BİZİM SİYASETÇİLERİMİZ ÖVGÜLERE BAYILIR!

Siyasetin bir tarafı çok vefalı, ancak bir diğer tarafı ise inadına vefasızdır. Hatta oldukça acımazsızdır…

Siyasette; “acıma, acınacak hale düşersin sözü”, 

Zehir zemberek bir söz olarak nitelense de doğrudur.

İstikbali parlak bir siyasetçinin,

Yerinde olmak isteyen,

Onu al aşağı etmek isteyen dünya kadar rakibi vardı.

Bilinenler,

Bilinmeyenler,

El altından uğraşanlar,

Daha kimler yoktur, kimler?

Abi, abla seni herkes seviyor, yemin olsun insanları dinleye dinleye geliyorum,

Beni her gören selam söyle abime, selam söyle ablama dedi.

Sevgi ve saygılarını gönderdiler.

Böyle laflara kandınız, inandınız, ayaklarınız filan yerden kesildi mi, geçmiş olsun!

Sonra hiç beklemediğiniz bir anda, hakikatlerle karşılaşırsınız ki,

Size o lafları getirenin abartmaları, size şirin gözükmelerinin ne kadar boş ve yalan olduğunu görürsünüz amma iş işten geçer.

Siyaset yapan, gerçekleri, ikazları, hakkında söylenen olumsuzlukları da bilmek ve duymak zorundadır.

Bizim siyasetçilerimiz, olumsuzlukları sevmez, duymak istemez, kabullenmez.

Hakkında iyi söylenenlere, övülmeler, manşete çıkmalara bayılır, hakikatler karşısında ise tepki verir, kızar, köpürür.

Ben de ne yapıyorum, demez. Diyenler yok mudur, elbette var. Keşke sayıları çok olabilseydi!

 

SİYASETTE TESADÜFLERE YER YOKTUR!

Bütün siyasetçilerin kendine göre bir hikayesi vardır. Siyaset yazanlar, siyasetçiden yazanlar bu konuları araştırarak yazanlar bugüne kadar çok güzel hikayeler yazdılar.

Yine de bu hikayelerin anlatılmayan, gözden kaçan, aktarılmayan tarafları olabilir.

En zor soru, siyasete nasıl başladınız diye başlayan sorudur.

Çünkü en kaçamak cevaplar bu soruya verilen cevaplar olmuştur.

Siyaseti, anlatanlar, parlatanlar,

Falancanın, filancanın önlenemez yükselişi diye ballandıranlar,

Överken, övdüklerinin ayaklarını yerden kesenler,

Bu işin içinde bir başka hikaye olduğunu bilmezler mi?

Her neyse…

Kimin nerelere ne zaman geleceğine, karar veren, bu işi çok önceden belirleyenler olduğu bir alandır siyaset.

Siyasette, tesadüflere yer yoktur.

Tesadüfen beni buldular.

Benim hiç aklımda yoktu.

İkna ettiler,

Bende kabul etmek zorunda kaldım diyenlerin beden dillerine iyi bakın!

İşler o hale gelmeden,

Kaç kişiye haber uçurduğunu,

Selam gönderdiğini,

Kimi ve kimleri ricacı olmak adına kimlere gönderdiğini istediği kadar saklasın.

Şans çok nadir olarak, bir adamın başına konar!

 

SİYASETTE VEFA SINANMA KÖPRÜLERİNDEN GEÇEREK SAĞLAMLAŞIR!

Siyaset, elbette bir yerde güvendir, itimattır. Ancak oldukça kaygan bir zemin olan siyaset zemininde, güvendiğiniz dağlara her an kar yağabilir.

Bu anlarda, yanınızda olanların sayısına iyi dikkat edin.

Bazen bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar gerçek dostunuz ve seveniniz olduğunu görürsünüz.

Siz siz olun onları kaybetmeyin.

Uzun soluklu siyaset yapan liderlerin yanında her ne hal olursa olsun ondan vazgeçmeyen ve liderlerinden onları hiç kimseye değişmeyen dostları ve yol arkadaşları olmuştur.

O dostlar ki, onların her biri defalarca sınanmadan geçmişlerdir.

Siyasette vefa, sınanma köprülerinden geçe geçe sağlamlaşır.

En kötü gününüzde size yanlış yapmayanların kalbini kırmayın.  

Siyaset oldukça engebeli,, bol virajlı, inişli-çıkışlı, karşınıza ne zaman neyin çıkacağı kestirilemeyen değişik bir yoldur.

Bu yolda giderken, Anadolu tabiriyle, devenin üzerinde adamı kuduz da dalar,

Sütliman görünen, sakin ve durgun deniz yanabilir,

Erimeyen başı dumanlı dağların karları erir,

Birden bire çığlar düşer,

Köprüden geçerken sel gelir,

Kasırga misali yeller, sizi önüne katıp savurmaya kalkar.

 

SİYASET SATIRLARDA GİZLİDİR!

Siyaset nedir diye sormuşlar. Herkes bir şeyler söylemiş. Kendine göre yorumlamış, yorum yapmış.

Belki biraz hatır demişler.

Belki, Nasreddin Hocanın tabiriyle, Fincancı katırlarını ürkütmemek demişler.

Belki, Balıkları kavağa çıkartmamak, yada çıkardıysanız, tadında bırakıp aşağıya indirmek.

Belki kırk satır filan.

Satır deyince, hemen kasap satırı filan anlaşılmasın.

Satır var! Satırdan öte satır var!

Zaten kazı koz anlamaya, öküz altında buzağı aramaya pek bir meraklıyızdır.

Efendim, yeter ki siz satır deyin…

Şiir satırı var,

Mektup satırı var,

Önemli yazıların ilk ve son satırları var,

Ara satırlar var,

Şifreli kelimelerin gizlendiği satırlar var!

Mesajların, açıklamaların satırbaşları var.

O satırları gören siyaseti hatırlar!...

Satırlar birleştiğinde, bazen destan yazarsınız,

Bazen hayal kırıklığı yaratırsınız,

Bazen baltayı taşa vurursunuz.

Bazen kaç yaparken göz çıkarırsınız.

Konu siyasetle ilgili satırbaşı yapmaksa,

Satırlar yapmaksa,

Yazılanlar, konuşulacaklar kırk kere okunsa yeridir,

Diyen çok insan dinledik, bir o kadar da konu ile alakalı yazı okuduk.

Siyaset tek kişinin yazdığı bir oyun değil.

Çok girift, çok karmaşık, bir hayli karışık düğüm dolu bir yumak!

Çözene siyasetçi diyorlar.

İlmi siyaseti iyi biliyor diyorlar.

Netice de siyaset değişik bir sanattır,

Bu sanatı bilen sanatçıya da, siyasetçi diyoruz zaten!

 

 

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.