1. YAZARLAR

  2. Uğur Özteke

  3. Yasaklı iki kelime
Uğur Özteke

Uğur Özteke

Yazarın Tüm Yazıları >

Yasaklı iki kelime

A+A-

Ayaz bir sonbahar pazarından sıcak sımsıcak selam ve saygılarımızı sunarak güne başlıyoruz.

Bugün inşallah yine farklı konularla birlikte olacağız. Ama üzülerek söyleyelim ki yine hoş bir yazı yok.

Ne yapalım demek ki bugün de malzeme bu.

BİZ O KAPI TAŞLARININ “YERİNDE KORUMA

ALTINA” ALINDIĞINI SANIYORDUK AMA

YİNE DE SİZİN CANINIZ SAĞ OLSUN

Buğday Pazarı restorasyonu sırasında şehir kapısının nasıl kayıp olduğunu(!) fotoğraflarla siz değerli okurlarımıza dolayısı ile de kamu yetkililerine sunmuştuk. Sonra şehrin duyarlı isimleri ve bazı dost gazeteciler konu ile yakından ilgilenmeye başladılar.

Bu arada Büyükşehir’den şöyle bir açıklama geldi.

“17 Kasım 2016 Perşembe Günü yayınlanan PUSULA gazetesinde yer alan "Buğday Pazarı'nın Kapısına Ne Oldu" haberi ile ilgili açıklamamız aşağıdaki gibidir:

Konya İli, Meram İlçesi, Fakıdede Mah. bulunan Buğday Pazarı restorasyon projelerinin, Konya Kültür Varlıklarını Koruma (KKVK) Bölge kurulunun 16.06.2014 gün ve 2072 sayılı kararı ile yeni yapılanma projeleri onaylanmış ve uygulamaya başlanmıştır. Yapılan arkeolojik kazı çalışmaları neticesinde ortaya çıkan eserler değerlendirilerek tadilat projeleri ve teknik raporlar hazırlanmıştır. 03.06.2016 gün ve 3696 sayılı koruma kurulu kararı ile özgün doğu-batı kapıları dışında kalan projeler onaylanmış, kapılarla ilgili statik ve yapısal sorunlar nedeniyle kapıların mevcut haliyle korunamayacağı anlaşıldığından tescilli kapıların onaylı rölövesine uygun olarak sökülmesi, şantiye dışında güvenli bir bölgede depolanması, gerekli bakım onarım ve temizleme işlemlerinin yapılmasının ardından yeni yapılanmada kullanılması kararlaştırılmıştır.

Şu an şantiyede kapılar üzerinde yapılan çalışmalar, Koruma Kurulu kararına uygun olarak ve Müze Müdürlüğü uzmanları denetiminde yapılmaktadır. Bilgilerinizi rica ederiz.”

…………

Büyükşehir yetkililerine ve görevli arkadaşlarına duyarlılıklarından dolayı teşekkür ederiz.

Ammaaaaa velakin şöyle bir durum daha var.

Bizim Genel Müdürlükteki yetkili dostlardan edindiğimiz bilgilere göre bu kapı taşları korunacaktı, korunacaktı korunmasına ama taşlar yerinde kalmak şartı ile.

Şu koskoca şehre bir baksanıza bize ecdattan sağlam ayakta kalmış kaç eser gösterebilirsiniz?

İşte bunlardan birisi de buydu.

…………. 

Elbette biz konunun uzmanları ve sahipleri kadar bilgi sahibi değiliz. Sonuçta cahil düz bir gazeteciyiz. Ne var ki bu konu ile ilgili Türkiye çapında bilgi sahibi abilerimiz var. Ve o abilerimizin bilgilerine müracaat ettiğimiz zaman bize gelen bilgiler ile bu bilgiler hiç mi hiç örtüşmüyor.

Gerçi biz o değerli üstatlara da söyledik. Bundan sonra hiçbir şey uzmanının dediği gibi bildiği gibi değil resmi kurum ya da kişi ne derse odur. Kağıt üzerinde her yanlış doğru oluveriyor artık.

Biz bunu da aldık ve kabul ettik.

Bu arada AK Parti’nin başta yetkili vekilleri olmak üzere siyasilerde yazımız üzerine konu ile ilgili araştırma başlatmışlar. Biz AK Partili siyasi dostlarımızın da bu konuda en az bizler kadar duyarlı olduklarını biliyoruz ve kendilerine inanıyoruz.

Gönül diyor ki “inşallah yanılan biz olalım”…

Uzmanlarda ısrarla yok diyor. Hayırlısı ne ise inşallah o olsun.

Büyüklerimiz ne buyuruyorlar ise başımız gözümüz üstüne.  

BİZ GERÇEKTEN BU HALE Mİ GELDİK?

Bilgisine, kültürüne yaşam biçimine büyük saygı duyduğum öğretim üyelerinden birisidir Prof. Dr. Mehmet İpçioğlu Hoca. Bu hocamız ile biz yılda iki defa karşılaşıp çay içerken lafın belini kırabilirsek kendimizi mutlu addederiz.

Ama sosyal medyadan hocamı mümkün olduğunca takip etmeye ve izlemeye çalışırım. Zaman zamanda kendisinden öyle şeyler öğrenim ki. Hoca yazdıkça kara cahilliğimi görür ve “Ah keşke Mehmet Hoca’nın talebesi olsaydım” derim. 

Mesela Mehmet Hoca’nın şu paylaşımı ile de yeni bir şeyler öğrenmeye çalıştık. Dolayısıyla bize inanan ve güvenen siz değerli okurlarımızın da bunları bilmesinde fayda vardır diyerek sizlere aktarmak istedim.

Tıpkı tarihi kapıdaki uzman kişinin bilgilerini sizlerle paylaştığımız gibi;

Hocam şöyle yazmış

ABD'de Cumhuriyetçi Parti'nin simgesi Fil, Demokratlarınki Eşektir.

İki parti de bundan gocunmaz. Çünkü ikisi de insanlığa hizmet eden mübarek hayvanlardır.

Birisi ben fil gibi güçlü olacağım sizi sırtımda taşıyacağım mesajı ile ortaya çıkarken, diğeri ben eşek gibi çalışacağım size hizmet edeceğim demektedir.

Osmanlı’da da durum bundan farklı değildir.

Bir Paşa Öküz unvanını alırsa bundan hiç gocunmaz bilakis memnun bile olurdu. Çünkü Boğa, Öküz, İnek bizim inancımızda da kültürümüzde de küçümsenecek isimler değildir. Bakara Suresi buna bir örnektir. Diğer bir örnek Dede Korkut’tan Boğaç Han’dır. Anadolu'da Toros ismi zaten Öküz demektir. Biz onu Binboğalar yapmışız.

Örnekler uzar gider.

Öküz örneğinden yola çıkınca anladım ki; Bilimden nasibi olmayan zihnimiz kelimelerle nasıl edepsizce oynayacağını düşünmeye başlıyor.

Bu da nefsimizn çok hoşuna gidiyor. Ama unutmayalım ki; bilinçsizce argoya emanet ettiğimiz o kelimeler bizim haznemizden edebiyle çekilip giderken geride telafisi imkansız kocaman bir boşluk oluşuyor.

Her millet kelime haznesinin zenginliği ile övünür

İngilizler Word Power (Kelime Gücü)

Almanlar Wort Schatz (Kelime hazinesi) derler.

Ya biz

Biz ne diyeceğiz.

Yaşasın argo sayesinde unutturduğumuz dilimiz mi???

Aslında nisyana mahkum edilen kelimeler değil altımızdan çekilip alınan koca bir medeniyetin parçalarıdır...

Şimdilerde koymak kelimesi yasaklandı.

Sokmak kelimesi de yasak.

Türkçe eklemeli bir dildir. Onun için yardımcı fillerle zenginleşir.

Koymak yardımcı fiili hem yabancı kelimeler karşısında bir jandarma gibi durur hem de Türkçesin özünde var olan kelimelerin anlam bulmasına yardımcı olur.

Şimdi kimse kimseye bana çay koy bile diyemiyor.

Ve maalesef

Kelimelerin içini boşalta boşalta konuşamaz hale geldik

Allah encamımızı hayır eylesin.”…

………….

En güzel ve hayırlı günler sizlerin olsun.

GÜNÜN OKKALI SÖZÜ

Küsmek ve darılmak için bahaneler aramak yerine sevmek ve sevilmek için çareler arayın.

NE ZAMAN ADAM OLURUZ?

Makam ve para ile gururlanmanın insani bir davranış olmadığını idrak edebildiğimiz zaman daha iyi ADAM oluruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

4 Yorum