1. YAZARLAR

  2. İsmail Detseli

  3. Hastaneler altın çağını, hastalar altın yılını yaşıyor
İsmail Detseli

İsmail Detseli

Yazarın Tüm Yazıları >

Hastaneler altın çağını, hastalar altın yılını yaşıyor

A+A-

Yılbaşının gelişi ile birlikte belimden ve dizlerimden yaşadığım rahatsızlığın verdiği ıstırabı gidermek için başvurduğum doktorum, fizik tedavisi görürsem rahatlayacağımı tavsiye edince, sıram gelmiş ve hastaneye yatmıştım. Yaklaşık 3 ay oldu. Çoktan beridir hastanede yatmadığımdan olacak ki üzerimde bir tedirginlik vardı doğrusu. Ama bir gördüm ki o eskiden gördüğümüz kırıcı söz ve muamelelerden insan olarak hele hasta olarak yaşadığımız aşağılanmalardan eser kalmamış insana insanca değer verilir hale gelmiş. Hastalara altın gibi el üstünde tutuluyor, her ne konuda olursa olsun hizmetler hiç aksamıyor hülasa hastaneye yatan bir hastanın hasteneden çıkası gelmiyor.

Niye gelsin efendim? Her birimin ayrı uzman doktoru, pratisyeni, hastaların etrafında pervane olan hemşire hanımları var. Dahası temizliğin en mükemmeli yapılıyor. Yemeklerin en lezizi, yok diyet yemek, yok normal yemek… Kahvaltıları derseniz envai çeşit besleyici gıdalarla dolu.
Konya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde, eski SSK binasının 5. Katı fizik tedavisi için dizayn edilmiş. Bu bölüm Yazır’da bir başka mekana kalkıyormuş. Hastalar ve ziyaretçiler adına üzüldüm doğrusu. Onlarca yatmakta olan hastaya ikişer kişilik odaları, banyosu tuvaleti, lavabosu, aynası o modern medikal yatakları, insanın rahat edebileceği şekilde inip kalkan cereyanlı mekanizması, mis gibi yıkanmış nevresimleri, yastık kılıfları, odalarda seccadesi, iki adet yatarlı koltuğu, iki adet sandalyesi, yemek yemek için masaları… Eşyalarımızı koymak için dolapları su ve benzeri kokacak maddelerin korunması için konmuş buzdolabı ve her odada bir televizyon. Her bir tarafı prizlerle donanmış elektronik fişler. Lavaboda hiç eksik olmayan sıvı sabun, tuvalet kağıtları, peçeteleri, günde iki üç defa temizlik yapan görevlilerin çabası ile her taraf pırıl pırıl. Yağ dökseniz yalanır.

Sabah kahvaltıdan sonra başlayıp akşama kadar iki üç defa ateşinizi ve tansiyonunuzu ölçen cana yakın hemşire hanımlar teşekkürü hak ediyorlar. Bunlar 10 yıl önceleri aklımızın köşesinden geçirmediğimiz hayal bile edemeyeceğimiz hizmetlerdi. Sabah uzman doktorun kontrol edip uygulanacakları yazı ile bildirip gitmesinden sonra her başvurduğunuzda yanınızda olan, aldığınız hastalık hizmeti dışında ayrıca ani gelen bir rahatsızlıkta hemen müdahale edip rahatlamanızı sağlayan güler yüzlü pratisyen hekimler...
Bunun yanında size doktorun uygulanmasını istediği gerek cereyan tedavisi, gerek sıcak havlu tedavisi gerek adını saymaya aklın ermediği birçok aletli egzersizler, hastalara hizmet veren bay ve bayan fizyoterapistler… Bir isteğiniz olduğunda size yol gösterecek sekreterlik çalışanları…

Daha hangi güzel hizmetleri sayayım. Derken aklıma hastanelerdeki modernlik geliverdi… Benim gibi yazma huyu olan hastaların müracaatı ile hastanenin internet şifresini de veriyorlar.

Yani nasıl diyeyim insanlar eskiden hastanede yatmaya çekinir korkardı, yalnızlık çeker kapılara bakarlardı, kim gelip ziyaret edecek diye. Şimdi bunların hiç biri düşünülmüyor bile. Çünkü herkesin kendince bir dünyası var, dünyadan haberi var, evinden çoluk çocuğundan telefonlaşarak haberi var. Bakım iyi, muamele mükemmel, sevgi saygı insana verilen insanca kıymet hat safhada. Onun için şunu itiraf ediyorum ki yatan hastanın hastaneden çıkası gelmiyor. Bakım ilgi her şey mükemmel ama tabi hastanelerin çok olmasına karşın hastalıklar da çok. Bir müddet tedavi görüp sağlığımız düzeldikten sonra başka sırada bekleyen mustarip kardeşlerimizin de bu hizmetlerden faydalanması için fırsat verilmesi gerekli bunu da doktorlarımız zaten yapıyorlar.

Allah devletimize, hükümetimize zeval vermesin. Bu kurumları bu duruma getiren insanların kıymetinin bilinmesini sağlasın. Daha önceleri bir yazımda dile getirmiştim “sen hastaneyi değil hastane seni beklesin” diye. Bu sözüm halen geçerli. O akşamlara kadar sıra bekleyip zar zor yapılan muayenelerden sonra ilaç kuyruğuna girip bir günde ilaç almak için beklenilen yıllar geride kaldı. Şimdi ise randevu ile gidip beklemeden muayene olunuyor, istediğin eczaneden ilacın anında temin edilmesine şükredilmez de ne yapılır ey akıl izan sahipleri! Geriye dönüp bir düşünmeniz size çok şeyler hatırlatacaktır. Ben sadece Araştırma Hastanesi’ndeki gördüklerimden bahsettim ama zaman zaman diğer hastanelerden de hizmet aldığımız oluyor. Tabi onların da hizmet ve bakımlarının mükemmel olduğunu belirtmekte yarar var. Çıkışta doktorum şu tavsiyelerde bulundu: Artık kendini çok yormayacaksın, uzun yürümeyeceksin, diz ve bel bölgelerini daima sıcak tutacaksın. Kendine dikkat edeceksin.

Evet, buna mecburuz. Allah cümlenizin sağlığını korusun. Sağlıklı yaşamlarınız olsun, hoşça kalın…

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT