Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu

Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu

UNUTULAN SANATLAR VEYA KÜÇÜK EL EMEKLERİ

UNUTULAN SANATLAR VEYA KÜÇÜK EL EMEKLERİ

Toplumdaki hayat ve onun değişik şekilleri her zaman aynı tarzda kalmamaktadır. Bin dokuz yüz kırk beş senesindeki Aziziye Camii civarı ile bugünkü aynı yer, tamamen birbirinden farklı bir haldedir. Çocuk iken küçük dükkanların içinde yapılan ve çoğu el emeği olan zenaatları, ustalarının elinden izleyebilirdik. Onlar da kapı önündeki çocuğa; “hadi belledin gaari, git!” dedikleri de olurdu. Şemsiye tamircileri, saatçiler, kaşık ustaları ve daha neler neler. “Şimdi herkes yi(gh)izini alır kullanır hay hoca!” diyenler çıkacak şüphesiz. Gelirimiz arttı ya, gubuzluk da aynı seviyede arttı. Ben şimdi korku içindeyim, kişi başına düşen milli gelir kırk bin dolar olursa, bizdeki fiyaka ne hal alır? Allah korusun!.

Peki kaybolan bu eski zenaatları veya el becerilerini hasıl diriltebiliriz? Geçenlerde evdeki cildi bozulan bir Kur’an-ı Kerim’i ciltletmek için gittiğimiz zat(lar), öğrenci mevsimi, şimdi yapamayız, alırsak kaybederiz dediler ve bir de adres verdiler “falanca da yapar” diye. Ellili yıllardaki durumu hatırladım. Tek ciltçimiz rahmetli Şevket Eskil Usta idi. Belki birkaç tane de matbaa ciltçisi vardı o kadar. Bugün unutulan bu sanatı birileri ayağa kaldırmalı. Şöyle çokça meraklı gençler alarak, bu işi onlara öğretmeli ve toplum da bir elli, yetmiş yıl sıkıntı çekmemeli. Ama her an da yedeklerini yetiştirerek zinciri zayıflatmamalı.

Tuzcular içinde küçük makinesi ve değirmeni ile tuz çeken usta yok. Kaba şekilde yontulmuş olan kaşık ham maddesini, incelterek sanatlı bir kaşık haline getiren hiç kimse yok. Ne Sarıgüzel Hocaefendi, ne Onaylar kaldı, ne de Belviranlılar.

Kazara bir Konyalı kabirden çıkıp gelse, Kapı Cami civarında kendisine ve hanımına “düz mest” diktirecek bir kimse yok. Yine aynı hemşehrimiz veya bir başka kabirden kalkan kardeşimiz, “iki taraflı şalvar veya işlik” diktirecek olsa, mevcut ustalar onu ya Üçler’e veya Musalla’ya havale edecek ve “senin istediğin işi yapacak ustalar oralara gittiler” buyuracaklardır. Daha yüzlerce örnek.

Dini ilimler, Kur’an Bilgileri gibi alanlarda da durum aynıdır. Fakat orada eskiyi canlandıran gayretler vardır. Bakıyorsunuz “Aşere ve takrip kursu” diye bir faaliyet başlıyor, unutulan veya unutulmağa az kalan bir takım ilimler, marifetler ve beceriler böylece tekrar eski zincire eklenerek canlılıkları sürdürülüyor. Ney üfleyen kalmadı diye bir takımları dertli idi. Derken bir baktık, şimdilerde o zatın verdiği emekler gün yüzüne çıkıyor, omuzlarında ney kılıfları ile yolda giden gençlere rastlıyoruz.

Birileri tarafından ve onun eliyle, aklıyla devamlı surette bizim “neyimiz var, neyimiz eksiliyor?” bunu bir anne ve bir baba titizliği ile araştırıp, gidenin yerine yenilerini koymalıyız. Vesselam.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Prof. Dr. Ali Osman Koçkuzu Arşivi
SON YAZILAR