Yusuf Alpaslan Özdemir

Yusuf Alpaslan Özdemir

Osman Özbahçe

Osman Özbahçe

Çağımız teknoloji çağı, sosyal medya çağı, sanal bir çağ, Metaverse’in adım adım yaklaştığı dijital bir çağ; teşhir çağı, görünme çağı. Üzerimize hemen her kanaldan boca edilen, algıların(ın) kuşatmasına hapsolmaya yönlendirildiğimiz gri alanı basite almamamız, ivedilikle set(ler) kurmamız gereken acımasız bir çağ. Art arda çıkan yeni kitapları hasebiyle de bugün bu muhasaraya yüz vermeyen, bunları muhatap almayan bir güzel isimden, Osman Özbahçe’den bahsedeceğim.

Belirtmem gereken ilk husus vurgulamaya çalıştığım böyle bir çağda Özbahçe’nin tek bir sosyal medya hesabının dahi olmaması. Sosyal medya hesaplarımızın mutlak surette olması gerektiği, aksi takdirde hiçbir şeyden haberimiz olmaması ve kimsenin de bizi fark etmemesi tehlikesinin baş göstereceğini, kâğıdın ortadan kalkıp dijitalin kaçınılmaz dünyasına bir gün mutlaka gireceğimizi tekrarlayıp duran medya ve başka kuvvetler karşısında Özbahçe, sadece işine bakar ve yazıda tutunamayanların, edebiyatta kalır gibi yapanların dijitalde şanslarını deneme niyeti taşıdıklarına inanır. Bu tavrı ve ilkeleri karşısında başta şiir, edebiyata gönül verenler, Özbahçe’nin yazılarına bir şekilde ulaşır ve yazdıklarından istifade eder.

r1ozb.jpg

Osman Özbahçe her şeyden önce bir şairdir, sonra eleştirmendir. Sadece şiire değil; başta hikâye, başka türlere de kafa yorduğunu bu yeni kitaplarından da biliyoruz. Şiir harici türlerle alâkalı yazdıklarında da detayları yakalama ve naşirlerin gelişim süreçleri hususunda titiz ve arşive yatkın bir kimliğe sahip olan Özbahçe, bu türlerle ilgili metinleri de şiire dair yazıları gibi kuşatıcı, tesirli, farklı, özgün, dobra ve cesurdur.

‘Edebiyat parçalamaktan’ mülhem, ‘edebiyatsız edebiyatın’ safındadır Osman Özbahçe; yani gerçek edebiyatın!.. En çok çürüme sahteliklere, algılara kananların edebiyatında görülmez mi zaten? Güzelliği lâyık olduğu zaviyede ortaya koyamayan eserler çürür, çürümeye mahkûmdur, Özbahçe’ye göre.

Osman Özbahçe, bombayı okuyucusunun kucağına bırakıp, olan biteni kenardan bıyık altından gülerek seyreden biri değildir. Teşhis ve tespitleri tereddüte düşmeden ve çekinmeden ortaya koyar, reçeteyi de açık açık, anlaşılır ve net bir dille izah eder. Az yazar, öz yazar, direkt söyler; nokta atışıdır kanaatleri. Çürümenin de, hakikat arayışı ve sanat değerinde çıtayı yüksek tutmanın yolları da yazılıdır reçetesinde. İşte bu nedenledir ki postmodernizm, post human vd. gibi edebiyatın aslî gayesine ve terapi gücüne hizmet ediyor diye işaret edilenlere inanmaz ve bunların ruhu bedbaht bir şekilde ortada bıraktığına inanır, tahribatını fâş eder.

&&&

Bizden olanı, bizden bir parça taşıyanı, bize bizi anlatanı severiz. Meselâ bir Sezai Karakoç’u, İsmet Özel’i, Mehmet Akif’i bu gerekçelerle çok severiz. “Oktay Rifat değildir, Sezai Karakoç ve Cemal Süreya’dır kuyruğuna takılmaları gereken İkinci Yenicilerin’ der Özbahçe.

