1. YAZARLAR

  2. Ziya Uysal

  3. Türk İslam Kültürü (Birinci bölüm)
Ziya Uysal

Ziya Uysal

Yazarın Tüm Yazıları >

Türk İslam Kültürü (Birinci bölüm)

A+A-

Türk İslam Kültürü, Türklerin İslam’ı yaşama biçimidir. Türk-İslam geleneği, sadece Türkler için değil, dünya Müslümanları için, hatta tüm insanlık için de eşi bulunmaz bir kültür hazinesidir. Her yerde asıl kaynak elbette Kur’an ve Sünnet’tir. Ama yine de her milletin bunları anlama ve yaşama şekli farklıdır. Her millette öne çıkan, hayatın içinde daha çok yer verilen, yaşam tarzı haline gelen ayetler ve sünnetler vardır. Örneğin mübarek gün ve gecelere Türkler arasında büyük değer verilirken, çoğu İslam ülkesinde bunların adı bile geçmez.

Türkler, Allah’ın emrine uyarak yakınlarına bakarlar. İş-güç sahibi oluncaya, evlenip yuva kuruncaya kadar çocuklara olan yakın ilgi devam eder. Onlar da yaşlanıp, bakıma muhtaç duruma gelen büyüklerine, ölünceye kadar bakarlar. Büyüklere saygı, küçüklere sevgi, Türklerde daha belirgindir. Örneğin “abi”, anlamında bir kelime her dilde yoktur. Biz, akraba olmayan büyüklere dahi abi, amca, dayı, teyze, abla deriz. Bu saygı her millette yoktur.

Türkler sert mizaçlı ve savaşçı bir millet olarak bilinir, doğrudur. Ama o savaşçı insanların, İslami değerler söz konusu olduğunda dünyanın en munis, en ince düşünen, en saygılı insanları haline geldiğini görürüz. Bu durum İslam’ın insanı yeniden inşa eden, insanı gerçek değerine ulaştıran, ilahi gücünü de gösteren güzel bir örnektir.                     

Türk İslam kültürüyle yetişmiş olmakla bizler, Allah ve Peygamber’in adı söylendiğinde, Kur’an ve ezan okunmaya başladığında, vaaz, hutbe ve diğer ibadet zamanlarında olabilen en saygılı tavrımızı takınırız. Kabe’ye, Mushaf-ı şerife, camiye, din büyüklerimize ve hatta onların mezarlarına karşı bile içten bir saygı gösteririz. Evlerimizin tuvaletlerini kıble yönüne yapmayız. Cenazemizi yere değil, musalla taşına koyarız. Kıbleye karşı ayağımızı uzatarak yatmayız. Bizler, diğer milletlere göre ibadetlerimizi daha özenli ve huşu içinde yaparız.

Namaz kılanın önünden geçmez, cami çevresinde İslam’a uymayan faaliyetlere ve gürültüye izin vermeyiz. Ayet ve hadis yazılı şeyleri, bayrağı, sancağı yere düşürmekten, yerde görsek onu çiğnetmekten sakınırız. Osman Gazi’nin, duvarda Mushaf-ı şerif asılı diye ayağını uzatıp yatmadığını hep biliriz. Dinin emridir diye misafirlerimize çok değer verir, elimizden gelen ikram ve hürmeti gösteririz. Bizim camilerimiz her yerde en güzel yapılarımızdır ve daima tertemizdir. Türkler, “Temizlik imandandır” hadis-i şerifinin gereğini dünyada en iyi yerine getiren milletlerin başında gelir. 

Biz, dinimizin izin vermediği savaşları yapmayız. Müslüman atalarımız, fetva olmadan savaşa çıkmamıştır. Savaşlarımızın çoğu savunma amaçlıdır. Daima caydırıcılık ve savunma için silahlanırız. Allah’ın emrine uyarak, savaştan asla kaçmayız. “Vatan sevgisi imandandır” hadis-i şerifi gereğince şehit olmayı büyük bir nimet biliriz. Her zaman dosta vefalıyız, düşmana korku salarız. Savaşlarda kadınlara, çocuklara, hastalara, yaşlılara, hastane ve ibadet hanelere dokunmayız, elimizden geldiğince çevreye zarar vermeyiz. Anlaşmalarımıza uyar, anlaşmayı bozan taraf bir olmayız. Daima barışı tercih ederiz ama savaşmamız gerektiğinde de ölümden korkmayız. İslam’ın savaş kurallarına en çok uyan millet Türk Milletidir. Biz, başkaları gibi masum sivil halkların üzerine asla bilerek bomba yağdırmayız.  

Türk İslam sanatı başlı başına ayrı bir değerdir. Türk İslam mimarisinden Türk tasavvuf musikisine, ebru sanatından hüsnü hat sanatına, seramik sanatına kadar birçok sanat dalında dünyaya örnek olacak şaheserleri, İslam’ın etkisiyle Türkler ortaya koymuştur.

Türk tasavvuf kültürü, dünyada bir benzerine daha rastlanmayan, çok orijinal ve kıymetli bir Türk İslam sanatı örneğidir. Türk tasavvuf edebiyatı diye başlı başına bir edebiyat dalı ortaya koymuş olan Türkler, bu alanda Yunus Emre, Mevlana Celalettin gibi dünyaca ünlü, büyük şahsiyetler yetiştirmiştir.

Şehrimizde bu gün dahi Türk tasavvuf musikisi ve semanın çok güzel örnekleri sergilenmektedir. Başka dinlere ve milletlere mensup insanların da hayran kaldığı bu güzel örnekler her Cumartesi akşam, halka açık şekilde, Mevlana Kültür Merkezinde ücretsiz olarak izlenebilmektedir. (Devamı var).  Allah’a emanet olunuz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT