Erdal Küçükşehir

Erdal Küçükşehir

Yazarın Tüm Yazıları >

YALANCI BAHAR

A+A-

Dünya ekonomisinin imdadına sağ olsun bu seferde Avrupa Merkez Bankası yetişti. Geçen yıl FED para musluğunu kapatıp faiz artırmaya başladığında işlerin yolunda gitmediğini zaten herkes biliyordu. Çin’den gelen olumsuz haberler emtia fiyatlarının yerinde saymasına sebep olurken Avrupa’nın en köklü bankaları tarihin neredeyse en ucuz fiyatlarına düşmüştüler.

            Avrupa’da birçok bankanın piyasa değeri defter değerinin yarısından bile daha ucuz hale gelmişti. Bu tarihi düşüşün boş yere olmadığını birkaç rakamla sizinle paylaşayım. İtalya’da batık kredi oranı % 16’yı, İspanya’da % 6’yı çoktan geçmiş durumda. Avrupa Birliği’nin en iyi ekonomilerinden olan Fransa’da bile % 4,5’lar seviyesinde. Yani Avrupa’da “Batık Krediler” diye bir problem oluştu. Ernst & Young’ın araştırmasına göre bankaların kârlılıkları hızla düşüyor. Almanya’da 2016 yılı için beklenen kârlılık oranı -0,5. Evet yanlış değil. Açıkça zarar edecekler. Avrupa ortalaması olarak düşünülen rakam % 1,6. Bankaların kâr edememe gibi başka bir problemleri daha ortaya çıktı.

            Birçok Avrupa ülkesi zaten ekonomik büyümeden uzakta yol alırken üzerine bankacılık sisteminin bu problemleri de eklenince herkes ikinci bir “Lehman” krizinden korkar oldu. Fakat daha önce neredeyse batmış Portekiz ve İspanyol bankalarını kurtarma fonları ile kurtaran Avrupa Merkez Bankası faizleri düşürüp varlık alımlarını 80 Milyar Euro’ya çıkarttı. Bununla yetinmeyip banka dışı şirketlerin tahvillerini de alacağını açıkladı. Türkçe olarak kısaca “Meraklanmayın, kimsenin batmasına izin vermeyeceğim. Bedava para dağıtmaya devam” dedi.

            Şimdi olup bitene bakınca neredeyse Amerikan Merkez Bankası’nın 2008 sonrası yaptıklarının birebir aynısı tekrar ısıtılıp piyasaların önüne kondu. 8 yıldır dünya tarihinde görmediği kadar ucuz ve bol paraya rağmen büyümedi de şimdi sıçramamı yapacak. Zaten Avrupa Merkez Bankası mevduata eksi faiz vermekte ve piyasaları aylık olarak 60 milyar Euro fonlamakta idi. Buna rağmen piyasada durgunluk aşılamadı ve büyüme % 1,5 rakamını geçmekte zorlandı.

            Küresel krize, jeopolitik risklere, Çin den gelen kötü sinyallere, toparlanamayan Avrupa’ya rağmen başıboş ucuz para bizimde arasında yer aldığımız gelişmekte olan ülke pazarlarında borsalara ralli yaptırıp para birimlerinin değerlenmesine sebep oluyor. Bu ekonomik bahar havası ne kadar sürer kestirmek çok zor. Kesin olan şu ki daha önce denendi ve istenen sonucun alınmadığı hatta durumun eskiye nazaran daha karmaşık bir hale geldiği ortada. Bakın Fed faizi bütün söylemlerine rağmen artıramayacak kadar çaresiz durumda. Birçok ekonomiste göre Avrupa Merkez Bankası’nın bu kararının arka planında Avrupa ekonomisinin sanıldığından daha kötü durumda olduğu gerçeği var.

            Kimilerine göre ise Merkez Bankaları bu kararlarla birer saatli bombaya dönüşmüş durumdalar. Marc Faber’e göre Merkez Bankaları hayatlarında bir gün bile çalışmamış profesörler topluluğu o yüzden ne yapacakları belirsiz. Eğer bu kurumlara olan güven çökerse dünya ekonomisi bugünleri çok arar hale gelecektir diyor Faber.

            Bu sürecin nimetlerinden faydalanması beklenen reel sektörde ise işler hiç de finansal piyasalar gibi gitmiyor. Bunun reel ekonomilere ne faydası oluyor derseniz bence hiçbir faydası olmuyor. Büyüme rakamları ve güven endeksleri buralarda gezindiğine göre ne sanayici ne tüccar nede küçük işletmelerin bu olup bitenlerden haberi yok. Çünkü artan borsa düşen döviz ya da bono piyasasında düşen faizler onları ilgilendirmiyor.

            Para politikaları paranın yukardan aşağı doğru dağıtılması olarak işliyor. Bankalar parayı özel sektöre ve kişilere dağıtmakta isteksiz ise veya şirketler ve kişiler borçlanmak istemiyor ise bu politikaların hiçbir işe yaramayacağı ortada. Oysa sistemin büyüme ve durgunluktan çıkması için ihtiyacı olan şey maliye politikaları üreterek paranın aşağıdan yukarı doğru işlemesini sağlamak olmalıdır. Bırakın tasarrufu harcayacak gelire sahip olmayan veya gelecek endişeleri sebebiyle tüketimden kaçınan bireylerin çoğunlukta olduğu bir dünyada para politikaları ile bankacılık sistemine bedava para dağıtmak yine hiçbir işe yaramayacaktır.

    Ne acıdır ki siyaset maliye politikaları üretecek iradeyi ortaya koyamayınca bürokratların oluşturduğu bu yalancı baharın tadını çıkarmaya çalışıyoruz. 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT