Şerbet-i Veladet’de Vuslat 2021’de İnşallah!

Bugün 30 Eylül. Hz. Mevlana’nın doğumunun 813. Yılı. Adına Şerbet-i Veladet dediğimiz bir etkinlikle yad ettiğimiz bu güzel gün, bugüne kadar, hem Konya’ya yeni bir açılım sağlamış, hem de şehrimizi hareketlendirmişti.

Bu yıl buruk bir Şerbet-i Veladet yaşayacağız.

Biz geçtiğimiz yıl ki törenlere buruk demiştik.

Beterin beteri var derler ya… Aynen öyle oldu.

Allah beterinden saklasın.

Korona belası olmasaydı da…

Şerbet-i Veladet programında şerbet kazanı başında dualar edilseydi.

Kazanın kapağı açılıp şerbetler içilseydi…

Sonra kazan kazan pişen pilavlardan yenseydi.

Ardından ağızlar tatlansın diye nerde helva denseydi!

Ayaküstü sohbetler yapılsaydı, Mevlana üzerine, şehir üzerine, Şerbet-i Veladet üzerine…

Mengüç sokakta ki, en sondan bir evvel ki programda, rahmetli Seyit Küçükbezirci Ağabey’le sohbet etmiştik.

Hz. Mevlana’nın 22.Batından torunu Esin Çelebi Bayru Hanımefendi ile sohbet etmiştik.

Basındaki dostlarımızla görüşmüş, Mengüç sokaktaki esnaf arkadaşlarla ayak üstü sohbetler yapmıştık.

Şerbet-i Veladet insanları kaynaştıran , bir araya gelinmesine vesile olan, gerek devlet erkanını, gerekse Belediye Başkanlarımızı halk ile buluşturan güzel bir program.

 

2020’DE BİRÇOK ETKİNLİKTEN MAHRUM KALDIK!

Kültürleri, anma günlerini yaşatmak, ayakta tutmak, destek olmak, destek çıkmak, her yıl bir önceki yıla göre daha da geliştirmek, yaygınlaştırmak bir kültür zenginliği olarak şehre sunmak hoş şey.

2020 yılında bu etkinliklerden mahrumuz!

Korona elimizi kolumuzu bağladı.

Etkinlikleri en alt seviyede, çok daha az kişinin iştirak ettiği, maskelerin takıldığı, sosyal mesafelerin korunduğu, hijyene azami ölçüde riayet edilen programlar haline dönüştürdü.

Kim derdi ki Korona diye virüs kasırgası bütün dünyayı etkisi altına alacak, bir milyondan fazla insanı bu dünyadan koparacak, bir ölüm tehdidi olarak başımızın üzerinde asılı duracak!

Bu yıl annelerimizi, babalarımızı, yakın akrabalarımızı, sevdiğimiz dostlarımızı, en yakın arkadaşlarımızı kaybettik.

Arkadaşlarımızdan ve yakınlarımızdan birçoğu ya karantinada, ya hastanede, yada solunum cihazlarına bağlı.

Korona, 2020 yılını kapatıp geçerken, hemen bütün kültürel faaliyetlerimiz ya durdu, yada en alt seviyelerde anılmak ve kutlanmak durumunda kaldı. Böyle bir olaya hayatınızda ya bir kere rast gelirsiniz yada hiç!

 

MENGÜÇ SOKAK, SICAKTI, SAMİMİYDİ!

Hatırlarsanız Şerbet-i Veladet, daha önceki yıllarda Mengüç Sokak’ta , geçtiğimiz yıl ise Mevlana Meydanında yapılmıştı.

Hz. Mevlana bu 30 Eylül’de, Korona yüzünden, çok daha sade bir şekilde anılacak.

Şerbet-i Veladet, Mengüç sokakta yapıldığı yıllarda çok daha renkliydi.. Özellikle Mevlana Meydanında yapılmadan bir önceki yılda.

Geniş Mevlana Meydanının bir köşesinde adeta kaybolmuştu Şerbet-i Veladet!

Mengüç sokaktaki, sıcaklık ve samimi atmosfer, Mevlana Meydanında dağılıp gitmişti.

Hem isim olarak, hem yaklaşım olarak, hem Şeb-i Arus’u karşılama olarak kabul gören

Şerbet-i Veladet birkaç güne yayılabilen, Uluslararası bir mahiyet kazandırılan bir tören haline gelebilir. Şehrimiz bambaşka bir kültür zenginliği kazanabilir.

