Erol Sunat

Erol Sunat

Ha Çarşamba’yı sel aldı, ha vatandaşı!

Ha Çarşamba’yı sel aldı, ha vatandaşı!

Çarşamba’yı sel aldı türküsünü bilmeyenimiz yoktur. Türkü edebiyatımıza girdi, mecazda karar kıldı. Ardından siyasete daldı. Sonunda vatandaşın elinde kaldı…

Türkü güzel…

Türkü yanık…

Türkü hüzünlü…

Türkü içli…

Türkünün hikayesi bir efsane…

Türkü kalbe dokunuyor…

Müziği ve sözleri uyarlanmaya uygun…

Vatandaş alıyor türkünün sözlerini uyarlıyor kendi hayatına….

Sonra da diyor ki…

Çarşamba’yı sel aldı almasına da beni alan, beni vuran sellerin haddi hesabı yok…

Güvendiğim dağlara yağan karlar da öyle…

Söz verenler o kadar çok sözlerinden döndüler ki, bu sellerden kaçmanın kurtulmanın ne imkânı var ne ihtimali…

*****

Vatandaşın hali, Çarşamba’dan farksız…

Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan belli olur derler ya…

Bir yanda selin aldığı Çarşamba, bir yanda Vatandaşı ne aldı meselesi…

Vatandaşı ne aldı meselesi derin…

İlk önce akıllara yarım elma gönül alma konusu gelmişti…

Mesela kim aldı gönlünü vatandaşın?

Henüz hiç kimse…

Lakin, vatandaşın gönlünü almayacağız da demiyorlar.

Gönlü alınacak alınmasına da…

Aylardan sonra mı?

"Neyleyim yaptığını ba'de harâbi'l-Basra." derler ya hani…İş işten geçtikten sonra, Basra harap olduktan sonra mı?

Temsilde ya da teşbihte hata olmasın ha Basra harap olmuş, ha vatandaş…

Netice de harap olmak dünyanın her yerinde aynı. Haller harap, gönüller harabe…

*****

Yaklaşık dört yıl kadar önceydi…

Bilinmedik bir virüs kapımızı çaldı.

İçimize dehşet bir korku saldı.

Ardından binlerce can aldı…

Öyle bir Pandemi ile yüz yüze geldik ki, ölümle yüz yüze gelmekle aynı şeydi.

Virüs yetmedi yanına varyantlarını da topladı geldi.

Vatandaş şaşkınlıktan ve çaresizlikten dondu kaldı…

Şok üstüne şok geçirdi…

İnsanların anası gitti, babası gitti, eşi gitti, yakınları gitti, dostları akrabaları gitti.

En sevdiklerini ölüm aldı, vatandaş bir anda onların yokluğu ile karşı karşıya kalakaldı…

Hâlâ da gitmiş değil virüs, adı az bilinen varyantlarıyla yol kesmeye, can almaya devam ediyor.

*****

Vatandaş neden böyle efkârlı diyorlar. Diyorlar demesine de efkâr ve vatandaş yan yana gelirse, ortada yanlış giden bir şeyler var demektir diyenlerin lafları yine de ulaşması gereken yerlere ulaşamıyor. Vatandaşın efkârından, derdinden, sıkıntısından, çektiğinden haberi olmamak, yok saymak, yokmuş gibi davranmak ne mi demektir?

Çarşamba’yı sel aldı…

Çarşamba’yı vurun mecaza, ne mi çıkar ortaya…

Halimiz, ahvalimiz…

Çarşamba’yı sel aldıysa…

Vatandaşı gam aldı…

Zam aldı…

Keder aldı…

Elem aldı…

Hüzün aldı…

Sonra rakamlar aldı…

Ardından enflasyon aldı…

Benim vatandaşım marketlerin ve çarşı pazarın önünde çakıldı kaldı.

*****

Şubat ayının altısıydı…

Vatandaşı deprem aldı, insanlar enkaz altında kaldı.

Elli binden fazla can gitti…

Kadim şehirler yerle yeksan oldu.

Hatay, Kahramanmaraş, Adıyaman neredeyse yok oldu….

On bir vilayet henüz doğrultamadı belini…

Ahları feryatları dinmedi insanların…

Depremin vurduğu coğrafya ne zaman kendine gelir ne zaman toparlanır ne zaman ayağa kalkar?

O şehirlerin hemen hepsini bir zamanlar görmüş biri olarak, o şehirlerin hazin halleri, o şehirlerde onlarca yakınını kaybetmiş arkadaşlarımın çaresizliği, gözlerimi yaşartıyor.

Depremin bizden aldığı o kadar çok şey var ki, o kaybettiklerimizi anlatmak keşke kolay olsaydı.

*****

“Gönlümüzden geçen bu değildi” cümlesi emekliye, dar gelirliye, asgari ücretliye az söylenmedi…

Aynı mealdeki cümleler temcit pilavı misali o kadar çok ısıtıldı ki…

O gönülden geçenleri duyamadan göremeden, eline geçemeden binlerce insan bu hayattan koptu gitti…

Çarşamba’yı sel aldı demiştik ya…

O seller onları aldı ebedi olan bir aleme götürdü.

Neydi o gönlünüzden geçen?

Verilseydi o gönülden geçen, ekmeğine katık olurdu insanların. Dertlerine de derman…

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Erol Sunat Arşivi

Kül

10 Mayıs 2024 Cuma 00:05
SON YAZILAR