Osman Özbahçe klişe düşmanıdır, ezber bozandır. Edebiyatın/sanatın önündeki en büyük engel klişelerdir onun gözünde. Ustayla yetişmek de ezber bozduğu fikirlerden, konulardan biridir. Kendi kuşaklarının ustasız büyüdüğünün altını çizer, dergilerini dahi kendileri çıkardıklarının da… Karagöz, Atlılar böyle bir aşkın, heyecanın, açlığın eseri olduklarındandır ki, hâlâ unutulmadılar, unutulmayacaklar; dergi konuşulan her mecliste illâ ki adları geçecek, örnek gösterilecekler/alınacaklar.

rosmozb.jpg

Osman Özbahçe; şiir yazmayı daha çok görünme adına şiir kitapları çıkarmayı da irdeler. Bunu bir hastalık olarak görür ve “ne ara şiir okumaktan vazgeçip şiir yazmayı, görünme hastalığını tek gaye, aslî hedef görmeye başladığımızı” sorgular. Eser Gürson’larla, Hüseyin Cöntürk’lerle hemhal olan bir şiir aşığı ve hizmetkârı yıllarca bekleyecek kitabı ve şiirleri için; ama biz küpe girmeden sirke olma cakası satacağız. Bu nasıl bir cesarettir yahu!

Dergi takip etmeyen insan kör kalır” diyen, nitelikli, etkin ve etkili dergilere imza atan Özbahçe’nin günümüzün edebiyat dergilerine dair sorulara cevabı oldukça kısa ve manidardır; “Dergiler hakkında çok konuşmak istemiyorum!” Yani, Osman Özbahçe’ye göre şiirimizin bugünkü hal-i pür melâlinin müsebbibini dergilerde aramalı, dergilerde bulmalıyız: ‘Şiirin nasıl yazıldığı ve nasıl olması gerektiğinde, ders alıp verme, kanon ve denemeler yapma düşkünlüğünde değil; dergilerimizin durumu neyse şiirimizin durumu da o; Ne bir eksik ne bir fazla.’ Osman Özbahçe, günümüz şiirini kelimesiz, içeriksiz ve biçimsiz bulduğunu vurgular. Dedik ya teşhis ve tespitlerde bulunup, kenara çekilen biri değildir o. Bu hâle reçete de hazırdır. Öncelikle şiirin kendine göre bir mantığı olduğunu, sıkıştırılmış bir gerçek olduğunu ve şiirin çözüldükçe düzyazılaştığını da bileceğiz der. Elbette teknik de sağlam olmalı. Sanat/şiirle eleştiri bağını kurarsanız yeni konusunda yanılmak da imkânsızlaşır. Bu kadar basit, bu kadar net! “Esere nüfuz etmeden sanat eseri, eleştiri olur mu, olmaz! Eleştiri metne nüfuzdan başka nedir? Sanat, insana ve hayata nüfuzdan başka nedir?”

&&&

Eğer has edebiyatı, klişelerden ve yapaylıktan uzak hakikatli sanatı arıyorsanız Osman Özbahçe’nin yol arkadaşlığına, söylediklerine, ikazlarına güvenmelisiniz. Söyledikleri üzerinde ciddi ciddi düşünmelisiniz. İlk tahlilde söyledikleri karşısında tepkiniz; ‘bu kadar da olmaz, hadı canım sen de!’ gibi itirazlardan ibaretse bu, sizin sürüye ne denli bağlı olduğunuzu, algılara ve sanala kapıldığınızı gösterir. Özbahçe sürüden ayrılmanızı, sizi kafalarına göre gerçeklerden uzaklaştırarak kendi menfaatlerine hizmet eden zombilere dönüştürmeye ve kirli dünyalarına çekmek isteyenlere karşı tetikte durmanızı sağlayacaktır.

Ebabil’den çıkan ‘Edebiyatsız Edebiyat’ı ve ‘Çevrimdışı Edebiyat’ı okumaya başlayın ilk tahlilde; böylece onu tanımaya, fikirlerine nüfuz etmeye adım atabilirsiniz. Önceki kitaplarını ve bir yeni kitabı ‘Okuma Süreçleri’ni de zaten okumak isteyeceğinizden eminim. Son olarak Özbahçe, güzel insan merhum Zarifoğlu’nu anlatan bir kitabı da muhatabıyla buluşturdu. Allah emeklerini zayi etmesin, muvaffak eylesin inşallah.

r2ozb.jpeg

Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.
Yusuf Alpaslan Özdemir Arşivi
SON YAZILAR