Dün akşam Konya Kültür Yolu Festivali kapsamında düzenlenen konser alanının bulunduğu Kılıçarslan Meydanı'na sevdiğim bir ağabeyimle birlikte yürüyelim dedik.
Keşke gitmeseydik...
Meydana yaklaşırken iki ambulansın sirenleri dikkatimi çekti. Biraz ilerlediğimizde yerde bacağından bıçaklandığı söylenen bir genci gördüm. Çevresinde büyük bir telaş vardı. Sağlık ekipleri müdahale ediyordu.
Bir başka tarafta ise alkolün etkisinde olduğu anlaşılan gençler vardı. Gürültü, taşkınlık ve yaşanan kargaşa, şehrin merkezinde insanı düşündüren bir tablo oluşturuyordu.
O an kendi kendime şu soruyu sordum:
Ey aziz Konya, bize yakışan manzara gerçekten bu mu?
Elbette kültür ve sanat etkinlikleri olsun. Gençler konserlere gitsin, eğlensin, şehir sosyal hayatını yaşasın. Buna kimsenin itirazı olamaz.
Ancak eğlence; bıçaklı kavgalara, alkolün gölgesinde yaşanan olaylara ve güvenlik endişesine dönüşüyorsa, burada durup düşünmek gerekir.
Bu mesele sadece emniyetin meselesi değildir.
AK Parti, MHP, Saadet Partisi, Yeniden Refah Partisi... Konya'da siyaset yapan herkesin bu tablo üzerine söyleyecek sözü olmalıdır.
Sadece siyasi partiler de değil...
Sivil toplum kuruluşları, vakıflar, dernekler, kanaat önderleri ve aileler de sorumluluk üstlenmelidir.
Konya, tarih boyunca ilimle, irfanla ve medeniyetle anılan bir şehir oldu. Hazreti Mevlana'nın hoşgörü iklimine ev sahipliği yapan bu kadim şehirde, gençlerimizin bıçaklandığı, alkolün konuşulduğu görüntüler normalleştirilmemelidir.
Bu yazının amacı bir festivali ya da konsere gelen herkesi hedef göstermek değildir. Binlerce insan ailesiyle birlikte konseri izledi, güzel vakit geçirdi.
Ancak yaşanan olumsuzlukları da görmezden gelemeyiz.
Bugün konuşmazsak, yarın daha ağır olaylarla karşılaşabiliriz.
Konya'nın gençlerini yalnızca eleştirmek değil, onlara sahip çıkmak zorundayız.
Çünkü mesele sadece bir konser değil...
Mesele, nasıl bir şehir olmak istediğimizdir.
Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.