1. YAZARLAR

  2. Mustafa Balkan

  3. Bayram Düşünceleri
Mustafa Balkan

Mustafa Balkan

Yazarın Tüm Yazıları >

Bayram Düşünceleri

A+A-

Konya bu Kurban Bayramı’nda da yalnızları oynadı.

Cadde ve sokaklar Suriyeli kardeşlerimize kaldı.

Akrabalarım ile arkadaşlarıma bayramlaşmaya gittiğimde Konya caddelerini gezerken kendimi sanki Halep’teymiş gibi hisseder oldum! Savaşın yaşanmadığı Halep demek, bir yerde Konya demek!

Bu bayramda da gönül aldık ve bayramlaşmak suretiyle büyüklerin ellerinden, küçüklerin de gözlerinden öptük.

Kurban bayramı dolayısıyla hastanelerin Acil Servisleri acemi kasaplarla yine dolup taştı. Kadınlarımız her kurban bayramında olduğu gibi et parçalayacağım diye ya parmaklarını

ya da ellerini muhakkak kesmişlerdir.

Hissediyor ve düşündükçe hayıflanıyorsunuzdur…

356 gün ve 12 ayda iki sefer bizi karşılayan dini bayramlarımızın da tatile doğru evrildiğini veya çevrildiğini gördükçe, düşündükçe…

Halamı ziyaret ettiğimde; bana “İyi ki dini bayramlarımız var” dedi.

Bayramlarmız da olmasa inanın kimse kimseyi ziyarete gitmeyecek!

Halbuki millet olarak biz böyle değildik.

Akrabalar arasında bir bayramlaşma ve kucaklaşma kültürümüz vardı.

Eskiden bayramlar aynı zamanda komşu komşunun halinden bayramlarda anlar, bayramlaşmaya gittiğinde durumunun farkına varırdı. Bir ihtiyacı olup olmadığı ya tuttuğu şekerden veyahut ta ikram ettiği kahve, çay ve sütlü kahveden belli olurdu.

Kurban kestiğinde hiç sormadan o kestiği kurbanın etinden misafirlerine tadımlık olarak ikram ederdi. İkram etmediğinde kesmediği anlaşılırdı.

İşte böylesine insanlığın rencide edilmediği bayramlarımız ve hallerimiz olurdu.

Bütün bu güzel duygular, kültürümüz ve bayramlaşarak hal hatır sormalar, gönül almalar, küslüklerin sona erdiği ve erdirildiği o güzelim bayramlarımızı da tatile kurban vermeye başladığımız için inanın çok ama çok müteessir olmaya başladım…

Allah Azze ve Celle sonumuzu hayreylesin.

 

TEKNOLOJİYE NOSTALJİK CEVAP
Malatya Darende'deki işletmeci, aslında doğrusunu yapıyor.
İnsanların birbirleriyle konuşarak anlaşmasını dertleşmesini ve oturarak sohbet etmesini istiyor.
Eh! Ne demişler: 
İnsanlar konuşa konuşa, hayvanlar koklaşa koklaşa anlaşır!..
21. Yüzyılın teknolojisi, insanları birbirinden koparıyor. İnsanlar arasındaki münasebetleri ve karşılıklı irtibatları "WİFİ" niteliğinde koparıp, metal yığınları ağırlığında irtibatsızlaştırıyor..
Kalp kalbe karşı olmayınca suretlerinde bir anlamı kalmıyor...
Ne dersiniz?..

 

MİRYOKEFALON ZAFERİ

Cuma Hutbesi’nde imam-hatip, vefâ ve vefakârlıktan bahsederek hutbesine şu güzel duyuruyla son verdi.

“Şanlı zaferlerle dolu Müslüman Türk tarihinin önemli simalarından biri olan Anadolu Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan ile Bizans İmparatoru 1. Manuel Komnenos arasında 17 Eylül 1176’da Konya yakınlarında Bağırsak Boğazında meydana gelen Mirtokefalon savaşının 840. Yıldönümünün seneyi devriyesindeyiz. Savaşın önemli sonuçları olarak; Bizans’ın Anadolu’yu Türkler’den geri alma ümidi tamamen yok edilmiş, Haçlı seferleri sona ermiş, Bizans Türklere karşı bir daha taarruz savaşına girememiş ve sürekli savunma pozisyonunda kalmıştır.

Bu savaş ile Türklerin Anadolu’daki hâkimiyeti kesinleşmiş ve Anadolu Türk yurdu haline gelmiştir. Bu vesile tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum.”

 

AZİZİM DİYOR Kİ…

Vefakâr olmak güzel bir haslet.

Ebeveynlerimize, eşimize, çocuklarımıza, akrabalarımıza, arkadaşlarımıza karşı ahde vefâlı olmak çok güzel bir duygu.

Bizi millet yapan, bizi güçlü kılan değerlerimize ve birbirimize karşı vefasızlık ve ihanetlerle anılanlardan olmamak adına Miryokefalon Zaferi’nin 840. Yıldönümünde şehitlerimizi rahmetle yâd ediyoruz.


teknolojiye-nostaljik-cevap.jpg

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT