Hasan Durucan

Hasan Durucan

Yazarın Tüm Yazıları >

Yorgun Kartal

A+A-

Üç puan parolasıyla girdiğimiz haftaya rakiplerimizinde puan kaybettiğini düşündüğümüz anda ligde üçüncü olma şansımızın kapıları aralanmıştı. Ama bunu başaramadık. Neden mi? Otuz üç gün içerisinde Ziraat Türkiye Kupası da dahil olmak üzere toplam 10 müsabakaya çıkan temsilcimizin bu duruma alışık olmaması aşikar görünüyor.

Özellikle son haftada ligde Galatasaray deplasmanı, kupada ise Beşiktaş deplasmanı takımımızı bir hayli sarstı. Galatasaray’dan 1 puan, Beşiktaş’tan ise avantajlı skor elde edip galibiyetle dönen temsilcimizin moralleri yerinde olmasına karşın yorgundu.

İkinci yarıya formda başlayan diri takım Osmanlıspor zorlu bir engeldi ve biz bu engele kısmen takıldık diye düşünüyorum. Kendi saha ve seyircimiz önünde galip gelmek elbette hepimizi fazlasıyla hoşnut edecekti ama yenilmemek de mevcut durumumuzun ayrı bir başarısıdır. Hani derler ya; yenemiyorsan yenilmeyeceksin diye, işte bu cümle Konyaspor’un Aykut Kocaman ile özdeşleşmiş felsefesi oldu.

Bir puan mı kazandık yoksa iki puan mı kaybettik? Ligde sadece beş mağlubiyeti bulunan yeşil beyazlı ekibin, kazanamadığı koşulda puanları rakip takıma da vermiyor desek yalan söylemiş ya da abartmış olmayız. Alışageldiğimiz ilk yarı vasatlığına bu maçı da ekleyebiliriz. Son dönem çıktığımız maçlarda ilk yarı izliyor ikinci yarı vuruyorduk. Bu maçın ilk yarısında da izledik ama ikinci yarısında vuramadık. Bunda en büyük faktör kupa yorgunluğunun yanı sıra Alban Meha ve Samuel Holmen’in sahada varken varlık gösterememesi oldu diyebilirim. Buna birde Abdou Razack Traore eklenince soluğumuz kesildi.

Yalnız defansif oyunu daha çok özümseyen Aykut Kocaman temsilcimizin savunma hattımızı çok dirençli hale getirdi. Ali Turan ve Jagos Vukovic’in yanına Nejc Skubic ile Barry Douglas transferi adeta kısıtlı bütçeye nokta atışı oldu. Bugün Kocaman çekip gitse geride bıraktığı en büyük miras savunma hattı olur. İkinci devre her iki takımda oyunu kopartmak isterken Osmanlıspor dakikalar ilerledikçe agresifleşti. Yer yer gardımızın düştüğü anlarda Aminu Umar ile Raul Rusescu’nun başlattığı atağı o övdüğüm savunma bloğu resmen tribündeki seyirci gibi izledi ve golü kaçınılmaz kalemizde gördük.

İşte o an üç puanın göz göre göre gittiğini hissettim. Ama çok geçmedi ki Ömer Ali Şahiner’in oyun bilgisi, takipçiliği ve fırsatçılığı beraberliği yoktan var etti. Halil İbrahim ve Sissoko değişikliği de yetmeyince doksan dakikanın kazananı olmadı. On beş bin seyirci önünde oynan müsabaka her iki taraftar kitlesinin alkışları arası fair-play’e yakışır şekilde örnek gösterilebilecek maçlar arasına girdi. Özellikle kendilerini Yeniçeriler olarak ilan eden Osmanlıspor taraftarının Konyaspor’a verdiği destek ve kardeşlik çağrısı görülmeye değerdi.

Maçın 42. dakikasında yaptıkları jestten ötürü hem şahsım adına hem de Konyalı sporseverler adına teşekkür ediyorum. Darısı diğer müsabakaların başına diyelim.

Son olarak ilk yarı bittiğinde verilen on beş dakikalık aranın stat görevlileri tarafından daha verimli değerlendirilmesini istiyorum. Her ne olursa olsun takımlarını gece gündüz demeden soğuk sıcak gözetmeksizin destekleyen bu taraftarın bu ara boşlukta daha ateşleyici görsellerle, slaytlarla yahut müzikle motive edilmesi, iştahlandırılması eminim maça gelen kitlelerin daha keyif almasına olanak sağlayacaktır. Eminim küçük görülen bu aranın güzel değerlendirilebilirse etkisi büyük olacaktır. Durmak yok, yola devem diyelim.

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT