Uykuda Mısın Sevgili Konya, Uyan, Uyan!

Amasya kendine “Şehzadeler Şehri” diyor. Manisa Şehzadeler şehri demekle kalmadı “Şehzadeler” diye bir Merkez ilçesi dahi var.

Selçuklu Sultanlarından, Sultan I. Gıyasettin Keyhüsrev’in türbesinin bulunduğu şehir olan Sivas, kendine “Sultan Şehir” diyor.

Biz ise henüz o şerefe nail olamadık!

Sanki, bu şehir Selçuklunun Payitahtı değil!

Sanki bu şehirde, Alaeddin tepesi dediğimiz tepede Selçuklu Sultanları yatmıyor!

Sanki, Selçuklunun yüreği bu şehirde atmıyor!

Bu hiçbir şey yapmadan beklemeyi de, insanın aklı almıyor!

Uykuda mısın sevgili Konya, uyan, uyan!

Bu şehir “Sultanlar Şehri” ne zaman olacak?

Bu şehre, “Sultanlar Şehri” demeyecek misiniz?

Diliniz mi varmıyor!

Selçuklu Sultanlarının yatmış olduğu Alaeddin Tepesine “Sultan Tepesi” yada “ Sultanlar Tepesi” demek bu kadar zor mu?

Bu şehre ne zaman “Sultanlar Şehri” diyeceksiniz?

Balık kavağa çıkınca mı? Keyfiniz çatınca mı?

Bu şehirde neden her şey bu kadar zor?

Bu şehir denizleri aşıp çayda boğulacak bir şehre benziyor mu?

Yapılan ötelemeler, engellemeler her defasında şehre yansıyor, olan hep Konya denen bu güzelim şehre oluyor!

Ah ile vah ile ömür geçirmenin, zaman öldürmenin, yerinde saymanın varsa bir başka izahı, yapın, söyleyin de hep birlikte öğrenelim.

 

*****

Sevgili Başkanlarımız, Kültür ve Turizm Müdürlüğümüz, Belediyelerimizin kültürle ilgili Daireleri,  Müdürlükleri, ilgili bölümleri…Bu şehre neden böyle bir güzellik yapmayı düşünmezsiniz!

Beş Üniversiteli şehirde, adını Selçukludan alan Selçuk Üniversitemiz başta olmak üzere Selçuklu tarihi konusunda oldukça değerli Akademisyenlerimiz var! Selçuklu tarihi ile gelin barışın artık!

Hatırlarsanız rahmetli Seyit Küçükbezirci Ağabey’in, Miryakefalon Zaferin ihyası ile başlayan dokunuşu ve  840. Yıl kutlaması sonrasında kıpırdanmalar olmuş, Kent meydanına Kılıçaslan Meydanı denmiş, KTO Başkanı Selçuk Öztürk’ün girişimiyle Direniş Karatay filmi çekilmiş, sonra tarihe ve kültüre ara verilip rutine dönülmüş, Ahlat’ta Selçuklu Otağı kurulmasıyla rutinden çıkılmış, Konya’nın Başkent oluşu gibi tarihe not düşülen hadiseler Pandemiye rağmen hayata geçirilmiş, ancak arkası gelmemişti. 

Bir küs, bir barışık misali devam ediyoruz.  Konya’nın Kutalmışoğlu Süleymanşah tarafından feth edilmesini ölümsüz kılacak Konya’nın fetih günüde kutlanmalı! Bu şehre heyecan katacak olayları hayata geçirmek hepimizin görevi değil mi?

Direniş Karatay filmiyle başlayan silkinme ve kendine gelme hareketi, Direniş Konya’ya dönüşemedi! Dönüşmeli. Konya yerinde say denilecek, dur bekle, daha zamanı değil diye dizginlenecek bir şehir değil. Çünkü dizgin dediğiniz nesne, amaçsız, gayesiz, hedefsiz beyhude beklemeyi sevmezde, kaldırmaz da…

 

*****

Tarihin, kültürün ve turizmin iç içe olduğu bir şehrin bizlere sunmuş olduğu nimetleri elimizin tersiyle itiyor muyuz yoksa aheste çek kürekleri mehtap uyanmasın babında, ağır ağır yürüsün gelsin bakalım diye kendi kaderiyle baş başa mı bırakıyoruz?

Gazetemiz Genel Yayın Yönetmeni Emrullah Nergiz Bey’in, geçtiğimiz hafta yayınlanan “Yeni Hollywood Konya” başlıklı yazısında, hoş bir haber vardı.

