Rasim Atalay

Rasim Atalay

Gurbetçiler geldi, haydi yolalım!

Gurbetçiler geldi, haydi yolalım!

İçinde bulunduğumuz yaz mevsimi hepimiz için başka manaları, derin anlamları içinde barındırır…

Kimimiz için harman ve hasat dönemidir, kimimiz için yılda bir kez de olsa kafamızı dinleyebilmek adına gittiğimiz tatil, girdiğimiz denizdir…

Kimimiz için uzun yaz günlerini daha iyi değerlendirerek çalışmak ve daha çok çalışmaktır.

Kimimiz için sıla-i rahim, kimimiz için ise içindeki gurbet hasretini dindirmek için bulunmaz bir fırsat.

Konya’dan başta çeşitli Avrupa ülkeleri olmak üzere dünyanın dört bir yanına adeta savrulmuş, ekmek parası niyetiyle yollara düşmüş belki yüz binlerce vatandaşımız, akrabamız, dostumuz, arkadaşımız, kardeşimiz var.

İşte yaz mevsiminin onlar için anlamı, yıl boyunca gurbet diyarlarında çalışıp çabaladıktan sonra koskoca 365 günden oluşan bir senenin 20-30-40 gününü doğup büyüdüğü topraklarda geçirmek; özlemini çektiği vatan topraklarına dönmek, ailesini ve akrabalarını ziyaret edip hasret gidermek için kendilerine verilmiş bir hakkı değerlendirmektir.

BEREKETLİ GELİYORLAR

Senede ortalama bir ay kadar bir süre ile kendi memleketlerine gelen gurbetçilerimiz, varsa üç beş kuruş birikimlerini vatan toprağında yatırıma dönüştürmek istiyor.

Senede bir vatan toprağına ayak basan gurbetçilerimiz, düğünlerini bile özel olarak bu zaman dilimine denk getirip, evlatlarının mürüvvetini kendi topraklarında görüyor.

Yılın 11 ayında yaban ellerde geçiren ama gurbette oldukları süreç içerisinde vatan toprağına olan hasretlerini, özlemle ve aşkla katmerleyen vatandaşlarımızın memleketlerinde geçirdikleri bu bir aylık sürenin her gününün, her dakikasının, her anının nasıl da kıymetli olduğunu varın bir de onlara sorun…

Yıl boyunca tüm planlarını kendi ülkelerinde, kendi şehirlerinde, akrabaları, dostları, arkadaşları ve aileleriyle birlikte uygulamaya koymak üzere yapan gurbetçi vatandaşlarımızı bugünlerde şehrimizde de sıklıkla görmeye başladık.

Hoş gelmişler, safa gelmişler.

Elbette ki boş da gelmediler. Her bir gurbetçinin Türkiye’ye gelmesi demek dövizin de aynı nispette Türkiye’ye akıyor olması demek.

Gurbetçinin parasının çalıştığı gurbet diyarlarındaki değerinin ne olduğunu bilemeyiz lakin ülkemizde gavur parasının epeyce bir kıymeti var.

O nedenle gurbetçiler ülkemize ve şehrimize geldikleri zaman ciddi bir ekonomik hareketlilik de getiriyorlar.

Konya’nın Kulu, Yunak ve Çeltik’ten tutun, Bozkır, Ahırlı, Hadim’e kadar uzanan geniş coğrafyasının neredeyse tamamında şimdilerde adeta bayram havası yaşanıyor. Şehir merkezinde de bu hava hissedilir derecede etkiliyor.

GURBETÇİYİ KENDİNİZE KÜSTÜRMEYİN

Kulağımıza fısıldanan ve duyunca üzüldüğümüz, okuyunca belki sizlerin de üzüleceği ve kabullenemeyeceği bazı konuları da uyarı mahiyetinde kaleme almakta fayda görüyorum.

Gurbetçi vatandaşlarımız, yukarıda bahsettiğim gibi memleketlerine geldikleri zaman yatırım yapıyorlar. Ev, arsa, tarla, bağ, bahçe… Neyse işte. Yani yaban ellerde kazandıklarını kendi memleketlerine yatırıyorlar.

Çarşıya çıkıyor, dükkan dükkan geziyorlar. İhtiyaçlarını gidermek için alışveriş yapıyorlar. Öyle sizin benim yaptığım gibi de değil. Biz belki giyimden gıdaya kadar belli başlı ihtiyaçlarımızı günlük, aylık ya da mevsimlik planlayım giderebiliyoruz. Ama onlar tam bir yılı hesap ederek hareket ediyorlar.

Bizim her an soframızda olan sıcacık çayı, birkaç zeytin tanesini, küflü peyniri buradan götürmezlerse onlar sofralarında bulamazlar. O nedenle biz kilo kilo tarttırırken, onlar on kilo on kilo tarttırıyorlar.

Biz giyeceğimizi, ayakkabımızı mevsiminde almayı tercih ederken, onlar buraya gelmeyi fırsat bilerek alıyorlar. Başörtülü bir ablamız, bacımız Avrupa’da başörtüsü bulamayabiliyor. Buradan pay biçin.

Tüm bunların üzerine bir de düğün alışverişine çıkılıyor. Daha ziyadesiyle alışveriş gerçekleştiriliyor.

İyi niyetli, samimi, işinin ehli, helali haramı bilen, hak ettiğinden bir kuruş fazlasına tenezzül etmeyen, onurlu ve şahsiyet timsali esnafımızı tenzih ederek bir kısım esnafımızın gurbetçileri yolumluk kaz gibi gördükleri gibi bir durum da ne yazık ki söz konusu olabiliyor.

Bunu tüm Konya’ya mâl edemeyiz elbette. Ama kötü örnek de bir yerde örnek olarak önümüze somut delillerle sunulabiliyor. Tabi sonrasında yaptıkları hatanın ceremesini de çekmeyi göze alacaklardır.

BU KURALLAR HEPİMİZ İÇİN

Lafı çok uzatmadan küçük bir mesaj de gurbetçilerimize verelim.

Hani o son model ve plakasını okumakta güçlük çektiğimiz arabalarınız var ya… Trafikte makaslar atarak ilerlediğiniz, herkesin canını tehlikeye attığınız, hız sınırlarına riayet etmediğiniz, ters yollardan gelişigüzel ilerlediğiniz, park edilmeyecek yerlere rastgele park ettiğiniz arabalarınız…

Allah korusun, bir kazaya mahal verirseniz, inanın o son model arabalarınız ne sizi kurtarabilir, ne de canını yaktıklarınızı… Bu notumuzu da trafik kurallarına riayet eden, bu kuralların evrensel olduğunu ve her yerde geçerliliğin var olduğunu bilen gurbetçi sürücülerimizi tenzih ederek iliştirmiş olalım.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Rasim Atalay Arşivi
SON YAZILAR