1. YAZARLAR

  2. Emrullah Nergiz

  3. Kürtler ve Abdullah Ağralı
Emrullah Nergiz

Emrullah Nergiz

Yazarın Tüm Yazıları >

Kürtler ve Abdullah Ağralı

A+A-

Konya’nın tek Kürt milletvekili Abdullah Ağralı, meclis kürsüsünden yaptığı önemli açıklamalarla ülkemizin çok kritik bir evreden geçtiği bu dönemde takdir toplamaya devam ediyor.

Şırnak’ta da tıpkı oranın da vekiliymiş gibi görev yapması apayrı bir parantez. Başbakan ona gerçekten çok güveniyor.

Konya etnik kimlik olarak Kürtlerin de yoğun yaşadığı şehirlerden bir tanesi. Çok şükür burada numunelik dahi bir olay yaşanmıyor. Çünkü Türk-Kürt kardeşliğinin en güzel yaşandığı şehirlerden bir tanesi Konya. Bu durum tüm Türkiye’ye örnek oluşturabilir.

Ağralı bu süreçte oldukça kritik çıkışlar yapıyor.

Aralık ayında HDP grubuna dönerek, “Sizler Kürtlerin temsilcisi olamazsınız, Peygamberler ve sahabe şehri Diyarbakır’ı terörle anılır hale sizler getiriniz. Sizler Kürtlere hayatı zindan ettiniz. Siz özyönetim diyorsunuz ama bakın halk sizden kaçıyor. Siz kim, kürtleri temsil etmek kim… Sizler mağdur edebiyatı yapıyorsunuz. Kürdistan hayali Kürtlerin hayali değildir. Türkiye Cumhuriyeti Kürdün de, Türkün de devletidir.  Artık Kürtler üzerinden sömürü siyasetini bırakın. Son söz olarak Abdülhamit Han’ın şu sözünü buradan hatırlatmak istiyorum; Eğer mesele hâk aramaksa, gelin bunu hep beraber arayalım. Eğer mesele başkaldırışsa (serhildan) o baş kesilir.”

Hele son konuşmasında bu Türk- Kürt savaşı değildir. Hilal ile Haç’ın savaşıdır söylemi tarihi seyir ışığındaki önemli tespitlerden bir tanesi. Türkiye Cumhuriyeti’nin Güneydoğu’da sadece Kürtlerle savaşmadığını, 7 düvele kafa tuttuğunu bilmeyen var mı?

Türkiye’de bu şekilde çıkış yapabilen başka bir Kürt milletvekili var mı?

Doktor Ağralı, bu tavrıyla Kürt vekil olmadığını tüm Türkiye’nin vekili olduğunu kanıtlıyor. Olması gerekenin bu olduğunu HDP’lilerin gözüne sokuyor. Ama görmek için göz lazım değil mi?

Bu vatanı bölerek parçalayarak daha iyi bir yaşam elde edeceklerini sanıyorlar. Yüz yıllardır orada huzuru bir dönem Osmanlı dışında hiç kimse sağlayamamış.

Bugün de ata mirasçıları yeniden oradaki tüm coğrafyaya huzuru payidar kılacak.

Peki, nasıl mı?

Hatırlar mısınız, 5-6 sene önce Türkiye Cumhuriyeti kendisine ait bir savaş makinesini kullanmazdan evvel onları kendisine veren güçlere 40 takla atardı.

İzin verilse bile malum hedeflere haber çok evvelden verilir; neticede boş dağları döven bombardımanlar duyardık.

Milli yazılımı olmadan kullanamadığımız jetlerimizi ya da Kandil’i bombalamak için Diyarbakır’dan kalkan ama bir türlü doğru hedefleri vuramayan savaş uçaklarımız hafızamızda kazılı değil mi? 2007’den beri silah taşıyabilen insansız hava aracı istediğimiz ABD meclisi bu kararı imzalayıp bize göndermiyor. Ama PYD’ye veriyor. Biz ne yaptık? Kendi silahlı İHA’mızı ürettik. Milli uydumuzla yerinde tespitler yapabiliyoruz.  Bunları görmeyen muhalefet kör mü?

Cumartesi akşamı yine yerli üretim Fırtına obüslerimizle PYD mevzilerini yerle bir ederken birkaç saat içinde sözde müttefik ABD’den açıklama geldi. Kısaca bize “yapmayın” dediler. Onların bu tavrının akabinde gece saatlerinde tekrar bombardımana başladık.

Farkında mısınız? Osmanlı mirasının tek sahibi Türkiye Devleti; Dünyadaki 2 süper gücün ve daha birçok devletin desteklediği çapulçuları bombardımana başlıyor.

Prangaları kırdığımızın kanıtı değil de nedir bu? Artık bu topraklarda parya olmadığımızın tescili değil mi? Para verip aldığımız silahlarımızı kullanamamak “manda” değil de neydi?

Her şey bir yana Suriye’de yanlış politikalar üretildiğini söyleyenler, savaşı sınırlarımız içerisinde yaşamamak için sınırlarımız dışında bir şeyler yapmak gerektiğini bilmezler mi?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

3 Yorum