 

SON ÜMİDİMİZ SAYIN KILCA’DA…

Eski Konya sokağı olan Mengüç sokak, Konya sokağı olma vasfını kaybettikten sonra, sağ olsun Karatay Belediye Başkanımız Hasan Kılca, şehrimize yeni bir Konya sokağı daha hediye etti.

Hatırlarsanız bir başka Konya sokağı olarak gündeme gelen eski Kent Meydanı, yeni adıyla Kılıçaslan Meydanının Tramvay hattına yakın kısmında da, bir Konya sokağı yapılmıştı.

O sokakta Konya sokağı olamadı…

Son ümidimiz Sayın Kılca’da…

Bu sokak dileriz hayalimizde yaşattığımız gibi, Konya kültürünü, el sanatlarını, sanat ve sanatçılarını yaşatan, destek olan, destek verilen, teşvik edilen bir sokak olur.

Böyle bir sokakta, kültürel etkinlikler, şenlikler, Tarihi Konya Sokağı Günleri gibi günler ve geceler gerçekleşebilir.

 

BİZİM HAYALİMİZ KÜLTÜR ÜZERİNE!

Rahmetli Yahya Kemal, “İnsan bu alemde hayal ettiği müddetçe yaşar “demiş. Bizler hayal ediyoruz, hayal kuruyoruz bu şehir üstüne… Bizim hayalimiz kültür üzerine, turizm üzerine, bu şehrin tarihi üzerine…

Bu hayallere katılmayanlar, set çekenler, mani olanlar, kültürle barışık olmayanlar bugüne kadar her dediklerini, her istediklerini yaptırdılar!

Ne oldu?

Kültür kaybetti!

Kültür kaybettikçe, şehir kaybetti!

Atıl bir Bedestenimiz var. Atıl kültür merkezlerimiz, atıl parklarımız var!

Kültürle bir türlü barışamıyoruz. Barışamadığımız içindir ki, Şerbet-i Veladet gibi programları bir kaç saat içinde bitirip, işimize gücümüze koşuyoruz.

Sanki iş-güç kaçıyor!

 

BİR DEĞİL ÜÇ GÜN BİLE YAPABİLİRSİNİZ ŞERBET-İ VELADET’İ…

Şerbet-i Veladet’e siyasilerden, Başkanlardan, Oda Başkanlarından, Üniversitelerden dört dörtlük bir katılıma şahit olmadım.

Hatırlarsanız Şerbet-i Veladet’e alternatif olarak, aynı güne denk düşürülen bir  “Mâzi’den Âti’ye Ticaret Kervanı Yürüyüşü” programı vardı. O yıl çakıştı. Protokolün yarısı Şerbet-i Veladet’e, diğer bir yarısı Kızılören’e Ticaret Kervanı yürüyüşüne gitmişlerdi. Allah’tan sayın Valimiz Şerbet-i Veladet programındaydılar.

Ertesi yıl, tarihinde bir değişiklik yapıldı da, bu tarih çakışmasının, çakışan program faciasının önüne geçilebildi.

2021 yılında, şartlar müsait olur ise, Şerbet-i Veladet bu yeni Konya sokağında yapılabilir.

Şerbet-i Veladet Mevlana Meydanı gibi bir meydanda yapılacaksa, 31 İlçesi olan Konya’nın bütün ilçeleri ürünleriyle birlikte meydana davet edilebilir. Hem meydan dolar, hem şehre coşku ve heyecan gelir.  Bu etkinliğe Torku gibi bir çok markamızda pekala katılabilir.

Meydan bayram yeri gibi olur. O zaman bir değil üç gün bile yapabilirsiniz Şerbet-i Veladet’i…

 

ÖNEMLİ OLAN KORONA’NIN KÜLTÜRÜ VURMASI DEĞİL!

Görüldüğü üzere Koronavirüs, kültür ve turizmi de vurdu. Vurmak ne kelime belini kırdı diyenleri dinledim.

Vuslat kaldı başka bahara derler ya…

Vuslat 2021 yılını işaret ediyor.

Önemli olan Korona’nın kültür ve turizmi vurması değil. Önemli olan bizim kültüre ve kültür faaliyetlerine bakış açımız. Kültürümüze, kültür değerlerimize, günlerimize, sanatımıza, sanatçımıza, sanatkarlarımıza sahip çıkma noktasında ihmallerimiz var. Bu insanların gönülleri kırık, kanatları kırık. Kültürle barışacağınız günler gelmeyecek mi sevgili Başkanlarımız?

 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,çok uzun ve ilgili içerikle alakasız,
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.