Psikolog Eda Adıgüzel

Psikolog Eda Adıgüzel

Neden dinlenemiyoruz? Kronik yorgunluk ve zihinsel tükenmişlik üzerine

Yorgunuz. Gencinden yaşlısına, her yaştan yorgunuz. Üstelik sadece bedenlerimiz değil, zihinlerimiz de yorgun. Ve bu durum günler, haftalar, hatta aylar boyunca sürebiliyor.

Bedenimiz ve zihnimiz; denge ve iş birliği içinde çalışan bir bütün. Birindeki aksaklık diğerini doğrudan etkileyebiliyor. Ne mutlu ki organizmamız, kendi kendini onarmaya ve iyileştirmeye son derece elverişli. Ancak sistemin bu onarımı yapabilmesi için bizim de ona destek olacak bazı adımlar atmamız şart.

Bu adımların başında ise kaliteli bir uyku ve uyku hijyeni yer alıyor. Uyku hijyeni derken karmaşık şeylerden bahsetmiyoruz aslında; yatmadan önce ekrandan uzaklaşmak, kafein tüketimine dikkat etmek veya zihni uykuya hazırlayacak sakin bir rutin oluşturmak gibi basit ama etkili alışkanlıklardan söz ediyoruz.

Ne var ki zihni yenilemenin en güçlü yolu uyku olsa da çoğu zaman o dinlendirici uykuyu yakalayamıyoruz. Gün boyunca aşırı uyarana maruz kalmak ve bunun gece yarılarına kadar devam etmesi; zihni meşgul eden yarım kalmış işler, gelecek kaygısı ya da gün içinde birine söyleyemediğimiz, zihnimizde dönüp duran tek bir cümle bile uykumuzun kalitesini düşürebiliyor. Yatağa geçsek de tam anlamıyla dinlenemediğimiz için sabaha yine yorgun bir zihinle uyanıyoruz. Hâl böyle olunca yorgunluk da hayatımızın kaçınılmaz bir parçası haline geliyor.

Yorgunluğun tanımı, kişinin hayat şartlarına göre değişse de kendimizi anlama yolculuğunda belki de ilk olarak şunu sormalıyız: “Benim neye ihtiyacım var?” veya “Bana ne iyi gelir?”

Bu sorunun cevabı kişiden kişiye değişebilir: Bir dostla edilen sohbet, kısa bir yürüyüş, ibadet etmek, yazmak veya müzik dinlemek... Kimi zaman yormayan bir şeyler izlemek de zihni boşaltmanın bir yolu olabilir. Fakat günümüz ekran içeriklerinde sürekli bir veri akışı var ve zihin bunu işlemlemeye çalışırken saniyeler içinde fazlasıyla yoruluyor. Ayrıca çoğu içerik; şiddet, umutsuzluk ya da insanı bulunduğu konumdan hoşnutsuz kılacak detaylar barındırıyor. Bu da bizi farkında olmadan kıyaslamaya ve mutsuzluğa sürüklüyor. Sırf zihnimiz dağılsın diye yaptığımız masum bir ekran gezintisi, günün sonunda kendimizi daha da kötü hissetmemize sebep olabiliyor.

İşte bu yüzden, adım attığımız her an şu soruyu yinelemek çok kıymetli: "Şu an yaptığım şey bana gerçekten iyi geliyor mu?"

Bedenimize ve zihnimize —yani kısacası kendimize— biraz olsun kulak vermeye ihtiyacımız var. Onca koşturmacanın ortasında kendimize bu alanı açabilmek dileğiyle...

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Psikolog Eda Adıgüzel Arşivi

Hayat ekrana sığar mı?

21 Eylül 2026 Pazartesi 00:16