Bazen beklenmedik bir anda bir misafir kapımızı çalar. Böyle anlarda ilk tepkimiz, kapıyı açmayıp gitmesini beklemek olabilir. Oysa onu içeri buyur edip neden geldiğini anlamak da mümkündür. Peki, biz o telaş anında hangisini seçiyoruz?
Bugün, o davetsiz misafirlerden biri olan öfke üzerine konuşalım.
Öfke; korku, utanç veya mutluluk gibi duygularımızdan biri ve her bir duygunun farklı bir işlevi var. Mesela korku, bir tehdit hissettiğimizde hayatta kalma güdüsüyle harekete geçmemizi sağlarken, utanç hissettiğimizde sosyal bir ortamdan çekilme ihtiyacı duyabiliriz.
Herkesin duygularıyla baş etme ve onları ifade etme biçimi farklıdır. Öfke için de bu durum geçerlidir. Kimimiz öfkesini içine atarak bastırır, kimimiz ise öfkesini kontrol etmekte zorlanıp sonradan pişman olacağı sözler söyleyebilir. Oysa öfkeyi bastırmak kadar onu kontrolsüz bir şekilde dışa vurmak da sağlıklı bir ifade biçimi değildir.
Öfkeyi bastırmamak, aklımıza gelen her şeyi o anda dışa vurmak anlamına gelmiyor. “Evet, şu an öfkeliyim çünkü hoşuma gitmeyen bir şeyler oldu, haksızlığa uğradım, işler yolunda gitmedi...” diyebilmek ve ardından harekete geçmek için kendimize biraz zaman tanımaktan bahsediyorum. Bu, sorunu halının altına süpürmek değildir; aksine biraz sakinleştikten sonra duygularımız üzerine düşünüp bizi anlayacağını düşündüğümüz kişiye, doğru zamanda ve doğru mekânda aktarabilmektir.
“İfade etsek ne olacak? Bir şey değişmiyor, daha çok sinir oluyoruz ve sonra söylemekten vazgeçiyoruz.” dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız, karşınızdakinin nasıl bir tutum sergileyeceğini belirleyemezsiniz çünkü bu sizin kontrol alanınızın dışındadır. Buradaki kritik nokta; ister karşımızdaki kişiye aktararak ister sadece bir kâğıda dökerek öfkeye bir şekilde sözel veya yazılı bir dışa vurum kanalı bulabilmektir.
Öfke anında ne yapacağımız da elbette önemli. Bu konuda birçok kaynakta benzer tavsiyeler bulabilirsiniz. Bulunduğunuz ortamı değiştirmek, yürümek ve nefes almak bedeninizin eski ritmine dönmesine katkı sağlar fakat öfke anını nasıl geçirdiğimiz kadar, öfkenin neden ortaya çıktığını anlamak da kıymetlidir. Üstelik bu durum sık sık tekrarlanıyorsa, bu döngüyü iyi okuyabilmek gerekir.
Nerede, ne için ve kime öfkeleniyorsunuz? Bu soruların cevapları, öfkenizi okuyabilmek ve anlamlandırabilmek için önemli ipuçları verecektir.
Belki de mesele öfkeyi yok etmek değil, onu dinlemeyi öğrenmektir. Çünkü öfke, bazen fark etmediğimiz bir şeyi görmemizi sağlayan davetsiz bir misafirdir
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.