Psikolog Eda Adıgüzel

Psikolog Eda Adıgüzel

Başlamak için erken (!)

Bugün havamda değilim, zaten hava da kapalı. Canım hiçbir şey yapmak istemiyor; işler de kalsın, ne olacak? Sonra bir zaman hallederim.

Hepimizin zaman zaman kurduğu bu cümlelerin altında aslında tanıdık bir mesele yatıyor: Ertelemek.

Yapmamız gereken işler, gitmemiz gereken yerler, aramamız gerekenler zihnimizin bir köşesinde nöbet tutan bir bekçi gibi... Bunları yapabilmek için şartların elverişli olmasını ve yeterince iyi hissettiğimiz o muhteşem anı bekliyoruz. O vakit, vaktinden ya geç geliyor ya da hiç gelmiyor. Bizler de geç kalmışlıkla yapmaktan vazgeçiyor, en iyi ihtimalle zoraki yapıyoruz.

Psikolojide bu tip durumlar için dikkat çeken bir yaklaşım vardır: Önce aktivasyon, sonra motivasyon. Yani her zaman önce motive olup harekete geçmiyoruz; bazen harekete geçmek, motivasyonu beraberinde getiriyor. Eyleme geçmenin gücünü “Kervan yolda düzülür” ya da “Yol, sen yürümeye başladığında görünür” sözlerinde de görmek mümkün. Aslında biçim değişse de öz sabit; anlamak isteyen için anlatılmak istenen ortak.

Öte yandan bütün bunları çoğumuz biliyoruz fakat eyleme geçme noktasında zorluk yaşıyoruz. Çünkü iş gözümüzde büyüyor, geçmişteki olumsuz tecrübeler akla geliyor, zaman yönetimi zorlaşıyor ya da mükemmeliyetçi yapı devreye giriyor. Bunlar gibi, ertelemenin kişiden kişiye değişen pek çok sebebi var elbet.

Mesela, ertelemenin altında yatan nedenlerden biri mükemmeliyetçi bir yapıya sahip olmaktır. Ancak bu durum her mükemmeliyetçi kişide değil, yüksek standartların baskıya dönüştüğü durumlarda ortaya çıkabilir. Kişi, bir işi ya tam anlamıyla yapması ya da hiç yapmaması gerektiğini düşünebilir. İş içine sinmediğinde üzerinden defalarca geçer, her seferinde yeni bir eksik bulur. Bu da üzerindeki baskıyı artırarak işi ertelemesine yol açabilir.

Belki de mükemmeliyetçilik başka bir yazının konusu olmalı. Fakat ertelerken hepimizin kendince geçerli bir bahanesi var. Ancak şu bir gerçek ki zihin, yarım kalmış işleri sevmez. Çoğu zaman işi yaparken harcayacağımız enerjiden daha fazlasını, zihnimizde dönüp duran o yarım kalmışlıkla harcarız.

Peki, bunca sebebin arasında ne yapacağız?

Bir psikolog olarak bu köşeden size hazır teknikler sunmak ya da ne yapmanız gerektiğini söylemek istemem. Çünkü ertelemenin ardındaki psikolojik dinamikler kişiye özeldir. Ancak buraya küçük bir not bırakmak isterim.

Evet sevgili okur, eminim şu an senin de zihninde dönüp duran, ertelediğin bir şeyler var. Belki bugün hava kapalı, belki canın hiçbir şey yapmak istemiyor. Ama harekete geçmek için havanın değişmesini beklemeden küçük bir adım atmak gerekiyor. Tam şu an, zihnin mazeretler üretmeye başlamadan 5-4-3-2-1 diye sayıp başlayabilirsin; o ilk adımı atmak bazen her şeyi değiştirir.

Kim bilir, belki de kervan gerçekten yolda düzülüyordur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Psikolog Eda Adıgüzel Arşivi

Öfke kapıyı çaldığında

01 Ekim 2026 Perşembe 14:05

Hayat ekrana sığar mı?

21 Eylül 2026 Pazartesi 00:16