Şöyle dile getirmiş sayın Nergiz, “ Malumunuz TRT, Konya Büyükşehir Belediyesi ve Meram Belediyesi iş birliği ile Meram ilçesi sınırlarında Karahüyük Mahallesi'nde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından 390 bin metrekarelik arazi TRT'ye tahsis edildi. Bu alana TRT Uluslararası Konya Film Platosu inşa edilecek. Toplamda 390 dönümlük alanda kademe kademe yeni inşaatların olması bekleniyor. Platoda ilk etapta 50 dönümlük alana 13. yüzyıl Konya şehri yapılıyor. İlk proje de 30 bölümlük Mevlâna dizisi…”

Hindistan kendi Hollywood’una, Bollywood dedi ve o isimde bir film endüstrisi kurdu. Emrullah Beye nazire olması açısından, yarın belli olmaz “Koniawood” diyenler bile çıkar demek istiyorum! Malum böyle kelime ve kavramlarla oynamaya bayılan bir şehiriz.

Kültür ve Turizm için gelin elinizi taşın altına koyun deseniz ortada kimse kalmaz, lakin kelimelerle oynayın dediniz mi, bu iş için neler buluruz, neler biliriz, neler uydururuz tahmin bile edemezsiniz. Şehrimizin yeni icat edilen, uydurulan, kelime eklemeleriyle ne anlama geldiği belli olmayan tabelalarına yeniden bir daha bakın, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız!

 

*****

Bu şehirde kültür, tarih ve turizmi ayağa kaldırmak istiyorsak, bu şehre yeni bir coşku, yeni bir heyecan gerek. Bunun alt yapısı var olsa da, bir çok mekan, bir çok düşünce ısrarla atıl bir şekilde bekliyor! Konya gibi bir şehri daha ne kadar kültür ve turizm kanatlarından mahrum bırakmayı düşünüyorsunuz? Şehir uçacak, uçamıyor. Dur bekle diye, diye neredeyse yarım asır olacak!

Şehir aldı başını gidiyor, bizden habersiz bir yere gidemez diyenlerin öteleme ve geciktirme sevdasını anlayabilene aşk olsun!

Film Platosu çok yerinde bir çalışma…Konya tarihi, Selçuklu tarihi yeniden ihya edilebilir. Mevlana projesi ise tek kelimeyle harika…

Bütün bunlar olup biterken, gelin alt yapının boşluklarını dolduralım. Bu şehre, “Sultanlar Şehri” gibi yeni imajlar kazandıralım. Kültür dokumuz var, tarih dokumuz var, turizm dokumuz var! Yazarımız, çizerimiz, sanatımız, sanatçımız, sanatkarımız var! Bu işe gönül veren sevdalılarımız, gönüllülerimiz var!

Bu iş sen-ben demekle çözülmüyor! Bu iş sizden-bizden hikayeleriyle de çözülmüyor.

Bir olmak, beraber olmak, hep birlikte Konya olmak; taraf tutmakla, herkesin birliği, dirliği kendine demekle de olmuyor! Olsaydı, bugüne kadar olurdu, taşlar yerli yerine otururdu!

Bu satırları yazacağımıza, yapılanların destanını yazardık, neşeyle, sevinçle, el birliğiyle…

Konya denen bu güzel şehir için, kim bu şehrin hayrına bir şeyler yapmak istiyor, benim fikrim budur diyor diye dinleyenimiz oldu mu?

Olmadı! Dinliyor gibi görünüp, hiç dinlemiyor olmakta bir yere kadar!

 

*****

Bu şehrin kültür ve turizm kanatları kırık derken kastettiğimiz ve anlatmak istediğimiz hep bu idi!

Adını Selçuklu olarak koyduğumuz, Selçuklu Merkez İlçemiz, “Selçuklu torunları Osmanlının izinde” diye, tarihi ters kepçe getirmiş, Selçukludan nice sonra kurulmuş olan, Selçuklu devlet adamlarıyla devlet olma yolunda önemli adımlar atmış olan Osmanlının izinde diye defalarca Söğüt’e gitmişlerdi. İz ne, yol ne, tarih ve hakikat ne diye hiç araştırmadan üstelik!

Süleymanşah oğlu Ertuğrul Bey’e, Ertuğrul Bey oğlu Osman Bey’e, Konya’daki Selçuklu Sarayından Uç Beyliği beratı verildiğini nasıl anlatsak acaba?

Selçuklunun Başkentinde, Selçukludan bihaber, Mevlana diyarında Mevlana’dan bihaber yaşamak yapabileceğimiz en büyük yanlış! Ahi Evran’ın cümle mesleği bir araya getirdiği, yetişmiş ustaları sanatını öğretsin diye Selçuklu diyarının şehirlerine gönderdiği şehir olan Konya’nın, Ahiliğin merkezini Kırşehir olarak kabullenmesi gibi…Bunlar bizim kayıplarımız, yanlışlarımız, yanlışlarımızda ısrar ettiğimiz önemli mevzular.  

XVI. yüzyılın en büyük şairlerinden biri olarak kabul edilen Hayâlî, “Bilmezler” adlı Gazelinde bakın ne diyor;

“Cihân-ârâ cihân îçindedir ârâyı bilmezler / O mâhîler ki deryâ içredir deryâyı bilmezler”

Ne yazık ki, bizim halimiz, Konya gibi bir deryanın içinde olduğumuzu bilememek!

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum