1. YAZARLAR

  2. Prof. Dr. Fikret Akınerdem

  3. Tarımsal Sulama Suyunun Sahibi Kim?
Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Prof. Dr. Fikret Akınerdem

Yazarın Tüm Yazıları >

Tarımsal Sulama Suyunun Sahibi Kim?

A+A-

Bu sene son zamanlarda bazı bölgelerimize kısmi yağışlar düşse de kuraklığın tarıma verdiği zarar mutlaktır. Burası böyle ama bu arada mutlak suya ihtiyaç duyan bitkiler mevcut olup, bunların ihtiyaçlarını yer üstü ya da yer altı kaynaklardan karşılama zorunluluğu da vardır.

Geçen ki yazımdan sonra Ova’da yapılan vahşi sulama için beni sadece DSİ Bölge Müdürü aradı ve görüşme talebinde bulundu. Ancak Ova Sulama Birliği’nden henüz kimse aramadı. Galiba bu birliğin söyleyecek bir şeyi yok. Sormak gerekirse sulamada yapılan bu yanlışın muhatabı sadece DSİ midir? Başka sorumluların da olduğunu belgelerle açıklayacağım. Bu belge ve organizasyonlara bakıldığı zaman, devletin gerçekten olaya ne derecede ciddi baktığını ortaya koymaktadır. Peki ama diğer sorumlular bakalım üzerine alacak mı?

Gelelim Konya’daki yanlış sulamanın hâla devam etmesine. Bu ara yine Ova’da bazı köylere gittim. Maalesef bur süre önce sulamada belirttiğim yanlışlar devam ediyor. Halen ana ve tali kanallardan traktörlerle 50-50 cm’lik borularla sular alınıyor, bir bölümü mahsule verilirken, yanlış ve vahşi sulamanın neticesi olarak bir kısmı da maalesef yollara ve arklara akıyor. Bu nasıl bir iştir ki tarlalar tahribatta, sular israfta, sorumlular aldırmazlıkta, yollar su altında, çiftçi fırsatçılıkta. Duyan duymuyor, gören de görmemezlikten geliyor,

Geçen yazımda tarımsal sulamayla ilgili olarak “suyu kim yönetiyor” diye sormuştum ve bunu araştırarak ülke ve il bazında muhatabı bulmaya çalıştım.  

Su yönetimi ile ilgili olarak bazı zamanlar basına büyük puntolar ve büyük laflarla ancak iyi niyetle yansıdığı haliyle “2012/3191 Sayılı “Tarımsal Kuraklıkla Mücadele ve Kuraklık Yönetimi Çalışmaları Hakkında Bakanlar Kurulu Kararı” ile “Türkiye Tarımsal Kuraklıkla Mücadele Stratejisi Eylem Planı” çerçevesinde merkezde “Tarımsal Kuraklık Yönetimi Koordinasyon Kurulu” kısa adı TKYKK oluşturulmuş bulunmaktadır.

Bu Kurulun Başkanı Tarım Bakanı Müsteşarıdır. Kurulda yine Tarım Bakanlığından altı, DSİ, Meteoroloji, Orman, Su Yönetimi, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele, Çevre Yönetimi, AÜ Ziraat Fakültesi Dekanı, sivil toplum Kuruluşları uzmanları yer almaktadır.

Bitmedi buna bağlı “İzleme Erken Uyarı ve Tahmin Komitesi, Risk Değerlendirme Komitesi, Veri Akış Birimleri, Çalışma Grupları ve nihayet bu eylem planı dahilinde illerde;

 “Tarımsal Kuraklık İl Kriz Merkezleri” oluşturulmuştur. Benim bu örgütlenme zincirine başım döndü ama buraya kadar yapılan örgütlenme yapısı gayet normal gözüküyor. Böylece kuraklıkla mücadelenin temel amacı oldukça açık ancak “kamuoyu bilinç düzeyinin artırılması, sürdürülebilir tarımsal su kullanımının planlaması, kriz dönemlerinde etkin mücadele programı, uygulayarak kuraklığın etkilerinin en aza indirilmesi” dikkat çekici.

Bu kurul her ay toplanıyor. İzleme, Erken Uyarı ve Tahmin Komitesi’nin 9 uzmanı hazırladığı raporunu TKYKK ya sunuyor. Tabii ki rapor öncesi illerden aldığı bir sürü veri kullanılıyor.

Bunu da anladık ancak konuyu daha da ileriye taşıyarak Konya için su yönetimi kimde diye bulmaya çalıştım. Aslında muhatap, Tarımsal Kuraklık İl Kriz Merkezleridir.

Tarımsal Kuraklık İl Kriz Merkezi faaliyetlerine göre Vali veya görevlendireceği vali yardımcısı başkanlığında; ilgili bakanlıkların il temsilcileri, ilgili bakanlıklara bağlı genel müdürlüklerin taşra birimi temsilcilerinden oluşmaktadır. Buna göre; il tarım envanterleri çıkarılır. İl Eylem Planında kurak dönemlerde, olası kuraklık senaryolarına göre kuru ve sulu tarım alanlarında uygulanacak ürün desenleri çıkarılır. Hülasa illerde bulunan ilgili müdürler tarımsal sulamalara yön vermek üzere bir araya gelirler.

Şimdi sormak lazım. Ovaya neredeyse 50 gündür yağmur yağmıyor ve tam bir kuraklık krizi hakim. Ancak halen kısıtlı suya karşı keyfi ve vahşi sulama devam ediyor. Kuraklıkla ilgili bunca yazılar yazılmış, planlar hazırlanmış, üst ve alt birlikler oluşturulmuş, devlet görevini fazlasıyla yapmış ve bu durumda Kuraklık Kriz Merkezi, kendi üzerine düşen görevlerle ilgili ne yapmıştır? Sormak gerekmez mi?

Ve şimdi Kuraklık İl Kriz Merkezine soruyorum;

Toplantılarda alınan kararlar ittifakla mı alınıyor? Alınıyorsa neden uygulanmıyor?

2014 yılı kuraklığından ne derecede bilginiz var? Varsa alınan kararları deklere ettiniz mi? Deklere ettiniz ise bu kararlarla ilgili olarak kimlere yaptırımda bulundunuz?

Aldığınız kararlarda tarımsal sulamada uygulanacak sulama tekniği ile ilgili bilgiler var mıydı? varsa adı neydi ve neden uygulatmadınız? Uygulattık derseniz, yapılan sulamanın adı nedir?

Su ile ilgili alınan kararlar sadece sulama suyu ile mi ilgili? Şehirde, kasabada, köyde yapılan her türlü israfı nasıl izah edersiniz?

Vahşi sulama ise buna gönlünüz nasıl el veriyor, sizin varlık sebebiniz nedir, yaptırımlarınızı merkeze nasıl aksettiriyorsunuz?

Sorulacak elbette çok soru var ancak şu an ki konumuz sulama suyu ile ilgilidir. Yapılan sulama da bir şeye benzemiyor. Büyük borularla ana kanallardan çekilen sular önce tali kanallara, oradan da birkaç aktarma ile en son noktaya ulaştırılmaya çalışılıyor. Bu sulama 50 sene evvel bahçe-bostan sulamaları için bile kullanılmazdı. Hani nerede basınçlı sulamalar, nerede toplulaştırmalar, nerede su israfının önlenmesi. Elbette bunlar topyekün büyük bir projenin hedefleridir. Ancak bu projeler uygulanıncaya kadar da yapılacak şeylerin olduğunu sorumlular bilmeli ve gerekeni de yapmalıdır.    

Kuraklık dönemlerinde vahşi sulama yapan kadar yapmaya müsaade eden de suçludur. Hem su yok, hem de suyu gereksiz kullanma söz konusudur. Kanalın başındaki su alabildiğine aşırı şekilde kullanılırken, kanalın sonu kupkuru kalmaktadır.

Tarım ve sulama ihmal edilecek konular olmayıp, “Vatan” kavramının gerçek anlamını ifade ederler. Bu konu ciddiyetle ele alınmalı ve yanlışlar için yaptırımlar getirilmelidir. Aksi durumda suç ortağı sayılırsınız. Sulama birlikleri de işi ciddiye alarak fırsatçılığın önüne geçmeli, mevcut şartlara göre üreticiyi bilgilendirme eğitimleri yapmalı, suyun hayat olduğu anlayışını esas almalıdırlar.  

Siyasilere de söyleyecek birkaç sözümüz var. Lütfen bu yanlışları takip edelim. Şu an üreticilerin hoşuna gidecek ancak telafisi hayli kararlara evet deme yerine, uzun vadede geleceği, devleti, vatanı garantiye alan uygulamalara evet demenin yollarını aramanın doğru olduğunu düşünmek gerekmez mi? 

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

1 Yorum