerin iklim değerleri hakkında bilgi sahibi olurum. Bu sefer de öyle oldu, yağışlı olacağı için seyahat öncesi şemsiyemi ve diğer bazı eşyalarımı yanıma aldım.

Sabah erkenden Ankara’ya hareket ettiğimizde havada yağmur yoktu. Ankara’nın birkaç gündür yağmur aldığını biliyordum. Kulu Kavşağından Ankara’ya dönüğümüz andan birkaç dakika sonra yağmur başladı. Başlangıçta çiseleyen yağmur yarım saat sonra sağanak haline döndü. Velhasıl kaldığımız 2 gün boyunca ara ara boşluklar verse de, neredeyse % 90 sağanak yağış oldu.

Seyahate çıktığımızda yağmuru olmayan Konya’da döndüğümüzde de yağmur yoktu. Sürekli olarak yaklaşık 20 senesini Ankara’da, 35 senesini de Konya’da geçirmiş biri olarak Ankara yağmur rejimi Konya’dan her zaman fazla olmuştur. Genelde de Kulu Kavşağı her iki ilin yağmur sınırını çiziyor diyebilirim. Yani Ankara’da olan her türlü yağışın Kulu Kavşağında kesildiğine veya azaldığına çok şahit olmuşumdur. Bir anlamda Ankara’da yağış ortalamaları Konya’dan daha fazla olduğunda bile Ankara susuz, kuraklık hat safhada. Bu durumda Konya için endişelenmemek mümkün değil.

Bu örneklememi tecrübelerimle ve rakamlarla ortaya koyduktan sonra makalemin esas konusu Ülkemin neresinde olursa olsun bu seneye ait düşen her türlü yağışlarla ilgili olacaktır. Rakamlara göre 2025 sene sonuna kadar düşen yağışlar uzun yıllar ortalamasının % 20 altında gerçekleşmiş bulunuyor. 2026 yılı başından itibaren ise uzun yıllar ortalamasını üstünde bir yağış olduğu ortada. Bazı meteorolojik bilgilere göre bu sene Ülkemin yağışlarının geçen son 10 senede olan yağışlar ortalamasının üzerinde olacakmış. Bu ne demektir ve gerçekler ne söyler bir bakalım.

İyimser olmak, olaylara pozitif bakmak oldukça iyi olsa, iyimser düşünce için her karanlık gecenin ardında bir aydınlık gelir dense de, iklim değerleri ve yağışlar için aynı iyimserlik olmaz. Zira iklim üstü açık bir pazarda kendini gösterir ve ona bakış, iki insan veya toplumlararası bir davanın iyimserlikle mutluluğa ulaştırılması gibi sonlandırılamaz. Konuyu rakamlarla açıklamaya çalışalım.

Dikkat edilirse onca yağışlara rağmen barajlardaki su oranı cm-cm olarak yükseliyor. Daha açıkçası yüzey genişliği 10 km2 olan bir göl havzasına 10 mm yağış düşse, toplamda 100 bin ton yağmur düşmüştür. Diğer bir ifadeyle yüzey suyu 1 cm yükselmiştir. Aynı alana 1 ayda 100 mm yağış düşse toplamda 1 milyon ton su demek olmakla birlikte, yüzey suyu 10 cm yükselecektir.

Bu konuyu Konya’nın kullanma suyunu temin eden ve en önemli tatlı barajlarından olan Altınapa Barajı üzerinden giderek daha da netleştirelim. Altınapa Barajının su toplama hacmi 35 milyon m3. Konya’nı senelik toplam su ihtiyacı ise yaklaşık 90-100 milyon M3 civarında. Bir anlamda şehrin su ihtiyacının tamamının Altınapa Barajından sağlandığını düşünürsek, baraj gövdesinin senede 3 defa dolup boşalması demektir. Şu an barajı besleyecek miktarda yağış olacağı pek mümkün görülmüyor.

Elbette bu baraj su rezervini kendi üzerine aldığı yağmurdan karşılamıyor, çoğunlukla çevreye yağan yağmurlardan gelen suların baraj gövdesine akmasından karşılıyor. Öyle de çevreden de yeterince su gelmediği gibi, baraj üzerine de yeterli yağmur düşmüyor.

Anlatılmak istenen Ülkem veya Konya’nı su ihtiyacını rakamlara boğarak ele almak değil, günümüzde düşen yağışların ev ihtiyacı, tarım ve sanayi için yeterli olmayacağının iyi anlaşılmasıdır. Son düşen yağışlar ülkesel ve bölgesel olarak bizleri aldatmasın ve su tasarrufunda ki ısrarımızı gevşetmesin.

Her konuda olduğu gibi hayatın her parçasında da tecrübe önemlidir. Tecrübenin önemli olması bilimi inkâr anlamına gelmez, gelmemeli de. Su konusunda da öyle. Bilim iklim değişiklikleri ve küresel ısınmaya bağlı olarak bazı bölgelerin kuraklıktan etkileyeceğini söylüyor ve bunun da etkisi şimdiden gösteriyorsa, yapılacak tek şey buna inanmak ve su tasarrufu tedbirleri artırmak olacaktır. Zira su hayattır ve canlı kalmak için tüm kaynaklara ulaşmak tatlı su dan geçer.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Prof. Dr. Fikret Akınerdem Arşivi

Su, sınırsız kaynak değildir-1

10 Şubat 2026 Salı 11:31

Gençlere mahsus Cuma Namazı

27 Ocak 2026 Salı 14:51

Kırık Ok (Barışa giden yol)

06 Ocak 2026 Salı 12:43

Evlilikte adâlet ve muhabbet sorunu

30 Aralık 2025 Salı 16:43

İsraf bir insanlık katliamıdır

23 Aralık 2025 Salı 10:22