Muhammet Yavaş
Siyonist İsrail Demek Kolay… Peki Yanı Başımızdaki Mazlum İçin Ne Yapıyoruz?
Gazze’de yıllardır süren katliamın, acının ve gözyaşının karşısında hepimizin yüreği yanıyor. Dua ediyoruz. Sosyal medyada paylaşımlar yapıyoruz. İsrail’in saldırılarını lanetliyoruz. Gazze’de yaşananları gündemimize taşıyor, mazlum Filistin halkının yanında olduğumuzu söylüyoruz.
Peki bir an durup kendimize şu soruyu soruyor muyuz?
“Bugün Gazze için gerçekten ne yaptım?”
Sadece dua mı ettim? Bir yardımda mı bulundum? Bir mazlumun sesini duyurmak için gerçekten bir şey yaptım mı?
Yoksa sosyal medyada birkaç paylaşım yapıp, birkaç slogan yazıp hayatımıza kaldığımız yerden devam mı ettik?
Asıl mesele belki de tam burada başlıyor.
Gazze için gösterdiğimiz hassasiyet elbette kıymetli. Mazlumun yanında olmak, zulme karşı ses çıkarmak önemlidir. Ancak Müslümanlığımızı yalnızca sosyal medyada gösterdiğimiz tepkiler üzerinden mi değerlendireceğiz?
Üzerimize giydiğimiz “Müslüman” ceketini gerçekten hayatımızın her alanında taşıyor muyuz?
Çünkü İslam yalnızca uzaktaki mazlumun acısını konuşmak değildir.
Yanı başımızdaki insanın derdiyle dertlenebilmektir.
Sokakta gördüğümüz, belki de kimsesi olmayan bir çocuğun karnının tok olup olmadığını hiç merak ettik mi?
Yanımızda çalışan işçinin, ay sonunda evine ekmek götürmekte zorlanıp zorlanmadığını sorduk mu?
Bir arkadaşımızın içinde taşıdığı bir sıkıntı var mı, ailesinde bir problem yaşanıyor mu, geçim derdi çekiyor mu diye gerçekten ilgilendik mi?
Okullar açılırken çocuğuna çanta, kırtasiye ve kıyafet almakta zorlanan bir babanın yanında olduk mu?
Belki de bütün bunların hiçbirini yapmadık.
Ama beş vakit namazımızı kıldık.
Zekâtımızı verdik.
Gazze konuşulduğunda hemen “Siyonist İsrail” dedik.
Ve sonra kendimizi iyi bir Müslüman olarak görmeye devam ettik.
Oysa insan bazen başkasını eleştirmeden önce kendisiyle hesaplaşmalı.
Bugün Allah’ın bana verdiği imkânlarla kaç kişinin hayatına dokundum?
Kaç kişinin yükünü hafiflettim?
Kaç kişinin derdini kendi derdim bildim?
Kaç kişinin sofrasına bir tabak yemek koydum?
Kaç çocuğun yüzünü güldürdüm?
Belki de Gazze bize sadece oradaki zulmü değil, kendi hayatımızdaki eksiklikleri de gösteriyor.
Çünkü dünyanın bir ucundaki mazlum için gözyaşı dökerken, birkaç sokak ötemizdeki mazlumun farkına varmıyorsak burada ciddi bir çelişki var demektir.
Gazze için dua edelim.
Gazze için yardım gönderelim.
Zulme karşı sesimizi yükseltelim.
Ama bununla yetinmeyelim.
Müslümanlığımızı sadece sözlerimizde değil, davranışlarımızda da gösterelim.
Çünkü bazen yardım bekleyen insan Gazze’de değildir.
Yanı başımızdadır.
Aynı mahallede, aynı apartmanda, aynı iş yerinde, aynı sokaktadır.
Belki de her gün karşılaştığımız ama halini hiç sormadığımız bir kardeşimizdir.
O halde bugün Gazze için dua ederken kendimize de bir soru soralım:
"Ben yanı başımdaki insan için ne yaptım?”
Belki bu soruya vereceğimiz cevap, Gazze için attığımız yüzlerce sosyal medya paylaşımından çok daha fazla şey anlatacaktır.
Çünkü gerçek mesele sadece mazlumu uzakta gördüğümüzde sahiplenmek değil, mazlum nerede olursa olsun onun yanında olabilmektir.
Ve belki de bugün hepimizin ihtiyacı olan şey biraz daha az konuşmak biraz daha fazla görmek…
Biraz daha az paylaşmak, biraz daha fazla paylaşmak…
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.