1. YAZARLAR

  2. Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

  3. Selçuklu’nun Akşehir’deki parmak izi: ULU CAMİİ (2)
Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

Mustafa Balkan (Tarih Yazıları)

Yazarın Tüm Yazıları >

Selçuklu’nun Akşehir’deki parmak izi: ULU CAMİİ (2)

A+A-
 
• Selçuklu medeniyetini izlerini taşıyan Ulu Camii, kendisini keşfedecek yeni yüzler beklemektedir. Caminin avlusundaki çeşme kitabesinde; “Her canlıyı sudan yarattık” ayeti yer almaktadır.  
 
Konya’nın Akşehir İlçesi’nde, Ahî Celâl Mahallesinde, Ulu Cami Caddesi ile Kalaycı Sokağın kesiştiği köşede eski Akşehir’in ortasında yer almaktadır. Akşehir’in eski çarşıları ve idari kurumları bu caminin etrafında çevrili idi. 
Vakıf kayıtlarında Alaeddin Cami ismi ile geçer. 1477 tarihli vakıf kaydına göre Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat minareye bitişik küçük mescidi yıktırarak yerine bu camiyi yaptırmıştır. Caminin çini süslemelerle bezenmiş mihrabının da bu dönemde yapıldığı kabul edilmektedir. Avlusunda şadırvan bulunmaktadır. 
Minarenin kitabesinin devşirme bir mermer olması hakkında da; antik devir malzemesinin bol ölçüde kullanıldığı Selçuk eserleri şüphesiz daha önce antik merkezlerin bulunduğu bölgelere rastlar. Konya, Akşehir, Isparta, Eğirdir, Ankara, Kayseri, Sivas, Tokat, Sivrihisar, Antalya, Afyon, Diyarbakır ve Urfa gibi yerlerdeki çeşitli örnekler bunu gösterir. Bu yerlerde antik eserler büyük ölçüde yok olmuştur, bol devşirme malzeme bunların önemi hakkında bilgi verir. Bir bakıma, bu gibi malzemenin Selçuklular tarafından tekrar kullanılması tahrip edilmelerini önlemiş ve günümüze kadar muhafazalarını sağlamıştır.
 
ÇEŞME
Caminin avlu duvarında mermer çeşme yer almaktadır. Çeşmenin kitabesinde “Cihanbeyli Yaralı Yusuf Ağa” tarafından yaptırıldığı belirtilmekte ve “Her canlıyı sudan yarattık.” (Enbiya/30) ayeti yer almaktadır. Tamamen blok halinde taştan yapılmış olan çeşmenin içine gömülü gözüken kemerinin üstüne banisini gösteren 2 satırlık bir kitabe yerleştirilmiştir.
 
ŞADIRVAN
Avlunun sağında yuvarlaklaşmış bir plan üzerine oturan, eşit aralıklarla yerleştirilmiş altı mermer sütun ve bunları bağlayan ikiz kemerlerin taşıdığı basık külahlı bir yapıdır. Bu şadırvan 19. yy sonlarında yapıldığı tahmin edilmektedir. Çünkü şadırvanın ve bânisinin kitabesi bulunmamaktadır. Şadırvanın demir parmaklıkla çevrilmiş merkez kısmında ise ufak bir fıskiye bulunmaktadır. 
 
MİHRAB
Mihrabın inşa tarihini gösteren herhangi bir kitabe mevcut değildir. 15.yy karakteri taşıyan mihrabın daha sonraki tadilatlarda eklenmiş olabileceği düşünülmektedir. Mihrab, üç sade ve düz kenar bordürlerle dikdörtgen çerçeve içerisine alınmış, sivri kemerli ve mukarnaslıdır. Kavsaranın yukarısında ikinci ve en alt sıradaki yuvalarda yüzeyler biri birini kesen ve ilmeklenen hatlardan meydana gelen nebatî motiflerle süslenmiştir. 
 
SONUÇ 
Vezir Sahipata Fahreddin Ali döneminde birçok mimari eser yapılmıştır. Taş Medrese bunlar arasındadır. Selçuklu’dan kalan bu eserlerin çoğunluğu Osmanlı döneminde tamir edilmeye çalışılmış ve bu eserlerin tamiri için uzun uğraşlar verilmiştir. Minaresiyle ve avlusundaki Osmanlı şadırvanıyla varlığını devam ettiren Akşehir Ulu Camii, aralarında 600 yıl olmasına rağmen, dinî mimarinin bütünlüğünü taşımaktadır. 
Akşehir’de özellikle Selçuklular devrine ait tarihi yapılar çoğunlukta. Akşehir’de çok farklı türde birçok tarihi eserin olduğu görülmektedir. Bu tarihi eserlerin büyük bir kısmı da çeşitli sebeplerle günümüze ulaşamamıştır. Günümüze pek çok unsuruyla orijinal halde ulaşabilmiş eserlerden olan Akşehir Ulu Camii halen hizmetine devam etmektedir. Akşehir’deki birçok Selçuklu eseri gibi Akşehir Ulu Camii de medeniyetin izlerini üzerinde taşımakta ve kendisini keşfedecek yeni yüzler beklemektedir. Bizlere de bu eserleri yapanları rahmetle anmak ve bu eserleri koruyup, gelecek nesillere tanıtmak ve aktarmak düşmektedir.

aksehir-ulu-camii-avlusu-ve-cesme-eski.jpgaksehir-ulu-camii-avlusu-yeni.jpgmukarnasli-mihrab.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT