Muhammet Yavaş
Bazı haklar helal edilmez… Hesabı ya bu dünyada ya ahirette görülür
Hayatta bazı olaylar vardır; üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin insanın zihninden silinmez. Bazı haksızlıklar vardır, üzerinden aylar, hatta yıllar geçer ama insanın içinde bıraktığı iz kaybolmaz. Çünkü insan, yalnızca yaşadığı olayları değil, kendisine yapılan haksızlıkları da hafızasında taşır.
Benim inancım şudur: Dünyada karşılığı bulunmayan hiçbir hak, ilahi adaletin terazisinde karşılıksız kalmaz.
Bazen insan bekler…
“Bunun hesabı nasıl sorulacak?” diye düşünür.
Bazen hiçbir şey olmadığını sanır. Haksızlık yapan yoluna devam eder, mağdur olan ise sessizce hayatını sürdürür. Hatta zaman zaman insan, “Demek ki adalet diye bir şey yok” düşüncesine kapılabilir.
Fakat mesele yalnızca bugün gördüğümüzden ibaret değildir.
Çünkü hayat, sadece bugünden oluşmaz.
İlahi takdir kimi zaman insanın beklediği anda tecelli eder. Kimi zaman aylar sonra, kimi zaman yıllar sonra… Belki de insanın hiç beklemediği bir zamanda karşısına çıkar.
Dünya hayatında karşılığı bulunmayan bir hak, ahiret hayatında mutlaka karşılık bulacaktır.
İNSAN BUGÜN YAPTIĞINI YARIN UNUTABİLİR Mİ?
Günümüzde yaşadığımız en büyük sorunlardan biri de belki budur.
İnsanlar çoğu zaman yalnızca “anı” düşünüyor.
Bugün ne kazanırım?
Bugün kimi nasıl ikna ederim?
Bugün nasıl daha fazla para kazanırım?
Bugün kendi çıkarımı nasıl korurum?
Bu soruların arasında vicdanın sesi giderek daha fazla kayboluyor.
Oysa insanın kendisine sorması gereken başka sorular da var:
“Bunu yaparken bir başkasının hakkına giriyor muyum?”
“Bir insanı kandırıyor muyum?”
“Birinin emeğini yok sayıyor muyum?”
“Helal olmayan bir kazancı hayatıma dahil ediyor muyum?”
“Bugün elde ettiğim kazancın hesabını yarın verebilecek miyim?”
Belki de en önemlisi şu:
“Bana yapılsaydı kabul eder miydim?”
İşte insanın kendisiyle yüzleşmesi gereken yer tam da burasıdır.
ALDATMAK SADECE BİR SÖZ DEĞİLDİR
Peygamber Efendimizin (sav) bu konuda çok önemli bir uyarısı vardır:
“Bizi aldatan bizden değildir.”
Bu söz, yalnızca ticarette insanları kandırmakla sınırlı değildir.
Bir insanın güvenini kötüye kullanmak da aldatmaktır.
Verdiğin sözü tutmamak da…
Birinin emeğini görmezden gelmek de…
Hak etmediğin bir şeyi hak etmiş gibi göstermek de…
Bir insanın iyi niyetini kendi çıkarın için kullanmak da…
Yalan söylemek, gerçeği bilerek saklamak, karşısındaki insanın hakkını bilmesine rağmen o hakkı vermemek de…
Bütün bunlar insanın vicdanında bir iz bırakır.
Belki kimse görmez.
Belki kimse bilmez.
Belki yapan kişi “Bunun hesabını kim soracak?” diye düşünür.
Ama mesele zaten burada başlıyor.
İnsanların görmemesi, yapılanın yanlış olduğu gerçeğini değiştirmez.
HARAM KAZANÇ BEREKET GETİRMEZ
Bugün toplum olarak en fazla konuşmamız gereken konulardan biri de kazanç meselesidir.
Çünkü para kazanmak ile helal kazanmak aynı şey değildir.
Bir insan çok para kazanabilir.
Büyük bir servete sahip olabilir.
Çevresinde saygın görülebilir.
İnsanlar onu başarılı kabul edebilir.
Fakat bütün bunlar, kazancının helal olduğu anlamına gelmez.
Bir başkasının hakkını yiyerek elde edilen kazanç, rakamlardan ibarettir.
Çünkü paranın miktarı değil, nasıl kazanıldığı önemlidir.
Bir kuruş bile olsa başkasının hakkı varsa, o bir kuruşun hesabı vardır.
İnsan bazen “Bir şey olmaz” diyerek küçük gördüğü haksızlıkların zamanla büyüyebileceğini unutuyor.
Oysa kul hakkı küçümsenecek bir mesele değildir.
Bir insanın hakkını yemek, yalnızca maddi bir kayba sebep olmak değildir. Bazen bir insanın hayallerini, güvenini, emeğini ve yıllarını da elinden alabilirsiniz.
AHİRET İNANCI, İNSANIN DAVRANIŞLARINI DEĞİŞTİRMELİ
Ahirete inanmak yalnızca “Bir gün hesap vereceğiz” demek değildir.
Asıl mesele, bunu bugün yaşantımıza yansıtabilmektir.
Eğer gerçekten hesap gününe inanıyorsak, başkasının hakkını yerken iki kez düşünmeliyiz.
Bir insanı kandırırken durmalıyız.
Yalan söylerken susmalıyız.
Haram kazanç elde ederken vazgeçmeliyiz.
Çünkü dünya hayatında bazı şeylerin üzeri kapanabilir.
İnsanlar unutabilir.
Dosyalar kapanabilir.
Olaylar gündemden düşebilir.
Şahitler susabilir.
Fakat insanın yaptığı hiçbir şey Allah katında kaybolmaz.
Bu yüzden bazı insanların bugün rahatça yaşamasını, yaptıklarının yanlarına kaldığı şeklinde yorumlamamak gerekir.
Belki dünya hayatında karşılığını görmez.
Belki beklediğimiz şekilde gerçekleşmez.
Ama adaletin mutlaka gerçekleşeceğine inanmak, insanın vicdanını ayakta tutan en önemli şeylerden biridir.
BAZEN ADALET GECİKİR AMA KAYBOLMAZ
Hayatın bize öğrettiği bir başka gerçek de şudur:
Her şey bizim istediğimiz zamanda gerçekleşmez.
Biz hemen sonuç görmek isteriz.
Haksızlık yapanın hemen cezalandırılmasını, hakkımızın hemen teslim edilmesini isteriz.
Fakat ilahi takdirin zamanı bizim zamanımız değildir.
Kimi zaman bir olayın sonucu günler içinde ortaya çıkar.
Kimi zaman aylar geçer.
Kimi zaman yıllar…
Belki insan yaşadığı müddetçe sonucu görmez.
Ama bu, adaletin gerçekleşmeyeceği anlamına gelmez.
Çünkü dünya hayatı son durak değildir.
İnsanların birbirlerine karşı işledikleri haksızlıkların hesabının sorulacağı bir gün olduğuna inanıyoruz.
O gün ne makamın önemi kalacak ne servetin…
Ne çevrenin ne de insanların senin hakkında ne düşündüğünün.
Geriye yalnızca yaptıkların kalacak.
“UMARIM PİŞMAN OLMAZSINIZ”
Buradan kimseyi hedef göstermek, kimseye beddua etmek veya birilerini yargılamak gibi bir niyetim yok.
Aksine, bu sözleri önce kendimize söylememiz gerektiğini düşünüyorum.
Çünkü hepimiz insanız.
Hepimiz hata yapabiliriz.
Hepimiz zaman zaman yanlış kararlar verebiliriz.
Mesele hiç hata yapmamak değil.
Mesele, yaptığımız hatayı fark edip düzeltmek.
Birinin hakkına girdiysek helallik istemek.
Birini kırdıysak gönlünü almak.
Haksız kazanç elde ettiysek bundan vazgeçmek.
Yalan söylediysek gerçeği söylemek.
Ve en önemlisi, henüz fırsat varken yanlışlarımızdan dönmek.
Çünkü insanın en büyük şansı, pişmanlığın kapısının hayattayken açık olmasıdır.
Belki bugün bir başkasının hakkını vermek zor geliyor.
Belki bugün özür dilemek gururumuza dokunuyor.
Belki bugün haramdan vazgeçmek maddi kayıp gibi görünüyor.
Ama yarın çok geç olabilir.
Bu nedenle sözümü şu cümleyle tamamlamak istiyorum:
Umarım bu dünyada yaptıklarınızdan, ahiret hayatında pişman olmazsınız.
Çünkü dünya hayatında unutulan birçok şey olabilir.
Ama insanın Rabbine vereceği hesap unutulmaz.
Ve belki de insanın kendisine sorabileceği en önemli soru şudur:
“BEN BUGÜN, YARIN KARŞIMA ÇIKMASINDAN KORKMAYACAĞIM NASIL BİR HAYAT YAŞIYORUM?”
Cevabı herkesin kendi vicdanında saklı…
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.